İzleyiciler

yetenek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yetenek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2016 Perşembe

Suluboya Resim Yapmak



İlkokulda resim yapmayı çok severdim. Babamın bana yaptığı köy resmini hala aklımda tutarım. Kurşun kalemin yanı sıra arkalı önlü iki ayrı renk olan kırmızı mavi kalemimle resim yapmaya başladım. İkinci sınıfta da suluboyayla tanıştım. Suluboyayı yağlıboyadan daha çok seviyorum.Üstelik yağlıboya çalışırken hataları dzeltme ikmkanı varken, suluboyayla bu imkan teknik olarak hiç yoktur. Hangi rengi hangi tonda fırçayla kullanırsanız, sonuç ne olursa olsun her fırça vuruşta estetik bakış olarak yeniden kendini konumlandırıyorsun. Bu da benim hoşuma giderdi doğrusu...

İspanyol Sanatçı "Mario Alba" tarafından Amazing Çizimler'den bir eser. Kraft resim kağıt üzerine, rapido ve fırçayla illüstre edilen suluboya nefis bir suluboya resmi.

Suluboya resim yapmayı hem severim, hem de yapanları ilgiyle izlerim. Suluboya resim belki hepimizin çocukluğunda tanıştığı ve yapmaya çalıştığı bir resim türü. Çocuklarımıza da suluboyayı sevdirelim.


Profösör

5 Haziran 2015 Cuma

Akrobasi Yeteneği


Hayata tutunmak için inanmak ve umutla yol almak gerek. Her şarta göre yetenek kazanmak ve  bilinçli olmak gerek. İnsanın refleksleri duygu ve düşüncelerine bağlı kalırken, hayvanlarda hatta böceklerde durum dürtüden ibaret fıtratlarına kodlanmış olabilir. 

Nafakasını arayan bir böcek beklemediği bir durumla  küçük bir  bitkinin dalında asılı kalabilir. Onun fıtrattan olan yeteneği akrobasi yapmak değildir. Aynı durum biz insanlar için sonradan kazanılan bir yetenektir. Ancak bu yeteneği kazanmak için çok çalışmayı gerektirir. İbret almak için bu böcek biz insanlara yeter.

Profösör

31 Aralık 2012 Pazartesi

Ben Bir Kurbağayım !..




Bir arkadaşımla iş görüşmesinden sonra yol ayrımına geldiğimizde, selamlaşıp, herkes yoluna devam edecek iken, birden bire arkadaşım dönüp bana "Kurbağa gibi arkamdan bakıyorsun" demez mi!. Kurbağalar nasıl bakar bilmem ama, kurbağaların gözlerinin pırtlak olduğunu bilirim ben. Fakat kurbağalar baktıklarında ne hisseder, ne hissettirir, ancak bu sözü bana söyleyen arkadaşım bilebilir. Belki de bu konuda onun, bizim bilemediğimiz yaşanmışlığı ve birikimleri vardır. Arkasından bu sözün üzerine ayrıntılı olarak düşünmeye başladım. İçi lifllonlu, kışlık, kısa, yeşil bir montum var benim. İçine sadece gömlek giysen bile, üstüne de montu çeksen sıcak tutar insanı, içi hamam gibidir. Kardan kıştan, soğuktan korur insanı. Ben kilo aldıkça, göbeğim çıktıkça, sanki boyumun kısaldığını hissederim. Belki bu halimle su birikintilerinde vıraklayan bir kurbağaya kendimi benzetirim hemen. Bazen kendi kendime dalga geçer, şimşek yağmur isterim. Gölde, suda yüzerim. Pırtlak gözlerimle sağı solu süzerim. Belki de mizah yeteneğim beni terk etmemiştir eskisi gibi, yeni yılda da yazar, çizerim. Bu kurbağa gibi maskot halimle, beni izleyenleri güler, gülümsetirim. 

Yine o günün gecesinde, uykumun derinliklerinde ne rüyalar gördüm ben, ne rüyalar.. Anlatamam. Bu sefer kurbağanın kralıymışım ben. Anlayın artık, bir şaşaa, bir debdebe, âlemlere kaymışım ben. Madem ki kralım; başımda taç olmalı değil mi? Ama başımda bir taç değil de, upuzun bir sarık dolanırmış. Öyle bir sarık ki; dolandıkça dolanıyor, koskoca Kanuni Sultan Süleyman oluyormuşum. Demek ki; kurbağaların ne kralı, ne hükümdarı, ne şahı değil; esasında ben kurbağaların padişahı oluyormuşum. 

Binbir heyecan ve telaşla uyanıyorum ki; ben yine aynı benim. Rüya aleminde başı sarıklı, kurbağaların padişahıydım ya!. Ama uyanınca üzülüyorum. Çünkü ben sıradan bir insan olduğumu düşünüyorum.. Sadece kurbağa gibi bakan bir beni ademim ben. Öyle de olsa, içime bir kurt düşüyor, lavaboya koşuyorum. Alelacele hemen aynaya bakıyorum; "Aman Allah'ım!.." bir de ne göreyim; bir insan iken ben, insandan yemyeşil bir kurbağa dönüşüvermişim hemen!..

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...