İzleyiciler

eleştiri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eleştiri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2016 Salı

Şehidlik Kavramı Üzerinden


İnancımız gereği Allah yolunda ölenlere  ölü diyemeyiz. Çünkü onlar Allah yolunda şehid oldular ve onlar  diridirler. Onlar durup dururken ölmediler. Allah yolu demek; din, vatan, namus, şeref, demektir. Allah yolunda ölen bir insan herşeyini geride bırakmış; malını mülkünü, makamını mevkisini, şanını şöhretini elinin tersiyle itmiş kanını da, canını da bu uğurda feda etmiş bir kimsedir.  Onun mertebesi Allah katında ancak şehidliktir. Biz müslümanlar böyle inanırız. 

Şimdi ortalıkta dönen polemik ise; onlar şehid olmadılar, onlar vatanı ve namusu için ölmediler demeye getirerek, şehitler üzerinden iktidarın ve silahlı kuvvetlerin itibarını zedeleyerek, büyük kitleler üzerinden nasıl algı yaratırızın piarını yapmaktadırlar. Bütün savaşlarda herkes biliyor ki orduya katılıp da savaşa giren bütün askerlerin, ancak siyasi bir erkle varoluş kavgası ve savaşı verilmektedir.  Askerimizi ve mehmetçiğimizi zavallı görüp, kahramanlıklarına da leke sürerek, bir nevi isyana da kapı açacak söylemlerden çekinmemektirler. Siyasi kararlar yanlış olsa bile mehmetçiğe dil uzatanlar ve algı operasyonu içinde bulunanlar için ayrıca devlet  birimleri gerekli çalışmayı yürüttüğünü söylemeliyiz.  Esas olan siyasi kararları küfretmeden, hakaret etmeden terbiyeli bir üslupla eleştirebilmektir. Doğru eleştiri yapmak da, doğru eleştiriyi  olgunlukla karşılamak da erdemliliktir.

İslama göre şehitlik kavramı için bütün değerlerin genel adı olarak Allah yolunda canını vermek kabul edilir.  Şehitlik kavramı ancak müslüman şehitler için kullanılır. Her inancın, her anlayışın kendi ideallerine göre canını feda etmesi, kendi lisanları ve zihniyetlerine göre de kelime ve kavramlarla nitelendirilmelidir. Onlar kendini bu durumda neyle ifade ediyorlarsa, kendileri için doğrusu da odur. Hiç inanmayan ateist bir kimse de, bir ideal olarak canını feda edebilir; onun sözüm ona şehitliği kendine bağlar ve İslamla, müslümanlıkla  hiç bir alaksı olmamalıdır. 

Bir toplumu parçalayıp yutmak için, önce yazısı ve diliyle oynayacaksın, sonra da parçalara bölüp lokma haline getireceksin ki boğazında düğümlenip kalmasın. Bu açıdan kelimeler ve kavramlar bizim hayat damarlarımızdır. Kelime ve kavramlar müstamel bir elbise değil ki; tes yüz edip yeniden kullanalım!..

Profösör

26 Aralık 2016 Pazartesi

Hakikat Bunu Gerektirir


Edebi bir eser, bir yazı okuduğumda, bir resim, bir heykel, bir mimari gözlerimde canlandığında, önce onunla hislerimle  bir yakınlık kurar, sonra da düşüncelerimle bu sanatsal eserin bana bıraktığı değerler üzerinde kafa yorarım. Adı üzerinde sanatsal değerl olan bütün sanat eserlerinin bir eleştiriden geçtiğine inanırım. Neye inanıyor, neye heyecan duyuyor, neye hayal kuruyor ve neye ümit besliyorsak, kültürümüzü de o çerçevede genişletiyoruz demektir.

Bir yazıya, bir sanat eserine kendi zaviyemden bakarak, hakkaniyetle davranarak görüşlerimi belirtir ve yorumlayarak katkı sağlamaya çalışırım.  Karşımdaki kişinin yaşı, başı, zihniyeti ya de siyasi görüşü benim için önemli bir kriter değildir.  Onu kırmamak adına kelimeleri ve cümlelerimi titizlikle seçerim. Bu benim insana ve sanatçıya olan değer verişimdir. Aynı titizliği karşımdaki kişiden beklemek hakkımdır ama, ben yine o kişinin terbiyesine bırakırım. Önemli olan üzüm yemektir, bağcıyı dövmek benim asla düşünüp de yapmak istemediğim en son şeydir.

Elbette birbirimizin yaptıklarını ve hatta davranışlarını eleştirelim. Doğru, iyi ve güzel yanlarını öne çıkartalım ve övelim, övgüye layık olduğunu söyleyelim. Diğer yandan da yanlış, çirkin ve kötüyü de güzel bir üslupla söyleyelim. Yerden yere vurmak yerine hatalarını gösterelim ve eksikliklerini birlikte tamamlamaya çalışalım. Çünkü hiçbir yazar ve sanatçı  birbirinin hasmı değildir. Birbirini kıskanamaz ancak gıpta edebilir. Arada tatlı bir rekabet başlar ki; o bizi topyekün hem ahlaken hem de kendi marifetimiz ve maharetimizi arttırır bizi olgunluğa ulaştırır.

Hülasa hepimiz birbirimize yardımcı olmalıyız. Önyargısız, hoşgörülü ve iyiniyetle birbirimize yaklaşmalıyız. Unutmamamız gerekir ki; herkes birbirinden etkilenir ve zamanla fikirler de, davranışlar da değişebilir, doğruda, iyide ve güzelde birleşebilir.   Hak ve hakkaniyet yerini bulur; hakikat bunu gerektirir.

Profösör

2 Mart 2013 Cumartesi

Dua Diriliştir.. Duada Kendini Bulursun..


Sana kim, ne kadar değer veriyor, bunu bilirsin sen. Kim menfaatiyle karşına çıkıyor, bunu da bilirsin sen.

Eleştiri yapıyorsak eğer, yapıcı olmalıyız. Hakaret edersek eğer kendimiz kaybederiz.

Biz hakikatte birbirimizin aynasıyız. Biz yalanda birbirimizin yabancısıyız..

Gül dediğin pembesiyle kokmalı; bir defa kokladıysan eğer, kokusu ömür boyu unutulmamalı.

İnanmak, umud etmek, çalışmak, danışmak, başarmak, şımarmamak, paylaşmak, sevinmek, sevindirmek, dim dik ayakta durmak. Aynı frekanstayız.

Tatil bitti okullar açılıyor. Ne yazık ki bütün çocuklar, şimdiden kaygılanıyor.

Herkes haddini bilmeli, haddini bilmeyen varsa eğer, haddi bildirilmeli.

Birine yardım edeceksek eğer, gönülden yapmalıyız. Bir destek için, bin çıkar bakmamalıyız.

Dua Diriliştir.. Duada Kendini Bulursun..

Dua samimiyettir.. İhlastır.. Allah'a en yakın olduğun andır

Bir anlamda ajansın yönetmenidir o. Ya da projelere başkanlık yapıyordur.

Huzursuzluğu üzerinde atmak istiyorsan eğer, tamamen olumsuzlukların bütününü çıkartacaksın hayatından..


Ne çocuk kalabiliriz.. Ne çocuk ölebiliriz.

Profösör
*2013 Ocak Ayı Tweetlerim
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...