İzleyiciler

provakasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
provakasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Kasım 2014 Cuma

Cumhurbaşkanlığı Sarayı Üzerine


Son zamanları Cumhurbaşkanlığı Sarayı üzerinden algı operasyonları bundan öncekilerinin bir benzeri olarak sürdürülüyor. Hatta sokakta yaşayan insanlara yardım sağlayan bir dernek de "Sokakta yaşayanlara bir ev yok, bir battaniye yok, bir kab çorba yok, ama Ak Saray'a para harcanıyor. Osmanlı padişahlarında bile bu denli israf yapılammaştır" diye sosyal medya üzerinden de,  ardı arası kesilmeyen anti propagandalar ve algı operasyonları yapılmaktadır. Biz işlerin düzelmesi için eleştiri yaparız diyen dernek yöneticileri, toplumun çoğunluğunu karşılarına alacak şekilde hükümeti yeriyor ve apaçık kirli politikaya alet oluyorlar. Devlet ve zhniyet mikro ve makro planda değiştikçe, aslına ve özüne döndükçe provakatif eylemler, bir koalisyon şeklinde artarak devam ediyor.

Öbür yandan israf kavkramının kime göre ve neye göre değerlendirilmeli diye soracak olursak kendimize, elbette dini nasların ekonomik gerçeklerin ışığında konuyu irdelememiz gerekir. Eğer insanlığın sulha ve selamete kavuşmasını istiyorsak; sömürgeci güçlerden ve terörist devletlerden daha güçlü bir duruş sergilememiz gerekir. İnsansız savaş uçaklarının üretildiği bu çağda, israftır diyerek pervaneli tayyareylerle ne ülkemizi koruyabilir ne de  savunabiliriz... Ne bölge gücü oluşturabilir, ne de mazlum milletlerin bir kurtuluş ümidi olabiliriz. Başkanlık Sarayı da görkemli olması gerekir ki; bunun da izahı budur. Bir taraftan da, hacı yağını kendisine boca etmiş ecmainlerin uzaya çıkmak komikliktir, ilmi ve fenni çalışmalara bütçe ayırmak israftır günahtır demek kadar cahilane bir tutum yoktur. Bu görüşte olan arkadaşlarımızın da Türkiye'deki müsbet gelişmeleri görmemezlikten gelerek, aklı sıra şimdi Başkanlık Sarayı üzerinden algı operasyonuna kapılmaktadırlar. 

Önümüzdeki seçimlerde  daha ağır ithamlarla, iftiralarla, bir takım eylemlerle toplumumuzu provakate edecekleri dünden ve bugünden  bellidir. Hükümeti yöneten iktidar tek başına anayasayı değiştirebilecek sayıda mecliste sandalye elde ettiğinde; işte o zaman taşlar yerli yerine oturacak, hainler, zalimler mutlama hak ettiklerinin karşılığını bulacaklardır. Milletlerin gücü, itibarı, imajı devlet kurumları ve kurumsal yapılarıdır. Devlet Sarayları bunun için vardır. Eğer bir devlet kendi ülkesinde, bölgesinde, dünya  devletler ve ülkeler yelpazesindeki yerini güçlü olarak belirlemek istiyorsa Başanlık Saraylarının hak ettiği değerlerde inşa edilmesi şarttır. Devlet Başkanlarıyla, ülke ve halkların temsilcileriyle fikir teatisi yapmak, birlikte diplomatik çalışmalar içinde olmak, dünya barışı açısından görkemli sarayların bu bakımdan apayrı bir işlevselliğe sahiptir. 

Profösör


7 Haziran 2013 Cuma

Biz Milletiz... Asla Provokasyona Gelmeyiz..



Biz bir milletiz. Hazreti Adem’den, Hazreti İbrahim'e, Hazreti İbrahim'den Hazreti Muhammed’e inanç çizgisinden ümmete, Büyük Selçuklu’lardan Cihanşümul Osmanlı'ya kadar hepimiz bir milletiz. Biz bir hilal uğruna yedi düvelle süngü süngüye savaşmış, göğüs göğüse çarpışmış asil bir milletiz. Biz Çanakkale geçilmez diyen, Afyon'da düşmanı çiğneyen, İzmir'de düşmanı denize döken kahraman bir milletiz.

Biz öyle bir milletiz ki; Allah'a inanan, peygamberine sadakatla bağlanan bir Ebubekir gibiyiz. Adaletin timsali, hakkı koruyan, haksızlığa boyun eğmeyen bir Ömer kadar, zulme karşı hiddetliyiz. Biz inancımız, dinimiz,  vatanımız, namusumuz, için keskin bir Zülfikar gibiyiz. Ali gibi cesaret ve ilim sahibi, Osman gibi yumuşak, mütevazı nurlu yüzleriz. Biz öyle bir milletiz ki; Asrısaadetten bu yana kutlu bir ümmetiz. Biz öyle bir milletiz ki; çağlar kapayan, çağlar açan, çağlar üstü Fatihlerin nesliyiz.

Biz Fatihler, Yavuzlar, Kanunileriz. Ortaasya'dan, Malazgirt'ten, Anadolu bozkırlarından Rumeli'ye, Rumeli'den Balkanlara, avrupanın içlerine kadar iz süren, Viyana önlerinde at oynatan yiğit erleriz. Biz Musul Kerkük'ten, Hicaz bölgesine, Yemen türküleriyle Suriye, Mısır, Trablusgarba selam veren, Fas, Tunus, Cezayir'e kadar uzanan asil bir milletiz. İşte Balkanlar, işte Ortadoğu, işte Türki Cumhuriyetler; Türkmenler, Azeriler, Kırımlılar, Tatarlar, Özbekler ve daha niceleri...  İşte iç içe yaşadığımız Türkler, Araplar, Kürtler, Acemler, Çeçenler, Çerkezler... Süryaniler, Ermeniler, Rumlar Osmanlının adaletinde sevgi, şefkat ve merhamet gören bütün halklar, bütün tebalar. İşte biz bu yüzden büyük bir milletiz. İnsanın özüne ve özeline değer veren, muhabbet ve ünsiyet kesbeden yüce bir milletiz.

Biz öyle bir milletiz ki; vakıf medeniyetinin yegane temsilcileriyiz. Camiler, medreseler, imarethaneler, şifahaneler, rasathaneler, çeşmeler, kuleler, köprüler, hanlar, hamamlar, kervansaraylar... Bir taraftan köşkler, yalılar, saraylar... Hayvanlara, çevreye duyarlı insanlar. Kanunnameler, fermanlar, hattı hümayunlar... İşte biz öyle milletiz. İşte biz asımın nesliyiz.

Biz öyle bir milletiz ki; geçmişin acısını yüreğimizde hisseden bir milletiz... Başımız yumuşaktır ama; boyun eğmeye, asılmaya gelmeyiz. Düşman çizmesi de görsek, ihanet edenden dipçik de yesek, tırnaklarımız kökünden sökülse, işkence de görsek, sabırla düşmanımızı tükürüğümüzle boğacağımız anı bekleriz. Biz öyle bir milletiz ki; yakılsak, yıkılsak da, bir gün gelir, küllerinden yeniden doğan bir milletiz.

Biz öyle bir milletiz ki; bizi özümüzden koparan emperyalist güçler, dahili ve harici ihanet çetelerinin binbir türlü hile ve desiselerini bozup, dağıtan, yeniden özümüze dönmeyi söz veren bir neslin temsilcileriyiz. Tersyüz olmuş olan, inanç, ahlak, kültür değerlerimizin yeniden inşasına ve imarına yönelik öze dönüş hamlelerimizi hazmedemeyen, mutlu azınlığın taşkınlıklarına karşı, daha dikkatli, daha rikkatli bir tutumla, eskimez, pörsümez bir inançla dimdik ayakta, asla bir daha gaflete düşmeyecek, tarihimizden ders alan yüce bir milletiz.

Biz bir milletiz... Sen, ben, o...  Biz, siz, onlar; hep birlikte yüce bir milletiz. Asya’ya, Orta asyaya, Afrikaya, uzak doğuya, avrupadan amerikaya kadar, dünyanın yedi kıtasında nerede bir mazlum varsa, açlık, susuzluk, yalnızlık çeken varsa, zulüm gören, insanlık onuru zedelenen her kim varsa, dinine, ırkına, mezhebine, meşrebine bakılmaksızın, kimse yok mu diye feryad edenlerin çığlıklarını yüreğinde hisseden, yardımına koşan alicenap ve hamiyetsever bir milletiz.

Biz öyle bir milletiz ki; alçaklığa, ihanete düşmeyiz. Biz milletiz asla pravakosyona gelmeyiz.

Asahhara – Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...