İzleyiciler

yılan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yılan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2016 Cuma

Terör Canavarı

Yılanın başını küçükken ezeceksin diye bir atasözümüz vardır. Bu söz sadece kötü şeyler için söylenmiş olsa da, olumsuz bir gelişme olacağı zaman  tedbir için söylenmiş bir söz olsa gerek.  Artık herşeyin bir canavarı var. Terör canavarı, enflasyon canavarı ve trafik canavarı  gibi bir çok olumsuzlukların sonuna  canavar kelimesini ekleyebiliriz.  Yılanın başını ezmek demek hayvan haklarını ihlal edelim demek değildir. Bilakis iyiyi, güzeli, doğruyu ihlal eden ve olumsuz gelişmelere karşı hazırlıklı ol demektir. Daha doğrusu hiçbir olumsuzluğa hoş görüyle bakma demektir. Sonuç olarak da bilinçli yaşama şiarımız oldukça olumsuzluklar alıp başını gidecektir. Bilinçli yaşamakla ancak huzur içinde oluruz. Hep birlikte top yekün gerçek insan oluruz.

Profösör

10 Kasım 2011 Perşembe

Sende evlat acısı, bende de kuyruk acısı varken

Vakti zamanında bir köyde oğluyla yaşayan bir adamcağız varmış. Evlerinin avlusunda bir delik varmış. Bu delikte bir de yılan yaşarmış. Adam her sabah kalkar delikte hayatını sürdüren yılana bir kapla deliğin önüne süt koyarmış. Yılan da sabahları kendisi için getirilen bu kaptan sütünü içer, kaptaki süt boşalınca, boş kabın içine dünyalık için bir altın koyarmış. Yılan kendisine yapılan bu iyiliğin karşısında hergün kendisi için getirilen süt kabına bir altın koymaya devam edermiş.


Bu adamcağız ile delikte yaşayan yılan arasında karşılıklı iyilik yapmalarından dolayı bir dostluk başlamış. Bir müddet sonra adam hastalanır ve yatağa düşmüş. Bundan dolayı avluda yaşayan yılan için deliğine süt koyamaz. Oğlunu çağırır; "Oğlum bizim avluda yaşayan bir yılan var. Onun deliğine ben hergün bir kapta süt bırakıyorum. O da bize dünyalık olarak hergün bir altın bırakıyor. Madem ki ben hasta yataktayım bu görevi sana veriyorum"der. Oğul da her gün yılanın yaşadığı delik önüne aynı kapla süt bırakır. Hergün bunu tekrarlar ve her gün dünyalık olarak bir altın almış olur. Ne var ki birkaç gün sonra oğulun kafasını karıştıran bir fikir belirir. Bu yılan hergün bir altın getiriyor. Bu altını nereden buluyor. Demek ki bu yılan yerin altında bir hazinenin üstünde oturmaktadır. En iyisi mi ben bu yılanı öldüreyim. Sonra da yaşadığı delikten kazarak altınların toplu olarak bulunduğu hazineye kavuşurum. Her gün bir altın yerine, Karun gibi zengin olurum deyip yılanı öldürmek için planlar kurar.

Bir gün eline geçirdiği bir kürekle öldürmek için yılana saldıran bu adamın oğlu yılanı öldüremese de kuyruğunu koparmıştır. Bunun karşılığında yılan bütün zehrini adamın oğluna zerkeder. Çocuk yılanın kuyruğunu kürekle kopartmış ama kendisi de yılan tarafından sokularak ölmüş olur.

Adamcağız iyileştiğinde, daha sonra yılanın yaşadığı deliğin önünde yılanı bekler ve binbir rica ile oğlunun ölümünü de ileri sürerek, içinin acıdığını, ıstırap çektiğini yılana söyleyerek,  yine eskisi gibi dost olalım; aramızdaki ilişkiyi yine eskisi gibi sürdürelim der. Yılan da buna karşılık; benim de kuyruğum ıstırap veriyor der. Sende evlat acısı, bende de kuyruk acısı varken biz eskisi gibi dost olamayız der.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...