İzleyiciler

ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ay etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2019 Çarşamba

Suret-i Hal



Her şeyin bir görünen ve bir de görünmeyen yüzü vardır. Alemi şuhud bu alemde görebileceğimiz herşeydir. Alemi gayb ise görünmeyen ve bilinmeyen alemdir. Biz her iki durumun da okunan bir hakikati olduğuna inanırız. Bugün gökyüzüne baktıysanız eğer, gömyüzündemi ayın hali budur. Ay bu haliyle yarımaydan biraz fazla ve dolunaya doğru evrilme biçimindedir. Biz biliriz ki ay dünya gibi güneşin bir uydusudur ve ışığını güneşten alır. Ay ile dünya ile güneş arasına dünya girdikçe gün be gün dolunaydan yarımaya, yarımaydan karpuz dilimi hilale kadar şekil değiştirir. Tekrar hilalden yarımaya, yarımaydan dolunaya yeniden hayat bulur. Arapça öyle zengin bir dil ki, araplar deve yavrusunun doğumundan sonrası bütün yaşadığı yıllar için farklı farklı isimler vermiştir. Aynı şekilde de, ayın her hali için araplarda bir ismi vardır. Ay da, yıldızlar ad, güneş de ışığını birbirinden alır ve bu Kudreki ilahinin kakikatidir.

Bu çalışma  "Suret-i Hal" ismiyle müsemma fotoğraf okumaları için hazırlanmış bir poster çalışmasıdır. Arkafon üzerine yapılan vektörel grafik çalışılmıştır. 

Profösör









26 Ağustos 2016 Cuma

İmanım ve İhlasım




Not: 
Dünkü Yeni Birlik Gazetesi 
Buluşma Noktası'nda neşrolunan karikatürüm 
Bloğumda da sizlerle paylaşıyorum. 

Profösör

4 Temmuz 2015 Cumartesi

Bir Nefes Çocukluk


Apartmanlar, rezidanslar, üst üste birbirinin üzerine yıkılacakmış gibi duran binalar ürkütüyor insanı. Daha çocukken kafeste yaşar gibi onuncu kat, onsekizinci kat çocukları, asansörle ayağını yere basabiliyor. Ayağı toprağa değil, betona basan çocuklar. Kırmızı ışıkta dur, yeşilde geç. Trafik ışıkları, her an yaşamak için dikkat gerektiren durumlar. Gelecek kaygısı ve ruhsal  hastalıklar. Anarşi, terör ve anomi. Oysa çocukların özgür yaşantıları olmalı ki; özgürce sonsuz hayalleri onları büyülü bir dünya sunmalı. Gözleri bulutlarda, saçlarında rüzgar, çevresinde kuşlar olmalı. Gökyüzünde nazlı nazlı uçan uçurtmaların kuyruğunda olmalı umutları. Dönen bir topacın etrafında kevnetlenmeli çocuklar. Üzüntü ve hüzün yerine gülümsemeli çocuklar. Bir köy çocuğu kadar özgür olmalı çocuklar. Güneşin batışıyla çanak çömlek patlamalı, ayın doğuşuyla duygular oynaşmalı, yıldızların kayışıyla dilekler tutulmalı. Çocuk gibi çocuk olmalı. 

Profösör

30 Mart 2015 Pazartesi

Masalımsı...


Bir objeye baktığımızda sadece onun dış görünüşü değil, aynı zamanda  içinde taşıdığı masalımsı düşünce ve duygularla bizi içine çeken bir cazibesi olduğunu hissederiz.  Bir halıya baktığımızda kırmızıların hakim olduğu acem ülkesinin esintilerini, çatık kaşlı, pala bıyıklı, sakallı karekterlerin iskambil kağıtlarından fırlayarak uçan halının püskülleriyle devrin  insanı oluveririz hemen. Ya da gökyüzüne baktığımızda bulutların kabarcık kabarcık, insan ve hayvan figürlerinin resimleriyle karşılaşırız. Gecenin mavisinde penceremizden gülümseyerek bakan dolunayın bazen bize kaşlarını çattığını farzederiz. Bazen uçan halıda, bazen içinden cin çıkan şişede masalımsı, bazen, bulutlarda ve ayda duygusal, bazen yıldızlarla heyecanımız bir olur kayar gideriz.

Profösör

17 Şubat 2014 Pazartesi

1 Aralık 2013 Pazar

Köyümden, Çakmaklık deresinden..

Güneş batsa da ufukta, 
Ay doğar bahtımıza. 
Bugün nedense hüzün var; 
Çıkarız gönül tahtımıza.


Profösör



Fotoğraf: Hurşit Akyıl

9 Ekim 2012 Salı

Bir Kitaba Bakalım

İslami esaslar dendiği zaman bütün İslami ilimlerin anlaşılması akla gelmelidir.  İslam'ın anlaşılmasıyla birlikte bir yaşam haline getirilmesinde, İslami ilimlerde temel olarak öğrenilmesi gereken değerleri öncelikle doğru örenmek ve doğru bilmekten geçiyor.. Günümüzde bir kişi, ilmi arapçayı bilmeden, tefsir bilmeden, kelam bilmeden, hadis bilmeden, fıkıh bilmeden, siyeri nebi bilmeden ve bunların metodolojisini uygulamadan, İslami bir rahleyi tedrisattan geçmeden, kendisini yazdıkları ve söyledikleriyle bir İslam alimi yerine koyabiliyorsa, hatta fetva makamındaki birinin sıfatına bürünebiliyorsa, böyle kişilere karşı kesinlikle temkinli bakmak gerekiyor. Kuran meallerle anlaşılacak bir kitap değildir. Kuran bir incil ve bir Zebur gibi okunacak bir kitap da değildir. Koskoca mezhebin kurucusu İmamı Azam dahi, kendisine sorulan bir soruya karşılık, eve gidip bir kitaba bakalım dediğini hatırlamalıyız. Elbette bir insan eğer müslümansa, İslam'ın gerektirdiği temel akideleri bilmekle birlikte de uygulamakla mükellef olduğunun bilincindedir. İslam; itikat, ibadet ve ahlak kavramlarını bir bütün olarak vazeder ve bir bütün olarak da müslümanlar İslam'ı yaşayarak içselleştirirler. Harfler, kelimeler, kavramlar, cümleler içindeki yeri, yaratılış hakikatine hiç bir zaman ters düşmeyecek şekilde yerlerini bulurlar. Şuurlu bir müslüman; İslam nedir, iman nedir, ihsan nedir, irfan nedir bunun bilincindedir. Kalp nedir, işlevi nedir, ruh nedir, can nedir, bütün bu kelimeler, gerek soyut, gerek somut anlamda ait olduğu cümlelerde yerini bulur. Bir kişi alanında ehil ve liyakat sahibi olmadan, biliyorum zannıyla ve bildiklerini içselleştirmeden, birinin anlamını ve işlevini diğerine, diğerinin anlamını ve işlevini de öbürüne yüklemenin, ayrıntılarda kaybolarak, belkilerle kesin hüküm vermenin doğru olmadığının bilincine varmalıdır.

Kuran'da işaret edilen en önemli nokta kişinin Allah karşısında haddini bilmesi, azemeti karşısında da boynunu bükmesidir. En büyük cihadın nefis terbiyesiyle ilgili olduğunu bildiğimiz için, silahımızı da nefsimizi terbiye etmede ve onu diz çöktürmede kullanırız. İrademizi iyiliklerden, güzelliklerden ve doğruluklardan yana kullanırız. Bütün mesele hayatımızı Kuran'a göre düzene sokmamızdır. Öğrendiklerimiz konusunda ehil ve liyakat sahibi kişilerden olursa, gönül rahatlılığıyla o bilgiye teslim oluruz. Herşey Kuran'da belirtildiği gibi apaçık ortadadır. Biz de yaptıklarımızın iyi ya da kötü oluşunu fıtraten mevcut olan vicdanımızda da hesabını veririz. Doğru bilgi edinmek, öğrendiklerimizi konusunda otorite olan hocalarımızın günün meselelerine İslami açıdan bakışlarıyla sağlamasını yaparız. Madem ki günümüz bilim ve iletişimin ortak noktası ve bilişim çağıdır, bunu bilinç çağına taşıyabilmemiz ancak Kuran'la nurlanmamızdır. Bugünkü dünyada artık bir bilim adamının çalışmaları tek başına birşey ifade etmemektedir. Oysa ilmi gelişmeler her konuda ilim adamlarının ortak gayretleriyle ortaya koyduğu değerler, ilmi bir heyet tarafından tasdik edilmeli ve doğrulanmalıdır. Bir kişinin yazdığı tefsirle, bir heyetin ortaya koyduğu tefsir arasında isabet açısından ve usül açısından çok fark vardır. Heyet halinde yapılan ilmi çalışmalar; kişinin takıntılarından uzak, aynı zamanda da, Kuranın işaret ettiği meşveret ve şura kurumunun fiilen ve resmen uygulanması anlamına gelmektedir.

İslam adaleti ve hakkaniyeti getirirken bütün insanlığa sunduğu hayat tarzı, insanlığın huzuru, mutluluğu, refahı, barışı için getirdiği İslam Medeniyetidir. İslam sadece bir inanç meselesi ve asla ruhbanlık değildir. Bize düşen bildiklerimizi ve öğrendiklerimizi sağlama alarak hayatımızda uygulamaya sokmaktır. Harfler, heceler, kelimeler, cümleler içinde boğulup kalmamaktır. Sözün özü; Allah'a ve Resül'ine inanmak, inanarak yaşamak ve Allah yolunda hayırlı işlere koşarak Allah'ın rızasını kazanabilmektir.

Yazan: Profösör
Fotoğraf: Hurşit Akyıl
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...