İzleyiciler

terapi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
terapi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Kasım 2015 Pazartesi

İyilik Terapidir


Mecidiyeköyde, tam kavşakta, trafik ışıklarının önünde pejmurde küçük bir çocuk kağıt mendil satıyor. Işıklar bir yanıp bir sönüyor. Sarı ışık yandığında heyecanlanıyor, kırmızı ışık yandığında ise sevinci ikiye katlanıyor. Çünkü çocuk kırmızı ışıkta duran otomobil sürücülerine yalım yalkar kağıt mendil satıyor. Yeşil ışık yandığında da çocuk duruluyor; sanki  üzülüyor. 

Ne yazık ki acımasız bir hayat; çocuğun elinde  mendil tutmasına rağmen, akan burnunu silemiyor.  Sümüklü çocuk bir iki merdil satacak, para kazanacak, eve para götürecek.  Yeşil ışık yandığında arabalar duruyor, çocuk otomobilin penceresinden sürücülere mendil uzatıyor. Bu böyle devam edip gidiyor. Kimisi reddediyor, kimisi mendil almadan, sadaka olsun diye çocuğa üçbeş kuruş verip yoluna devam ediyor.

Vicdanım sızlıyor, sanki insanlığımdan utanıyorum. ilkokula giderken ramazanlarda, kolumda bir sepet  iftar zamanında ramazan pidesi sattığım çocukluğumu anımsıyorum. Çocuğa selam verip, şefkatle yaklaşıyorum. Cebimden ütülü mendilimi çıkartıp, çocuğun  akan burnunu siliyorum. ona bir iki öğüt verdikten sonra, oradan ayrılırken de ona kağıt bir beşlik veriyorum.  Çocuğun bu yaklaşıma verdiği tepki; teşekkürü ve sevincini ifade ederken gülümseyişini hakkıyla tasfir edecek kelimeler bulamıyor, cümleler kuramıyorum. "İyilik yapmak için bahane aramaya gerek yok".

profösör

21 Kasım 2014 Cuma

Ebru Sanatı... Dünya Mirası.


En eski kağıt süsleme sanatı olarak bilinen, Osmanlı Türk İslam Sanatı olarak kabul ettiğimiz Ebru Sanatı Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu olan UNESCO tarafından dünya mirası olarak seçiliyor. UNESCO Türkiye Milli Komisyon Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz Paris'te yapılacak Somut Olmayan Kültürel Miras (SOKÜM) Hükümetlerarası  Komitesi Toplantısı'nda,  Türk sanatı ebrunun dünyanın ortak mirası kabul edileceğini belrterek; "Ebru Sanatı yüzyıllar boyunca bizim kitap kapaklarımızda ve içinde  çok farklı  süsleme teknikleriyle kullandığımız bir kağıt resim sanatı" olduğunu söyledi. Bunu bir sanatçı duyarlıyla sanat ve kültür adına bir müjde ve övünç kaynağı olarak görüyoruz. 

Portre resim sanatından ziyade ebru, hat, tezhib ve minyatür sanatlarının geliştiği geneleksel Türk İslam Sanatı olan Ebru Sanatının Osmanlı döneminde  apayrı bir yeri vardı. Ebru Sanatı soyut olduğu kadar büyülü bir dünyanın anlatımını içerir. Renklerin raksı, ancak birbirleriyle karışarak ve kaynaşarak bir ahengi oluşturur. Ebru Sanatının felsefesinde yatan mantık; "Ben, sen, o, " yoktur. "Biz, siz, onlar" da değildir. "Bütün renkler toplandık, kaynaştık; bir olduk, biz olduk" yani "Hepimiz" ifadesinin anlatımı vardır. Ancak o zaman birlik ve dirlik vardır. Birlik ve dirlikte huzur vardır, mutluluk vardır, bereket vardır. İşte ebrunun varoluş felsefesi  budur.

Ebru sanatımız son yıllarda yeni nesil gençlerimizin ilgisini çekmekle kalmıyor, ona olan ilgiyle öğreniliyor, tatbik ediliyor ve nice gençlerden usta ebru sanatçısı yetişiyor. Belediyelerin ve kültür müdürlüklerinin katkılarıyla açılan ebru kurslarıyla geleneksel ebru sanatımıza sahip çıkılıyor. Bu sevindirici durum genç kızlarımız, öğrencilerimiz ve kadınlarımız tarafından erkeklere nazaran daha da ilgi görüp ebru sanatı gelişiyor. Çünkü ebru sanatı  aynı zamanda insanı olgnlaştırıyor ve insan ruhunu terapi ediyor.

Ebru Sanatı gibi Geleneksel Osmanlı Türk İslam Sanatlarında mutlaka İslami bir mefkure, İslami bir şuur ve sonsuz bir ahenk vardır. İnsanın beş duyusuna hükmeden kalbi bir yaklaşım vardır. İnsanı cezbeden ve insanı içine alan, insanı terbiye eden, iyileştiren bir yönü vardır. İslami, insani ve vicdani değeri vardır. 

Profösör

13 Kasım 2013 Çarşamba

Hayatımın parantezi


Benimkisi biraz kendimden, biraz kentli kimliğimden uzaklaşmaktı. Çocukluğumun geçtiği coğrafyada nefes almaktı... Unutamadığım çocukluk hatıralarımın depreşmesiydi belki de bu. Belki masumiyetimi doğada arayışımdı. Belki de bu bir maceraydı ruhumu okşayan,  gençlik yıllarımdan kalan. Yürünecek yol var; dağlar, ovalar, yaylalar. Güneş var ısıtacak beni; bulutların arkasında saklanan ve benimle körebe oynayan... Beni gölgeleyen var, yukarıda başımın üstünde yeri olan bulutlar. Bir yılı dörde böldüm; üçer ay, üçer ay... Üç aylık zaman diliminden birini kendim için ayırdım... Kendimi çok özel bir parentez içinde buldum. Bu geçirdiğim üç aylık zaman diliminde sanki ben,  bir masal kitabının sayfalarında yeniden hayat buldum. 

Profösör

Fotoğraf: Gazeteci yazar, fotoğraf sanatçısı Hurşit Akyıl
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...