İzleyiciler

ibret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ibret etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2019 Cumartesi

Hepimiz Aynı Gemideyiz





"Hepimiz aynı gemideyiz. İlla ki nuh tufanı olması gerekmiyor, illaki bir Çernobil kazası olması gerekmiyor. İllaki  Hiroşimada atom bombası yememiz gerekmiyor. İnsan tufanını asıl içinde yaşar. Öyle bir gel git yaşarız ki, okyanusların med cezirleri solda sıfır kalır. İnsanın düşmanı içindedir, çekişmesi ve dövüşmesi içindedir. İnsanın en büyük uğraşısı kenlinledir. Kitap bizi oradan oraya götürse de, bizi sürüklese de hakikate götürmeli asla yalana teslim etmemeli. Bu anons çalışması dijital hazırlanmıştır. Bir renklisi, bir de renkli olandan tek renk filtrelisi. Her ikisi de kullanılabilir; sizin tercihiniz hangisi.

Profösör

13 Kasım 2019 Çarşamba

Bir Sevgi Dirilişi


İlkbaharın çiçek açışı, yeşillenişi ve dirilişi kadar, sonbaharın da sararıp solan kuru yaprakların yere düşüsü de insanı derinden düşündürüyor. İşte bir yaşam öyküsü; açan çiçkler soluyor ve  yeşeren yapraklar sararıp kuruyor. İlahi bir kanun bu, bir tabiat döngüsü, sanki bir ömür törpüsü. Sanki nefes alıp vermiyoruz; daha doğarken  ölüyoruz ve ölümü şimdiden bekliyoruz. Hakikat sevgiden ibarettir desek, bunu idrak etsek, okusak tabiatı, akledip muhakeme etsek herşey birer ibret ölüm gibi. Ölümsüzlüğe götüren bir tek hakikat var o da muhabbet ve ünsiyet gibi. Seveceksiniz ve kaynaşacaksınız. Birey olmaktan ve  bencillikten kurtulup birlik ve birlikte olacaksınız. İşte o zaman insansınız. Bir kuru yaprak diğer bir kuru yaprağı buluyorsa toprakta, birbirinin değerini biliyor demektir. Hakikatin gereğini yapıyor demektir. Yaprak yaprak üstünde, taş taş üstünde ve toprak toprak toprak üstünde. Sonrası bir ölüm sessizliği; ölüm sessizliği içinde bir sevgi dirilişi... 

30 Nisan 2017 Pazar

Paylaşmak Esastır

BEN SANA BİR ŞEY YAPAMADIM

"Nefes alıyor, uyuyor, yemek yiyor, işine gidiyordu ya daha fazla ne olacaktı ki ?
Kalp çarpıntılarıyla uyandığı, kabus dolu gecelerden fırsat olursa rüyalarında bir ev görür olmuştu . 
Kendine ait olduğunu bildiği ama hiç tanımadığı bir ev. 
Her seferinde başka bir ev, başka başka bir ev görüyordu. 
Bazen de  rüyasında O'nu görüyor ve kabuslarla uyanıyordu." 

Not: Blogdaşımz Cafe Tigris'in "Ben sana bir şey yapamadım" 
başlıklı yazısından bir bölüm...Merakınızı gidermek için; 
Cafe Tigris'i ziyaret edin...http://www.cafetigris.com/2017/04/ben-sana-birsey-yapmadim.html



28 Şubat 2012 Salı

Yüzleşmek Vicdanımızın Sesini Dinlemektir

Hepimiz geçmişimizle yüzleşiyor, hepimiz geçmişimizle zaman zaman hesaplaşıyoruz. Geçmişimizle yüzleştikçe de aydınlanıyor ve arınıyoruz. Yüzleşme ve hesaplaşma demek, yenileşme ve gelişme demektir. Geçmişle ilgili, bizi ağırlaştıran, hantallaştıran, umudumuzu kıran, bizi kendimizle yabancılaştıran bütün tortuları üzerimizden atmak demektir. Geçmişimizle hesaplaşmak ve yüzleşmek demek; kuş gibi hafiflemek demektir. Geçmişimizle yüzleşmek demek, geleceğimizi belirlemek, geleceğimizi umut ettiğimiz gibi tasavvur etmek ve tasarlamak demektir. Geride bıraktığımız her yaşanmışlık, olumlu ya da olumsuz biriktirdiğimiz birikimler, insan hayatı için birer yön tayin edici unsundurlar. İnsanın olgunlaşması, pişmesi ve kemale ermesi için acı, ıstırap, sıkıntı, darlık ve çaresizlikler içinde insanlık sınavını isyan etmeden geçmesi demektir. Aynı zamanda bu zamana kadarki hayat mücadelesinden, sapasağlam çıkabilmesi demektir. 

Doğal olarak insan, anneden doğar doğmaz kirli bir dünyayla yüzleşir. Ne yazık ki bu kirli ve kirletilmiş dünya ile ilk yüzleşmesini yaparken doğar doğmaz, ağlayarak da ilk tepkisini vermiş olur. Bir bebeğin masumiyeti daha ilk baştan, bu kirli dünyayı kaldıramaz. Ancak bir bebek sadece anne kucağında sakinleşir. Anne kucağında mutlu olur. Anne kucağında huzur bulur. Anne kucağı sevgidir, şefkattir, merhamettir. Bebek daha doğuştan dürtüsel bunun olarak bilincindedir. Ağlamasını da gülmesini de bilir. Onun için insan mutluyken gülen, mutsuzken ağlayan bir varlıktır. Dünya öyle bir dünyadır ki, insanın huzur ve mutluluk duyacağı bir yer olması gerekirken, hiç bir zaman rahata kavuşamayacağı emanet bir yerdir. İnsanın asıl yeri, nereden geldi ise oraya dönüşündedir.

Dünyaya niçin gelinir. Dünyaya gelmek sadece doğmak, üremek ve ölmek için midir? Elbette değildir. Dünya bir sınav yeridir. İnsanın kendisine bahşedilen ömrünü aklıselimiyle doğruluk, iyilik ve güzellik yolunda sarf ederse, yanlışlıktan, kötülükten, çirkinlikten uzaklaşırsa o zaman sınavını başarıyla geçirecektir. İnsan düşüncesiyle, duygusuyla ve davranışlarıyla inandığı değerleriyle buluşabiliyorsa bu sınavı başarıyla geçmiş demektir. Geçmişte yaptıklarını kendi kendine sorgulayabiliyorsa, işlemiş olduğu hatalardan,  günahlardan pişman olabiliyorsa, şu anki hayatı ve geleceği için kendisine büyük dersler çıkarabiliyorsa, dünyaya geliş sınavını başarıyla kazanmış demektir. Böylece insanın kendi kendisiyle yüzleşmesi ve hesaba çekmesi demektir. Yüzleşmek demek insanın kendi inancı doğrultusunda vicdanının sesini dinlemesi demektir.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...