İzleyiciler

birlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
birlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Haziran 2017 Pazartesi

Birlik ve Dayanışma


İnsan fıtratı gereği tek başına bir  değer ifade etmez. Fakat toplum halinde inancını fiiliyata döktüğünde bir değer ifade eder. Aksi takdirde yalnızlığın bencilliğinde boğulur. Çünkü birlikte rahmet, bereket ve bolluk vardır. Ayrılıkta ise azap ve ıstırap vardır.  İnsanların bir araya gelmesi, toplum halinde yaşaması demektir. Birbirleriyle olan yardımlaşması ve dayanışmasıyla mutlu olur ve huzur bulur.  Çünkü birlik ruhu demek; bütün varlıklarımızla birbirimizin yanında olmak demektir. Eğer karanlıktan kurtulmak ve aydınlanmamız isteniyorsa bunun birbirimizin kandiline yağ damlatmakla mümkün olacağını bilmemiz gerekir. O zaman aydınlanır ve nurlanırız.

Her insanın kendi karekteri ve meşrebine göre bir işi, bir mesleği ve bir görevi vardır. Herkes ihtiyacını birbirinden giderir. Maddi ve manevi olarak yardımlaşma ve dayanışma konusunda şuurlu olmak zorundadır. İnancımıza göre müminler kardeştir. Kardeşlik birlik olmayı ve birlikte olmayı gerektirir. Eğer aramızda tam anlamıyla muhabbet ve ünsiyet oluşturmuş isek, Allah’ın rızasını kazanmak için iyilikte de, kötülükte de kardeşliğimizi ve birliğimizi sürdürmeliyiz. Şuurlu bir toplum olduğumuzda başımıza gelebilecek musibetlerden  korunmuş oluruz. Ümmet olma şuuru da bunu gerektirir. Milli mücadele ve Çanakkale savaşları yedi düvele karşı kazanılmıştır. Çanakkale zaferi bütün İslam ümmetinin zaferidir. Hatta bütün mazlum milletleri de sevindirmiş, milli  bağımsızlığı ve kurtuluşları için bir umut olmuştur. İslam ümmeti bir anlamda Osmanlı bakiyesidir. Osmanlının onların nezdinde büyük bir itibarı vardır. Onlar da ümmet olmanın şuuruyla Çanakkale savaşlarında şehit vermişlerdir. Bütün ümmet, kadınıyla  erkeğiyle, varını yoğunu elinde ne varsa milli mücadele için göndermişlerdir.

Bugün dünyadaki mücadele ve savaşlar, hep Hak ile batılın mücadelesidir. Müslümanlar şuurlandıkça  bütün insanlığın yüzü gülecektir. Barışın, huzurun, mutluluğun, adaletin ve ahlakın yegane teminatı İslam’dır. İslam hakkıyla yaşandıkça, topluma hakim oldukça birlik içinde olur ve dirlik içinde yaşarız. Çünkü İslam, birliğin ve Tevhidin dinidir. Cemaat olma şuuru ümmet olma şuurudur. Bir cemaat bir başka cematin alternatifi değildir. Bütün cemaatler ümmet olma disiplini içinde birbiriyle ayrılmaz bir bütündür. Bütün kalpler Allah için çarpar. Bu zihniyeti taşıyanlar sevgide, şefkatte, merhamette birliktedirler. Bize düşen Allah ve Resul’üne tam bir teslimiyetle itaat etmektir. Birbirimiz arasındaki anlaşmazlıkları Kitap ve Sünnet’le gidermeliyiz. Birbirimize karşı adaletli olmalıyız.  Beşeri ve nefsi zaflarımıza yenik düşmemeliyiz. Birbirimizle çekiştikçe gücümüzü kaybederiz. Parçalandıkça ve bölündükçe kolayca yutulan bir lokma haline geliriz. Oysa birlik ve beraberlik maddeten ve manen büyüme demektir. Hiç bir güç böyle bir toplumu altedemez demektir.

Birlik ve beraberlik aynı duygu ve düşüncede şuur sahibi olmak demektir. Birlik ve beraberlik aynı mefkurede buluşmak demektir. Yardımlaşma, dayanışma, kaynaşma bunun gereğidir. Birlik ve beraberlik eşgüdümlü hareket etmek demektir. Dolayısıyla ailede birlik, karı koca ve çocuklar arasında tesis edilmesi gereken kutsal bir  birliktir. Çünkü inançlı bir aileyle seciyeli ve ahlaklı nesiller yetiştirilecektir. Yakın akraba, dost, ahbab ve arkadaş arasındaki  birlik, önce sadakat demektir. Milletçe birlik milli şuur ve vatanseverliktir. Ümmetçe birlik İ’layı Kelimetullahtır. Merhum Akif  “Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.” diyerek bizi uyarıyor. O halde  birlik ve dayanışmamızı sürdürmeliyiz. Çünkü birliğimiz; dirliğimizdir. Vesselam.

Niyazi Özdemir

17 Ağustos 2016 Çarşamba

İki Zıt Kutup


Gece ve gündüz kadar ayan beyan her zaman iki zıt kutup vardır. Doğrular ve yanlışlar, iyiler ve kötüler, güzeller ve çirkinler birbiriyle çelişen ve birbirini yok etmek isteyen değerlerdir. Hak ve batıl gibi. Önemli olan bizim, inançlı, adaletli ve vicdanlı olanların nerede durduğudur. Hangi ilkeyle hareket ettiğidir. Madem ki müslüman şuurlu olmalıdır, asla gaflete düşmemelidir. Kendimizi sorgulamalı ve güncellemeliyiz. Birbirimizle daha sıkı kenetlenmeliyiz; asla birbirimizden kopmamalıyız. Hepimiz tek bir yürek olmalı, hepimiz birden nefes almalı ve hayatiyetimiz için diri kalmalıyız.


Profösör

7 Haziran 2013 Cuma

Biz Milletiz... Asla Provokasyona Gelmeyiz..



Biz bir milletiz. Hazreti Adem’den, Hazreti İbrahim'e, Hazreti İbrahim'den Hazreti Muhammed’e inanç çizgisinden ümmete, Büyük Selçuklu’lardan Cihanşümul Osmanlı'ya kadar hepimiz bir milletiz. Biz bir hilal uğruna yedi düvelle süngü süngüye savaşmış, göğüs göğüse çarpışmış asil bir milletiz. Biz Çanakkale geçilmez diyen, Afyon'da düşmanı çiğneyen, İzmir'de düşmanı denize döken kahraman bir milletiz.

Biz öyle bir milletiz ki; Allah'a inanan, peygamberine sadakatla bağlanan bir Ebubekir gibiyiz. Adaletin timsali, hakkı koruyan, haksızlığa boyun eğmeyen bir Ömer kadar, zulme karşı hiddetliyiz. Biz inancımız, dinimiz,  vatanımız, namusumuz, için keskin bir Zülfikar gibiyiz. Ali gibi cesaret ve ilim sahibi, Osman gibi yumuşak, mütevazı nurlu yüzleriz. Biz öyle bir milletiz ki; Asrısaadetten bu yana kutlu bir ümmetiz. Biz öyle bir milletiz ki; çağlar kapayan, çağlar açan, çağlar üstü Fatihlerin nesliyiz.

Biz Fatihler, Yavuzlar, Kanunileriz. Ortaasya'dan, Malazgirt'ten, Anadolu bozkırlarından Rumeli'ye, Rumeli'den Balkanlara, avrupanın içlerine kadar iz süren, Viyana önlerinde at oynatan yiğit erleriz. Biz Musul Kerkük'ten, Hicaz bölgesine, Yemen türküleriyle Suriye, Mısır, Trablusgarba selam veren, Fas, Tunus, Cezayir'e kadar uzanan asil bir milletiz. İşte Balkanlar, işte Ortadoğu, işte Türki Cumhuriyetler; Türkmenler, Azeriler, Kırımlılar, Tatarlar, Özbekler ve daha niceleri...  İşte iç içe yaşadığımız Türkler, Araplar, Kürtler, Acemler, Çeçenler, Çerkezler... Süryaniler, Ermeniler, Rumlar Osmanlının adaletinde sevgi, şefkat ve merhamet gören bütün halklar, bütün tebalar. İşte biz bu yüzden büyük bir milletiz. İnsanın özüne ve özeline değer veren, muhabbet ve ünsiyet kesbeden yüce bir milletiz.

Biz öyle bir milletiz ki; vakıf medeniyetinin yegane temsilcileriyiz. Camiler, medreseler, imarethaneler, şifahaneler, rasathaneler, çeşmeler, kuleler, köprüler, hanlar, hamamlar, kervansaraylar... Bir taraftan köşkler, yalılar, saraylar... Hayvanlara, çevreye duyarlı insanlar. Kanunnameler, fermanlar, hattı hümayunlar... İşte biz öyle milletiz. İşte biz asımın nesliyiz.

Biz öyle bir milletiz ki; geçmişin acısını yüreğimizde hisseden bir milletiz... Başımız yumuşaktır ama; boyun eğmeye, asılmaya gelmeyiz. Düşman çizmesi de görsek, ihanet edenden dipçik de yesek, tırnaklarımız kökünden sökülse, işkence de görsek, sabırla düşmanımızı tükürüğümüzle boğacağımız anı bekleriz. Biz öyle bir milletiz ki; yakılsak, yıkılsak da, bir gün gelir, küllerinden yeniden doğan bir milletiz.

Biz öyle bir milletiz ki; bizi özümüzden koparan emperyalist güçler, dahili ve harici ihanet çetelerinin binbir türlü hile ve desiselerini bozup, dağıtan, yeniden özümüze dönmeyi söz veren bir neslin temsilcileriyiz. Tersyüz olmuş olan, inanç, ahlak, kültür değerlerimizin yeniden inşasına ve imarına yönelik öze dönüş hamlelerimizi hazmedemeyen, mutlu azınlığın taşkınlıklarına karşı, daha dikkatli, daha rikkatli bir tutumla, eskimez, pörsümez bir inançla dimdik ayakta, asla bir daha gaflete düşmeyecek, tarihimizden ders alan yüce bir milletiz.

Biz bir milletiz... Sen, ben, o...  Biz, siz, onlar; hep birlikte yüce bir milletiz. Asya’ya, Orta asyaya, Afrikaya, uzak doğuya, avrupadan amerikaya kadar, dünyanın yedi kıtasında nerede bir mazlum varsa, açlık, susuzluk, yalnızlık çeken varsa, zulüm gören, insanlık onuru zedelenen her kim varsa, dinine, ırkına, mezhebine, meşrebine bakılmaksızın, kimse yok mu diye feryad edenlerin çığlıklarını yüreğinde hisseden, yardımına koşan alicenap ve hamiyetsever bir milletiz.

Biz öyle bir milletiz ki; alçaklığa, ihanete düşmeyiz. Biz milletiz asla pravakosyona gelmeyiz.

Asahhara – Profösör

23 Eylül 2012 Pazar

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...