İzleyiciler

arşiv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arşiv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2014 Pazar

Kendi Medeniyetimiz İçin Osmanlıca


Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim evlerimizin duvarlarında asılı duran, sadece ölülenimizin arkasından okunan bir  kitap olarak algılandığıda,  hayatımıza yön veremiyorz; doğru yolda yürüyemiyoruz ve Allah'ın sevgili kulu olup, Allah'ın rızasını kazanamıyoruz demektir.  Osmanlı türkçesi bizim medeniyetimizin birinci basamağıdır. Osmanlı türkçesini öğrenmek demek, mezar taşlarını, çeşme taşlarını okumak demek değildir. Bundan da öte, bir zihniyet değişimidir.

Osmanlı bakiyesi nereden nereye geldiğimizin bir sır küpüdür sanki. Gerek Türkiye'de gerek Osmanlı hakimiyeti altındaki coğrafyada bulunan ülkelerdeki arşivlerde, kütüphanelerde, müzelerde milyonlarca eserin, vesikanın ve belgenin hala günümüze aktarılması bekleniyor. Türkiye ve dünya tarihini ilgilendiren bu saklı  belgelerin gün ışığına çıkmasıyla gelecek neslimizin insanlık rotasını yeniden belirleyecektir. 

1928 Harf inkılabıyle bir gecede toplum cahilleştirildi ve karanlığa gömülmek istendi. Latin harfleriyle arapça, farsça kökenli kelimeler katledildi. Ne doğru  yaızlabildi, ne de doğru telaffuz edilebildi. Mahreçler yok edildi. Sonra konuşulan türkçeye öztürkçe zerkedilerek, sözüm ona bütün yabancı kelimeler yerine uydurukça kelimeler türetildi. "Subay mubay, bayan mayan"la başlayan, sonra "ulusal düttürü, tin, tittin" gibi kelime ve  tabirlerle türk toplumu ne yazık ki yozlaştırıldı. Oysa bütün latin kökenli  yabancı kelimeler hayatımıza  yön verildi. Batı kültür sömürgeciliği ister istemez iliklerimize kadar işledi. Sonra giyim kuşam, yeme içme alışkanlığı da batı taklitçiliğiyle bu güne kadar sirayet etti. 

Bir lisanı yok ederseniz bir milleti yok edersiniz. bir lisanı yok ederseniz, o milletin bütün değerlerini yok edersiniz. O milletin inancını, umudunu ve ahlakını yok edersiniz. Özgürlüğünü elinden alıp, batı taklitçisi bir maymuna çeviririrsiniz. Bugün divan edebiyatına ve tasavvuf edebiyatına vakıf kaç münevverimiz var!. Bugün kaç kişi basit bir osmanlıca türkçesiyle yazılmış "Nutuk"u okuyabilir ve anlamına vakıftır!.  Artık yeniden uyanışın ve dirilişin zamanıdır. Yeni Türkiye'nin rotası kültür devriminden ve yeni medeniyet tasavvurundan geçiyor. Osmanlıca öğrenene, bilene. özümseyene gelecek var. Umut var. Çünkü özünde inanç, adalet, insanlık ve vicdan var. 

Osmanlı türçesiyle bundan böyle  zihniyet değişimi yaşanacak ve bu bilinç hareketi dalga dalga yayılacak. Bir ressam günlüğünü osmanlıca tutacak,  bir siyasetçi mektubunu osmanlıca yazacak, bir talebe derste not alırken  osmanlıcayı  steno olarak kullanacak.  Görün bakın daha neler olacak!.. Hiç kimse zorlanmayacak. Düşünebiliyor musunuz; bir gazeteci Osmanlı tarihini bilimiyor. Batının terceme ettiği ve Batıdaki imparatorluklar gibi Osmanlıyı "sömürgecilik" anlamını taşıayn "Osmanlı imparatorluğu" tabirini bir kurumsallık olarak cumhuriyet  toplumuna yutturuluyor. Bu zokayı şu an bile nice aydınlarımız, siyasetçilerimiz ve dil bilimcilerimiz bile yutabiliyor!.. Onun için kendi kültürümüzü ve medeniyetimizi bileceğiz ki; hak ve adalet hakim olsun, insanlık huzur bulsun.

Profösör

29 Mart 2012 Perşembe

Kütüphanelerden Dijital Belge ve Arşivlere

Milli Eğitim Bakanlığı, Mart ayının son pazartesi günü başlayan haftanın Kütüphane Haftası olarak değerlendirilmesini kararlaştırmıştır. Hafta süresince kütüphanenin önemi anlatılır. Kütüphaneciliğin sorunları kamuoyuna duyurulur. Halk, kütüphanelerin gelişmesi için bilinçlendirilir. Okullarımızda kütüphanenin yararlarından söz edilir. Kütüphanelerde uyulması gerekli kurallar öğretilir. Kütüphaneler önemli müesseselerdir. Tarih boyunca büyük işlevleri olmuştur. Osmanlıdan da kalma büyük kütüphanelerimiz mevcuttur. Bu kütüphaneler sayesinde tarihimiz ve bütün insanlık tarihi hakkında bilgi sahibi oluruz.

Günümüzde bilgi edinmek, bilgi teknolojileriyle çok kolay hale gelmiştir artık. Dijital alanda, internet sayesinde her bilgiye ulaşmamız bir "tık" ötededir. İçinde yaşadığımız asır, bilgi ve bilişim teknolojilerinin ağırlıklı olduğu bir yüzyıldır. Artık her tür dokümana ulaşmak bulunduğumuz yerden mümkün olmaktadır. İnternet ağıyla görsel, metinsel, işitsel ve animasyon türü her doküman önümüzde durmaktadır. Kütüphaneler dijital ağ içinde olup, şifrelerle kapılarını açabilmekteyiz. Tarihten bu yana sayfalarını çevirdiğimiz kitaplar da zamanla yerini çağın getirdiği teknolojik imkanlarla dijitale bırakacaktır.  Bundan böyle bigiyi dijital aygıtlardan edineceğiz. Böylece zamanla mevcut kütüphaneler bir nevi müzeye dönüşecektir. Çünkü kitap bilgiyi taşıyan ve bilgiyi koruyan bir aygıttır. Eskiden bilgi taşlara, killi topraklara, papirüs kâğıtlara yazılarak paylaşılırdı. Şimdi ise bilgi sanal alemde paylaşılmaktadır. Dokümanlar flaş disklerde, kompakt disklerde saklanabiliyor.

Eskiden her il ve ilçede kent kütüphanesi bulunurdu. Hala bu kütüphaneler bizlere hizmet vermektedirler. Bunun yanında okulların da kendi bünyesinde kütüphanesi olurdu. Hatta sınıf için, sınıf kitaplıkları oluşturulurdu. Bu bir kültürdür. Medeniyet kitaplarla oluşur. Hepimizin belli oranda kitapları ve evde kitaplığı mevcuttur. Zamanla bu baskılı kitapların yerini küçücük dvd'li arşivler alacaktır. Bir dvd'ide bulunan dokümanlar koskoca bir kitaplığa bedeldir. Artık kütüphane ve kitap kültürünün yerini dijital arşiv ve dijital belgeler alacaktır. Teknoloji var olan bütün bilgi ve dokümanları bir kapsüle sığdırmaya çalışmaktadır. Gelecekte bilgi ve bilişim dünyasından girerek, daha pratik yöntemle bir bilinç dünyasına adım atmaktır. Bilinç dünyası bilinçli bireylerin oluşturduğu bilinçli toplumunun yaşadığı dünyadır.

Profösör


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...