İzleyiciler

kıyafet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kıyafet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Aralık 2017 Cumartesi

Rengarenkler Özgürlüktür



Kıyafet insanın ruhunu ve  iç dünyasını yansıttığı gibi, aynı zamanda bir kültür oluşturur. Sanatçılar olduğu gibi insandırlar.  Giyim kuşamları diğer irsanlardan farklı olabilir. Hiç bir sanatçı monotonluğu sevmez. Rutin çalışmaları olsa da iniş çıkışları, efes alışları ve ilham aldığı kendince kutsal sırları vardır.  Sanatçılar rengarenk bir montla özgür, simsiyah bir gözlükle havalı, yuvarlak bir şapka ile avare, dik yürüyüşüyle özgven sahibidirler. Yazar, çizer, resmeder. Kim böyle bir monta sahip olmak ister!...

Profösör

30 Ekim 2017 Pazartesi

Seni Tek Geçerim


İmaj denince sadece görsel değerler akla gelir nedense. Oysa imaj bir kişi için, onun sadece kaşı gözü ve boyu bosu değildir. İmaj kişinin bizatihi bütünüyle kendisidir. Giyim kuşamı, kıyafetleri, davranışı, düşünceleri, söylemleri ve aynı zamanda hayata bakışıdır. Doğruları, yanlışları, güzellikleri, çirkinlikleri, iyilikleri ve kötülükleridir. Bütün bu değerler kişinin inancı ve davranışlarıyla bütünleştiğinde bir fotoğraf verir bize.

Mütedeyyin bildiğimiz bir arkadaşımızın “Muratım seni tek geçerim kardeşim” cümlesini kurması inanç değerleriyle çeliştiğini söyleyebiliriz. “Tek geçmek”  At yarışlarında, ganyan bayilerinde ve kupon dolduran oyuncuların söylemlerinde yer alan bilinir bir cümledir. At yarışı oynamak, kupon doldurmak ve ganyan bayiine teslim etmek kumara iştirak etmek demektir. Dinde kumarın yeri yoktur. Mütedeyyin bir kimse şiddetle toplumu ifsad eden kumardan kaçınır. Her türlü kumara karşıdır.

Profösör

8 Temmuz 2016 Cuma

Ölçülü Giyinmek



Bir gerçeği şekillendiren o gerçeğin özünü oluşturan onun ölçüsüdür. Görünen ölçüsü elle tutulan, gözle görülen onun matematiksel ölçüsü ve  bir geometrisidir. , O gerçeğin ruhunu yansıtan ölçüsü ise; dini, ahlaki ve manevi değeridir. Doğru şekil dediğimiz zaman doğruluk ölçeklerinde oluşturulmuş şekilden söz edebiliriz. İyi bir şekil dediğimiz zaman iyilik ölçeklerinde bir şekli düşünürüz. Güzel bir şekil ise aynı mantıkla güzellik ölçeklerine uygun bir şekil aklımıza gelmektedir. Esas olan ölçüdür. Ölçü tektir. Fakat şekil ve bütün şekiller o ölçüye uyandır. Bu bir giysidir. Bu bir yiyecektir. Bu bir duruştur ve davranıştır. İnsanlar şekliyle değil, duruş ve davranışlarına göre yargılanır. Doğru, iyi ve güzel davranış ölçülü olan Kuran'la kuşanılmış ve kuşatılmış bir ölçüdür.

İnanç ve kültürümüzde bir baş bağlayışın türlü türlü şekli ve çeşidi vardır. Bütün dünyada bu farklılıklar gösterebilir. Ülkemizde bile bölge bölge, yer yer folklorik özelliklerde baş bağlayış şekilleri vardır. Bu kültür tesettür inancına ve anlayışına bağlıdır. Başı örtmek bir inanç olduğu kadar, bir kültür dedik. Başı örtmek, kadın ve erkek için yazın da, kışın da iklim olarak bir ihtiyaç olabiliyor. Kışın soğuğundan, yazın da sıcağından bizi bir nevi örtülerimiz koruyor. Kıyafet bir bütün olduğu için başımızı örttüğümüz başörtüsünün de elbisemize ve genel kıyafetimize uygun düşmesine özen gösteririz. Müslümanlar ve tesettür hassasiyeti gösteren kadınlar da nasıl bir baş örtüsü kullanmalıyım, ve ne şekilde tesettürlü olmalıyım dendiğinde elbette kendi tercihleri olacaktır. Ben inanıyorum ki Kuran'ın ölçüsüne uyanlar  Allah'ın rızasını kazanarak mutlu olacaklardır.

Bir karadenizliyi neden peştemal giyiyorsun, bir ingiliz müslüman kadına neden pardösü giyiyorsun, bir İranlı kadına neden çarşaf giyiyorsun, bir Pakistanlı kadına neden ferece giyiyorsun, bir Afganlı kadına neden burka giyiyorsun gibi onları  sorgulama hakkımız yoktur. Biz sadece kıyafetin şekline değil, tesettür ölçülerine bakarız. Yine de diğer insanların giyim tercihlerini kendilerine bırakırız. Kur'an ölçüleriyle ölçülü ise, bir kıyafeti tesettüre uygun buluruz. Değilse bu tesettürdür diyemeyiz. Onun için şekli bir kavramı kullanmak yerine ölçü kavramını yeğleriz.

Allah cümlemizi hidayete erdirsin ve bizi salih kullardan eylesin. 

Türkan Eraslankılıç




Not: Türkan Eraslankılıç'ın bu makalesi bugünkü http://www.turkaneraslankilic.com/2016/07/olculu-giyinmek.htmlü  linkinde neşredilmiş bulunmaktadır. Umarım istifade edilir.

10 Haziran 2016 Cuma

Kıyafet ve Davranış


İnanan ve inandığını hakkıyla yaşamak isteyen müslüman kadın ve erkekler kıyafet ve davranışlarına azami derecede dikkat gösterirler. Kadınlarımız yaratılıştan cezbedici özelliklere sahip olduğundan erkeklerden de giyim kuşam ve davranışlar konusunda daha çok hassasiyet göstermeleri çok doğaldır. 

Kitabımız Kuran'da müslümün kadınların giyim kuşamıyla ilgili tesettür ayetleri dikkat çekicidir. Kur'an kıyafetle ilgili ölçü verir. O ölçüye göre müslüman kadınlar da giyim kuşam ve davranışlarına özen gösterirler. Dinimizdeki hüküm ise; Kadınların vücut hatlarının belli olmayacak herhangi bir elbise ile örtünmesi farzdır. İslam dini, tesettürü emretmiş, ama belli bir örtü şekli bildirmemiştir. 

Giyinme konusunda elbette işin fıkhi yönüyle ilgili kısmını ilahiyatçı hocalarımızdan bütün ayrıntılarıyla öğreniyoruz. Biz giyim kuşamın daha çok işin sosyal yönüyle olan kısmına bakarsak, kullandığımız kıyafetlerin en başta inandığımız değerleri hakkıyla yansıtacak ve asla değerlerimize ters düşmeyecek şekilde olmalarına dikkat ederiz. Daha doğrusu; doğru düzgün giyinmek kadının da erkeğin de ihtiyacıdır. Elbette inanan ve takva sahibi olan bir müslüman, evinde, mahreminde kullandığı kıyafetiyle, yani ev kıyafetleriyle, dışarıya çıktığında, kullandığı sokak ya da işyeri kıyafeti farklı olacaktır. 

Mahremimizin dışında kullandığımız bütün kıyafetler, hem tesettür ölçülerini karşılaması, hem de şatafattan, abartıdan uzak, fakat elaleme karşı da bizi küçük düşürecek bir giysi olmamasına özen göstermeliyiz. 

Özellikle kadınlarımız üzerinde taşıdığı elbisesiyle, aksesuarlarıyla yanlış bir algı oluşturacak değerlerden kaçınmalı ve toplumu rahatsız edecek davranışlardan da ahlaken uzak durmalıdır. Her zaman kıyafet denince aklımıza hemen üzerimize giyindiğimiz elbisemiz gelir. Oysa üzerimizdeki giysi kadar, hal ve hareketlerimiz de bir imaj ve bir algı oluşturur. Bu imaj ve algı, iyi ya da kötü bir zihniyeti yansıtır. Müslüman kadının zihniyeti iffet kavramında şıklığı, zerafeti ve asaleti aynı çizgide buluşturabilmesidir. Özellikle tesettürlü kadınlar kendisine bir elbise düşünürken stil ve modelde sadeliği seçmelidir. Bir elbisenin tasarımında gereksiz dokunuşlar, kullanılan metaryal ve aksesuarlar da bazen bütünüyle sadeliği bozan şeylerdir.

Nasıl ki inanan bir kadın; giyim kuşamda tesettürü kendine şiar ediniyorsa, başta Allah’ın rızasını kazanmak içindir. Tesettürü istiyerek ve severek kendi nefsinde uygulaması onun takva yolunu seçmesindendir. Yine inanan bir kadın toplum içindeki davranışlarını taşıdığı kıyafetin gereği gibi düşünerek, daha edepli, daha seviyeli ve daha bilinçli olmak durumundadır. Hem üzerimizde taşıdığımız giysi ve aksesuarlarımızın tesettüre uygun olması, hem de davranışlarımızın, hal ve hareketlerimizin, adabı muaşerete de uygun olması gerekir. 

Bunun dışında biz kadınların ilim irfan sahibi olması, yaptığımız bir işin hakkını vererek, hakkımızda iyi şeylerin konuşulması, ismimizin yüceltilmesi ve asla kirletilmemesi de şiarımız olmalıdır. İçinde bulunduğumuz Kutsal Ramazan ayında giyim kuşamımıza azami hassasiyeti göstermeliyiz. İnanan insan kadın olsun, erkek olsun öncelikli olarak, kendisine takva elbisesi edinmelidir. Ayrıca elbisenin, aksesuarın, hatta davranışların teşhirciliğe girmemesi ve ziynetini İslami esaslarla zenginleştirmesi onu huzurlu ve mutlu eder.

"Özellikle kadınlarımız üzerinde taşıdığı elbisesiyle, aksesuarlarıyla yanlış bir algı oluşturacak değerlerden kaçınmalı ve toplumu rahatsız edecek davranışlardan da ahlaken uzak durmalıdır."



Not: Marka ve stil danışmanı Türkan Eraslankılıç'ın Kıyafet ve Davranış üzerine yazmış olduğu bir makaleyi takipçilerimle paylaşıyorum. Diğer yazılarını merak edenler için Türkan Eraslankılıç ismiyle Google'den web sitesi ve sosyal medya hesaplarına ulaşabilirsiniz.

Profösör






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...