İzleyiciler

zihniyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zihniyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ağustos 2015 Cuma

Bakışaçısı





Hayata, insana, evrene ve ötesine nereden, ve ne şekilde baktığın önemlidir. Hangi kafayla, hangi gözle, hangi yürekle baktığın önemlidir. İnsan, kainat ve ötesi ezeli ve ebedi, ucu bucağı olmayan geniş  bir perspektiftir. Asıl mesele biz bu geniş  perspektifin neresinde durduğumuzdur.

Profösör


5 Haziran 2015 Cuma

Akrobasi Yeteneği


Hayata tutunmak için inanmak ve umutla yol almak gerek. Her şarta göre yetenek kazanmak ve  bilinçli olmak gerek. İnsanın refleksleri duygu ve düşüncelerine bağlı kalırken, hayvanlarda hatta böceklerde durum dürtüden ibaret fıtratlarına kodlanmış olabilir. 

Nafakasını arayan bir böcek beklemediği bir durumla  küçük bir  bitkinin dalında asılı kalabilir. Onun fıtrattan olan yeteneği akrobasi yapmak değildir. Aynı durum biz insanlar için sonradan kazanılan bir yetenektir. Ancak bu yeteneği kazanmak için çok çalışmayı gerektirir. İbret almak için bu böcek biz insanlara yeter.

Profösör

5 Nisan 2015 Pazar

Bu Nasıl Bir Zihniyet!..


Şu bizim internet servis sağlayıcıları, kıran kırana rekabet içersinde yeni müşteriler kazanmak için adeta birbirleriyle yarışıyorlar. Gece demez, gündüz demez cep telefonlarımız aranmakta,  iletiler gelmekte. Biz hiç bir internet servis sağlayıcısına cep telefonumuzu vermediğimiz halde, ama onlar bir şekilde elde ediliyor, ya da satınalınıyor, sonucunda da bizler rahatsız oluyoruz. Özellikle izin alınmadan kişilerin cep telefon numaralarının temin edilmesi, bir anlamda gasp sayılır. Cep telefonu sahibi olarak, izinsiz cep telefonu numaramızın temin edilip kullanılmasından hem razı değiliz, hem de bundan çok rahatsızız.

Bu tesbitten sonra, telefonla bizi arayan servis sağlayıcı temsilcisi "Bir dakka zamanınızı bize ayırabilir misiniz" diye başlayan konuşmasına "Efendim ev internetiyle ilgili arıyorum" diyor.  Hangi servisi kullanıyorsunuzun cevabını aldıktan sonra, hemen kestirmeden "Filanca internet servis sağlayıcısı olarak, yeni kampanyamıza sizi davat ediyoruz" diyor. Ben de "Filancayla çalışıyoruz memnunuz"  deyince "Ay sonu ne kadar hizmet bedeli geliyor" diye soruyor bana. Ben de rakamı söyledikten sonra, "Arada beş lira fark var, biz daha hesaplıyız. Siz aboneliğinizi sonlandırın, sözleşmeyi bozduğunuz için servis sağlayıcısına ödemeniz için gereken parasal cezayı, biz karşılıyoruz"diyor. Ben de "Kusura bakmayın ama, telefon numaramı bana karşı izinsiz kullanmanızı yadırgıyorum. Ayrıca kendi servis sağlayıcımla yaptığım sözlemeyi tek taraflı fesetmemi teşvik ediyorsunuz. Bunu da ahlaki bulmuyorum. Cezai müeyyideden doğan parayı da, siz ödeseniz bile,  beni  ceza ödeme konumuna sokuyor ve sözünde durmayan bir insan durumuna düşürüyorsunuz. Bu yaptığınızı da bir o kadar yadırgıyorum." der demez telefonunu küstahça  yüzüme kapıyor. Geriye arasam da telefona çıkmıyor.

Vehasıl; toplum ahlakı böyle teşvik ve önerileri kabul ederek, küçük küçük sözünde durmamalarla başlayor. bunun gibi benzer davranışlar doğal hale geldikçe, toplum için için eriyor ve ahlaken çöküyor. . Son zamanları yapılan banka kredi kartları furyasının gekirdiği sonucu da görüyoruz. Efendim banka kredi borçlarını hükümet, devlet ödemeliymiş. Sosyal devlet olmanın bir gereğiymiş!.. Bugün de teröriste terörist  diyemeyenlerin düştüğü bu durum, aynı zihniyet sahipleri değil midir!.. Yol kesecek, cam indirecek, maskeli molotof kullanacak, devlet malıan zarar verecek, sağa sola demir bilyeler fırlatacak, sonra da maskesini çıkartıp fırına  ekmek almaya, berbere tıraş olmaya gidecek. Takım elbisesini giyip, kıravatını takacak. Medeni bir insan görümünde, toplum içinde kendisine yer bulacak. Toplum uyanık olmalı. 

Profösör

14 Ocak 2015 Çarşamba

Batı Bukelamun Gibidir


Batı tahrif edilmiş kendi kutsal kitapları olan  incile bile inanmaz.  Fransız devrimi kliselere, derebeyliklere karşı eşiktlik ve özgürlük adına yapılmıştır. Onun için batılılar incile inanır gibi görünür ve bir kültür olarak da  isteyen kiliseye gider  günahını çıkartır, bu yolla  vicdanen müsterih olmanın  icabına bakarlar. İsmeyen gitmez, aynı zamanda da ateist düşünceye sahip olabilir, ya da İslam dışı doğudaki birtakım budizm ve brahmanizm gibi dinlerle tanışır. İsteye bir zamanların modası olan hipiliği seçer, dünya turuna çıkar.  Oysa bir sürü ve sayısız denecek kadar incil vardır. Her bir incil  çoğu konularda birbiriyle çelişir. Batı inanç ve yaşam biçimi olarak çıkmaz bir zihniyet sokağındadır. 

Batıyı idare eden güç boş turmaz;  batıda ve batıya hayran olan toplumlarda   İslam'ı öcü olarak gösterirken misyonerlik faliyetlerini kesintisiz olarak sürdürür.  Toplumları islamafobi ile korkutularak, efendilerine itaat eden bir toplum haline getiren politikalarından vazgeçmezler.  Aslında batı kültürü bu demektir. Sömürgeci, zalim bir anlayışın sahibidirler. Böyle olunca da doğal olarak medeniyetler de çatışır. Batı tarih boyunca varlığını sömürgecilikle sürdürmüştür. Bundan sonra asıl korku batı için İslami uyanıştır.

Batının korkusu  kendisinin içinde bulunduğu refah düzeninir yımılamsıdır.  Dünyayı yöneten siyonist ailelerin, kurduğu sömürü düzeni aynı zamanda batıyı bir silah olarak kullanır. Batıda da refah düzeni aynen kast sistemi gibidir. Refah paylaşyımı kademe kademe, ucu dünyayı yöneten ailelere kadar dayanmaktadır. Batıyı her zaman müslümanların cihat inancı korkutmuştur. Cihat zalimlerin korkulu rüyasıdır. Çünkü  Hak varken, batıl yok olacaktır. Onlar da bu gerçeğin  bilincindedir. Onlarda batının çöküşü ve yıkılışı ne kadar geciktirilirse onlar için o kadar iyidir düşüncesi hakimdir.  Artık eskisi gibi dünyada karşı karşıya olan, batı ve doğu bloğu yoktur. Bundan böyle Hak ve batıl vardır. Bir tarafta ezenler, sömürenler, iki yüzlü acımasız zalimler, diğer tarafta sömürülen, ezilen, zulüm gören halklar vardır. Aynı zamanda müslüman özü sözü birdir. Batı ise bukelamun gibidir. Batıya asla inanılmaz ve güvenilmez. Önemli olan bizim  inanç ve vicdan sahibi olarak, adalet ve hukuk adına  nerede durduğumuzdur. 

Profösör

7 Aralık 2014 Pazar

Kendi Medeniyetimiz İçin Osmanlıca


Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim evlerimizin duvarlarında asılı duran, sadece ölülenimizin arkasından okunan bir  kitap olarak algılandığıda,  hayatımıza yön veremiyorz; doğru yolda yürüyemiyoruz ve Allah'ın sevgili kulu olup, Allah'ın rızasını kazanamıyoruz demektir.  Osmanlı türkçesi bizim medeniyetimizin birinci basamağıdır. Osmanlı türkçesini öğrenmek demek, mezar taşlarını, çeşme taşlarını okumak demek değildir. Bundan da öte, bir zihniyet değişimidir.

Osmanlı bakiyesi nereden nereye geldiğimizin bir sır küpüdür sanki. Gerek Türkiye'de gerek Osmanlı hakimiyeti altındaki coğrafyada bulunan ülkelerdeki arşivlerde, kütüphanelerde, müzelerde milyonlarca eserin, vesikanın ve belgenin hala günümüze aktarılması bekleniyor. Türkiye ve dünya tarihini ilgilendiren bu saklı  belgelerin gün ışığına çıkmasıyla gelecek neslimizin insanlık rotasını yeniden belirleyecektir. 

1928 Harf inkılabıyle bir gecede toplum cahilleştirildi ve karanlığa gömülmek istendi. Latin harfleriyle arapça, farsça kökenli kelimeler katledildi. Ne doğru  yaızlabildi, ne de doğru telaffuz edilebildi. Mahreçler yok edildi. Sonra konuşulan türkçeye öztürkçe zerkedilerek, sözüm ona bütün yabancı kelimeler yerine uydurukça kelimeler türetildi. "Subay mubay, bayan mayan"la başlayan, sonra "ulusal düttürü, tin, tittin" gibi kelime ve  tabirlerle türk toplumu ne yazık ki yozlaştırıldı. Oysa bütün latin kökenli  yabancı kelimeler hayatımıza  yön verildi. Batı kültür sömürgeciliği ister istemez iliklerimize kadar işledi. Sonra giyim kuşam, yeme içme alışkanlığı da batı taklitçiliğiyle bu güne kadar sirayet etti. 

Bir lisanı yok ederseniz bir milleti yok edersiniz. bir lisanı yok ederseniz, o milletin bütün değerlerini yok edersiniz. O milletin inancını, umudunu ve ahlakını yok edersiniz. Özgürlüğünü elinden alıp, batı taklitçisi bir maymuna çeviririrsiniz. Bugün divan edebiyatına ve tasavvuf edebiyatına vakıf kaç münevverimiz var!. Bugün kaç kişi basit bir osmanlıca türkçesiyle yazılmış "Nutuk"u okuyabilir ve anlamına vakıftır!.  Artık yeniden uyanışın ve dirilişin zamanıdır. Yeni Türkiye'nin rotası kültür devriminden ve yeni medeniyet tasavvurundan geçiyor. Osmanlıca öğrenene, bilene. özümseyene gelecek var. Umut var. Çünkü özünde inanç, adalet, insanlık ve vicdan var. 

Osmanlı türçesiyle bundan böyle  zihniyet değişimi yaşanacak ve bu bilinç hareketi dalga dalga yayılacak. Bir ressam günlüğünü osmanlıca tutacak,  bir siyasetçi mektubunu osmanlıca yazacak, bir talebe derste not alırken  osmanlıcayı  steno olarak kullanacak.  Görün bakın daha neler olacak!.. Hiç kimse zorlanmayacak. Düşünebiliyor musunuz; bir gazeteci Osmanlı tarihini bilimiyor. Batının terceme ettiği ve Batıdaki imparatorluklar gibi Osmanlıyı "sömürgecilik" anlamını taşıayn "Osmanlı imparatorluğu" tabirini bir kurumsallık olarak cumhuriyet  toplumuna yutturuluyor. Bu zokayı şu an bile nice aydınlarımız, siyasetçilerimiz ve dil bilimcilerimiz bile yutabiliyor!.. Onun için kendi kültürümüzü ve medeniyetimizi bileceğiz ki; hak ve adalet hakim olsun, insanlık huzur bulsun.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...