Ateşten inşa edilmiş, cehennemi andıran bin bir labirentin içindeki çıkmaz sokaklarında, inancını ve pusulasını kaybetmiş bir seyyahın, aç, susuz, sefil yalnızlığında, ruhunun karanlıklarında var olan bütün umutlarını tüketmiş, müflis bir ruhun kabir azabında boğulmak üzere iken, karşısında hala "inanma inanma!." diyen bir iblisin, kurtarmak vadiyle kendisine uzattığı el, kendisini kurtarıp, yüceltecek müşfik ve güçlü bir el asla olmayacaktır. Maneviyeten çökmüş bir insanın bu ruh halinden, iblisin uzattığı el; müşfik bir el olmayıp, onu cehennemin esfeli safilin yapan çukurlarından bir çukuruna düşürecektir. Bir insanın ruhen çöktüğü ve ruhen kendini bitirdiği an, ölüm anından beter bir iç hesaplaşmasının yaşadığı iman ile inkar halidir. O öyle bir haldir ki; zerre kadar bir imanın pırıldayışı ile, zerre kadar bir inkarın karşılaştığı bir ikilemdir.
Ya yüreğindeki iman kıvılcımıyla inanç meşalesini yakasın, ya da inkarın karanlık dehlizlerinde, karanlık sokaklarında, kendi ruhunun kendi karanlık hücrelerinde, yapayalnızlığında boğulursun. O halde bize uzanan el lanetlenmiş olan bir iblisin eli olmamalıdır. Bize uzanan el, inancımızı pekiştirecek bir Allah dostunun eli olmalıdır. Bize uzanan el bir mürşidin eli olmalıdır. Kurtuluşun ilk reçetesi, inanmak ve inandığını yaşamaktır. Bu durumda insanın her türlü, iyilikleri ve güzellikleri oluşturacak hayırlı işlerin içinde yer alması, bir taraftan da kötülüklerin ve çirkinliklerin oluşturduğu bütün günahlardan kaçınması olmalıdır.
Zaman zaman aynaya bakacak yüzümüz olmayabilir. Yaptıklarımızla ve işlediklerimizle yüz yüze gelmek istemeyebiliriz. Oysa yüzleşmek demek, kendimizi hesaba çekmek ve kendimizi sorgulamak demektir. Sorgulayarak akleder ve fikrederiz. Sorgulayarak vicdanımızı işletiriz. Sorgulayarak iyi, kötü ikileminden, irademizi iyi yönde kullanma şansını yakalar, çıkmazlara sapmaz, dipsiz çukurlara düşmeyiz. Bunun yanında vicdanımızın sızlaması demek, doğrularımızı harekete geçirecek ve bizi doğru davranışlara sevk edecek melekeyi bize kazandıracaktır. Bu melekeyle irademizi iyi yönde kullanabilir, bu melekeyle güzel ahlaka sahip olabilir ve bu melekeyle iyi bir insan olabiliriz.
Profösör