İzleyiciler

giyim kuşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
giyim kuşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Aralık 2017 Cumartesi

Rengarenkler Özgürlüktür



Kıyafet insanın ruhunu ve  iç dünyasını yansıttığı gibi, aynı zamanda bir kültür oluşturur. Sanatçılar olduğu gibi insandırlar.  Giyim kuşamları diğer irsanlardan farklı olabilir. Hiç bir sanatçı monotonluğu sevmez. Rutin çalışmaları olsa da iniş çıkışları, efes alışları ve ilham aldığı kendince kutsal sırları vardır.  Sanatçılar rengarenk bir montla özgür, simsiyah bir gözlükle havalı, yuvarlak bir şapka ile avare, dik yürüyüşüyle özgven sahibidirler. Yazar, çizer, resmeder. Kim böyle bir monta sahip olmak ister!...

Profösör

8 Temmuz 2016 Cuma

Ölçülü Giyinmek



Bir gerçeği şekillendiren o gerçeğin özünü oluşturan onun ölçüsüdür. Görünen ölçüsü elle tutulan, gözle görülen onun matematiksel ölçüsü ve  bir geometrisidir. , O gerçeğin ruhunu yansıtan ölçüsü ise; dini, ahlaki ve manevi değeridir. Doğru şekil dediğimiz zaman doğruluk ölçeklerinde oluşturulmuş şekilden söz edebiliriz. İyi bir şekil dediğimiz zaman iyilik ölçeklerinde bir şekli düşünürüz. Güzel bir şekil ise aynı mantıkla güzellik ölçeklerine uygun bir şekil aklımıza gelmektedir. Esas olan ölçüdür. Ölçü tektir. Fakat şekil ve bütün şekiller o ölçüye uyandır. Bu bir giysidir. Bu bir yiyecektir. Bu bir duruştur ve davranıştır. İnsanlar şekliyle değil, duruş ve davranışlarına göre yargılanır. Doğru, iyi ve güzel davranış ölçülü olan Kuran'la kuşanılmış ve kuşatılmış bir ölçüdür.

İnanç ve kültürümüzde bir baş bağlayışın türlü türlü şekli ve çeşidi vardır. Bütün dünyada bu farklılıklar gösterebilir. Ülkemizde bile bölge bölge, yer yer folklorik özelliklerde baş bağlayış şekilleri vardır. Bu kültür tesettür inancına ve anlayışına bağlıdır. Başı örtmek bir inanç olduğu kadar, bir kültür dedik. Başı örtmek, kadın ve erkek için yazın da, kışın da iklim olarak bir ihtiyaç olabiliyor. Kışın soğuğundan, yazın da sıcağından bizi bir nevi örtülerimiz koruyor. Kıyafet bir bütün olduğu için başımızı örttüğümüz başörtüsünün de elbisemize ve genel kıyafetimize uygun düşmesine özen gösteririz. Müslümanlar ve tesettür hassasiyeti gösteren kadınlar da nasıl bir baş örtüsü kullanmalıyım, ve ne şekilde tesettürlü olmalıyım dendiğinde elbette kendi tercihleri olacaktır. Ben inanıyorum ki Kuran'ın ölçüsüne uyanlar  Allah'ın rızasını kazanarak mutlu olacaklardır.

Bir karadenizliyi neden peştemal giyiyorsun, bir ingiliz müslüman kadına neden pardösü giyiyorsun, bir İranlı kadına neden çarşaf giyiyorsun, bir Pakistanlı kadına neden ferece giyiyorsun, bir Afganlı kadına neden burka giyiyorsun gibi onları  sorgulama hakkımız yoktur. Biz sadece kıyafetin şekline değil, tesettür ölçülerine bakarız. Yine de diğer insanların giyim tercihlerini kendilerine bırakırız. Kur'an ölçüleriyle ölçülü ise, bir kıyafeti tesettüre uygun buluruz. Değilse bu tesettürdür diyemeyiz. Onun için şekli bir kavramı kullanmak yerine ölçü kavramını yeğleriz.

Allah cümlemizi hidayete erdirsin ve bizi salih kullardan eylesin. 

Türkan Eraslankılıç




Not: Türkan Eraslankılıç'ın bu makalesi bugünkü http://www.turkaneraslankilic.com/2016/07/olculu-giyinmek.htmlü  linkinde neşredilmiş bulunmaktadır. Umarım istifade edilir.

10 Haziran 2016 Cuma

Kıyafet ve Davranış


İnanan ve inandığını hakkıyla yaşamak isteyen müslüman kadın ve erkekler kıyafet ve davranışlarına azami derecede dikkat gösterirler. Kadınlarımız yaratılıştan cezbedici özelliklere sahip olduğundan erkeklerden de giyim kuşam ve davranışlar konusunda daha çok hassasiyet göstermeleri çok doğaldır. 

Kitabımız Kuran'da müslümün kadınların giyim kuşamıyla ilgili tesettür ayetleri dikkat çekicidir. Kur'an kıyafetle ilgili ölçü verir. O ölçüye göre müslüman kadınlar da giyim kuşam ve davranışlarına özen gösterirler. Dinimizdeki hüküm ise; Kadınların vücut hatlarının belli olmayacak herhangi bir elbise ile örtünmesi farzdır. İslam dini, tesettürü emretmiş, ama belli bir örtü şekli bildirmemiştir. 

Giyinme konusunda elbette işin fıkhi yönüyle ilgili kısmını ilahiyatçı hocalarımızdan bütün ayrıntılarıyla öğreniyoruz. Biz giyim kuşamın daha çok işin sosyal yönüyle olan kısmına bakarsak, kullandığımız kıyafetlerin en başta inandığımız değerleri hakkıyla yansıtacak ve asla değerlerimize ters düşmeyecek şekilde olmalarına dikkat ederiz. Daha doğrusu; doğru düzgün giyinmek kadının da erkeğin de ihtiyacıdır. Elbette inanan ve takva sahibi olan bir müslüman, evinde, mahreminde kullandığı kıyafetiyle, yani ev kıyafetleriyle, dışarıya çıktığında, kullandığı sokak ya da işyeri kıyafeti farklı olacaktır. 

Mahremimizin dışında kullandığımız bütün kıyafetler, hem tesettür ölçülerini karşılaması, hem de şatafattan, abartıdan uzak, fakat elaleme karşı da bizi küçük düşürecek bir giysi olmamasına özen göstermeliyiz. 

Özellikle kadınlarımız üzerinde taşıdığı elbisesiyle, aksesuarlarıyla yanlış bir algı oluşturacak değerlerden kaçınmalı ve toplumu rahatsız edecek davranışlardan da ahlaken uzak durmalıdır. Her zaman kıyafet denince aklımıza hemen üzerimize giyindiğimiz elbisemiz gelir. Oysa üzerimizdeki giysi kadar, hal ve hareketlerimiz de bir imaj ve bir algı oluşturur. Bu imaj ve algı, iyi ya da kötü bir zihniyeti yansıtır. Müslüman kadının zihniyeti iffet kavramında şıklığı, zerafeti ve asaleti aynı çizgide buluşturabilmesidir. Özellikle tesettürlü kadınlar kendisine bir elbise düşünürken stil ve modelde sadeliği seçmelidir. Bir elbisenin tasarımında gereksiz dokunuşlar, kullanılan metaryal ve aksesuarlar da bazen bütünüyle sadeliği bozan şeylerdir.

Nasıl ki inanan bir kadın; giyim kuşamda tesettürü kendine şiar ediniyorsa, başta Allah’ın rızasını kazanmak içindir. Tesettürü istiyerek ve severek kendi nefsinde uygulaması onun takva yolunu seçmesindendir. Yine inanan bir kadın toplum içindeki davranışlarını taşıdığı kıyafetin gereği gibi düşünerek, daha edepli, daha seviyeli ve daha bilinçli olmak durumundadır. Hem üzerimizde taşıdığımız giysi ve aksesuarlarımızın tesettüre uygun olması, hem de davranışlarımızın, hal ve hareketlerimizin, adabı muaşerete de uygun olması gerekir. 

Bunun dışında biz kadınların ilim irfan sahibi olması, yaptığımız bir işin hakkını vererek, hakkımızda iyi şeylerin konuşulması, ismimizin yüceltilmesi ve asla kirletilmemesi de şiarımız olmalıdır. İçinde bulunduğumuz Kutsal Ramazan ayında giyim kuşamımıza azami hassasiyeti göstermeliyiz. İnanan insan kadın olsun, erkek olsun öncelikli olarak, kendisine takva elbisesi edinmelidir. Ayrıca elbisenin, aksesuarın, hatta davranışların teşhirciliğe girmemesi ve ziynetini İslami esaslarla zenginleştirmesi onu huzurlu ve mutlu eder.

"Özellikle kadınlarımız üzerinde taşıdığı elbisesiyle, aksesuarlarıyla yanlış bir algı oluşturacak değerlerden kaçınmalı ve toplumu rahatsız edecek davranışlardan da ahlaken uzak durmalıdır."



Not: Marka ve stil danışmanı Türkan Eraslankılıç'ın Kıyafet ve Davranış üzerine yazmış olduğu bir makaleyi takipçilerimle paylaşıyorum. Diğer yazılarını merak edenler için Türkan Eraslankılıç ismiyle Google'den web sitesi ve sosyal medya hesaplarına ulaşabilirsiniz.

Profösör






31 Ağustos 2012 Cuma

Kalbimiz Kuş Gibi Hafiflesin




İnsanın en güçlü, en enerjik, en huzurlu, en mutlu olduğu vakit, Allah ile doğrudan kurduğu irtibattır. Bu öyle bir bağdır ki, bir damla suyun denize kavşması gibidir. Bir rengin, milyonlarca renk skalası içinde yerini bulması gibidir. Duanın zamanı ve zemini olmadığına göre, ruhumuzun taşıdığımız bedendeki en şuurlu halidir. Dua bir nevi tayyi mekan, tayyi zamandır. Dua Allah'ın huzuru ve yanıdır. Bir kimse faniliğini bilse, bütün günahlarından nedamet duysa, Allah'ın mağfiretini istese, göz yaşını akıtsa, O'nun verdikleriyle tefekkür etse, tezekkür etse, teşekkür etse, sanki yeniden doğmuş gibi bütün ağırlıklarından kurtulur. Kuş gibi hafifler. O'nun Allah için nefes alıp vermesi demek, şuur sahibi olması demektir. O zaman alınan bir nefes, huzur ve mutluluk için bir ömre bedeldir.

Yazı ve Fotoshop çalışması: Profösör

Ffotoğraf çekimi: Hurşit Akyıl



10 Mart 2012 Cumartesi

Giyim Kuşamda Kıyafet Kültürü

Eğer bir toplum bilinçli toplum ile tüketici toplum arasında gidip geliyorsa, o toplum hayatını, içinden çıkılmaz bir sendrom olarak yaşıyor demektir. Rotası belli olmayan, freni patlamış, hızla yol alan bir kamyonun akıbeti sadece kendisine değil, o toplum içinde herkese olumsuz etkisi olacak bir faciaya yol açacaktır. Başta solumuş olduğumuz kapitalist sistem, liberal hipnotizmasıyla insanı bir tüketici formatına dönüştürüp, efendilerin kölesi ve efendilerine bağımlı hale getirecek, reklam ve pazarlama sonucu birer alışveriş delisi haline getirecek, her türlü enstrümanı kullanmaktadırlar. Kişi, fıtri ve doğal bir hayat felsefesinden kopartılıp, yapay, duygularını semirtecek bir marazi düşünce sistemi içinde paradoks bir hayatı tercihe zorlanacaklardır. Bu teslimiyet ve köleliğin başlangıcı başta cehalettir. İslam anlayışına göre sağlığın, huzurun, mutluluğun ve bereketin başlangıcı önce cehaleti gidermektir. "Allah'ın adıyla oku" emrinin yerine getirilmesiyle cehalet gecenin karanlığının perde perde aydınlanmasıyla giderilmesidir. Kişi okumak, öğrenmek ve bilmekle bilinçlenmenin ilk kapısından adımını atarak girmesi demektir. Akıl sahibi insanlar, inancıyla, irfanıyla, vicdanıyla, iradesiyle, kendisine yön verdiği gibi, bilinçli birey olarak toplumun bilinçlenme mayasını oluşturacaktır. Bilinçli toplum da, hiç bir maddi ve manevi bir tasmayı asla boynuna vurdurmayacak, prangayı ayaklarına taktırmayacak, kelepçeyi de bilekçe olarak kullanmayacaktır.

Zamanımızda moda, varlık itibariyle bir sömürü aracıdır. İnsanın ulvi inanç değerleriyle taban tabana zıt bir olgudur. İslam estetik olanı kabul eder. Bu etiğe, ilkeye ve ahlaki kurallara bağlı bir güzelliktir. İslam giyim kuşamda tekâmüle ve gelişmeye izin verir. Hatta emreder. İnsan giyim kuşamda ya İslam dairesi içinde yaşar, ya da islam dairesi dışında herhangi bir anlayışı benimseyerek giyim kuşamda bir hayatı tercih eder. Eğer kişinin İslami değerlerle ilgili yaşama hassasiyeti varsa, başta cinselliği teşhir eden, fikri ve hissi duygulardan uzak duracaktır. Sonra da kendisi için ahlaki ve estetik düşünce ve duyguların birleştiği bir temayı içeren giysileri tercih edecek, bununla da inandığı değerlere göre bir hayat tarzı belirleyecektir. İslam inancında giyim ve kuşam, kadın için de, erkek için de kesinlikle cinselliği içermeyecektir. Kıyafet sadece giyim ve kuşam değildir. Kıyafet kişinin aynı zamanda taşıdığı hal ve hareketleridir. Çünkü insan giyim kuşamına göre hareket eder. Ya da hal ve hareketini giyim kuşama göre belirler.

Bugün giyim kuşamda moda, dünya trendlerine göre belirlenmektedir. Aynı zamanda eldeki kumaş stoklarına göre de hareket edilmektedir. Giyim kuşam bir inancın, bir dünya görüşünü taşıyan insan üzerinde bir vücut dilini oluşturan en önemli bir unsurdur. Kadın veya erkek taşıdığı kıyafet ve davranışlarıyla bıraktığı imaj, bilinçli bir hanımefendilik ve bilinçli bir beyefendilik değerleridir; ya da her ikisi için ulvi değerleri taşımayan, sıradan birer moda tutkunu mahkümlardır. Bilinçli kullanıcı değil, tam aksine tam bir tüketici mahkümudur. Nice tesettür modacılarının düştüğü handikap da, kreasyonlarında taklitçi, abartılı, kıyafetlerde uyguladığı gereksiz aksesuarlarla, kadını ulviyeti taşıyan bir insan imajı yerine, kendi kafalarınca kadına alımlı, şirin bir kadın görüntüsü vermeye çalışıyorlar. Adı üstünde tesettür, özellikle kadını kadınlık cazibesinin içinde bulunduğu bir kıyafetten alıkoymaktır. Giyim kuşamda kafa karışıklığı içinde olan üretici firmalar ve kullanıcılar, önce vicdanının sesini aynaya bakarak duymalıdırlar. Giyim kuşamda kıyafet başka kültürlerin sömürüsünde bir yama gibi durmamalıdır. Kıyafet inanca, ahlaka, adaba, geleneklere, kültürümüze dayalı düşünce ve duygudan kaynaklanmalıdır. Kıyafet tasarımı ancak bu ulvi değerlerle yüklü, anlayış içinde gelişirse tekamül bulabilir.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...