İzleyiciler

10 Kasım 2011 Perşembe

Sende evlat acısı, bende de kuyruk acısı varken

Vakti zamanında bir köyde oğluyla yaşayan bir adamcağız varmış. Evlerinin avlusunda bir delik varmış. Bu delikte bir de yılan yaşarmış. Adam her sabah kalkar delikte hayatını sürdüren yılana bir kapla deliğin önüne süt koyarmış. Yılan da sabahları kendisi için getirilen bu kaptan sütünü içer, kaptaki süt boşalınca, boş kabın içine dünyalık için bir altın koyarmış. Yılan kendisine yapılan bu iyiliğin karşısında hergün kendisi için getirilen süt kabına bir altın koymaya devam edermiş.


Bu adamcağız ile delikte yaşayan yılan arasında karşılıklı iyilik yapmalarından dolayı bir dostluk başlamış. Bir müddet sonra adam hastalanır ve yatağa düşmüş. Bundan dolayı avluda yaşayan yılan için deliğine süt koyamaz. Oğlunu çağırır; "Oğlum bizim avluda yaşayan bir yılan var. Onun deliğine ben hergün bir kapta süt bırakıyorum. O da bize dünyalık olarak hergün bir altın bırakıyor. Madem ki ben hasta yataktayım bu görevi sana veriyorum"der. Oğul da her gün yılanın yaşadığı delik önüne aynı kapla süt bırakır. Hergün bunu tekrarlar ve her gün dünyalık olarak bir altın almış olur. Ne var ki birkaç gün sonra oğulun kafasını karıştıran bir fikir belirir. Bu yılan hergün bir altın getiriyor. Bu altını nereden buluyor. Demek ki bu yılan yerin altında bir hazinenin üstünde oturmaktadır. En iyisi mi ben bu yılanı öldüreyim. Sonra da yaşadığı delikten kazarak altınların toplu olarak bulunduğu hazineye kavuşurum. Her gün bir altın yerine, Karun gibi zengin olurum deyip yılanı öldürmek için planlar kurar.

Bir gün eline geçirdiği bir kürekle öldürmek için yılana saldıran bu adamın oğlu yılanı öldüremese de kuyruğunu koparmıştır. Bunun karşılığında yılan bütün zehrini adamın oğluna zerkeder. Çocuk yılanın kuyruğunu kürekle kopartmış ama kendisi de yılan tarafından sokularak ölmüş olur.

Adamcağız iyileştiğinde, daha sonra yılanın yaşadığı deliğin önünde yılanı bekler ve binbir rica ile oğlunun ölümünü de ileri sürerek, içinin acıdığını, ıstırap çektiğini yılana söyleyerek,  yine eskisi gibi dost olalım; aramızdaki ilişkiyi yine eskisi gibi sürdürelim der. Yılan da buna karşılık; benim de kuyruğum ıstırap veriyor der. Sende evlat acısı, bende de kuyruk acısı varken biz eskisi gibi dost olamayız der.

Profösör

19 yorum:

nini dedi ki...

Profösör iyi ki varsınız...

otuzundansonra dedi ki...

çok doğru ve güzel paylaşım,teşş

Đëjάώυ dedi ki...

her okuduğumda/duydugumda aynı şekilde etkileyen bir hikaye...

Milena dedi ki...

çok güzel bir hikaye hocam..

Kelimeler Dunyasi dedi ki...

Anlamlı bir hikaye..Bazen yapılan yanlışlar unutulmuyor ve ne yaparsak yapalım karşımıza çıkıyor.Affetmek büyüklüktür.Pişmanlık erdemdir..Affedilmeyecek yanlışlardan Allah hepimizi korusun...

iρεκβöcεĝι~ dedi ki...

Ayyyy harika bi öykü bu,bilirim eskiden beri ama şu anda memleketteki durumla özdeşleşti beynimde birden:)
çok yaşayın profösör

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP dedi ki...

sevgili profösör izninizle bana yaptığınız yorumu sayfamda yayınladım....bakabilirsiniz.

funda dedi ki...

Daha önce okumamıştım bunu, eskilerin her sözünün altında doğrular yatıyor işte.

Pabuç dedi ki...

Üzerinde uzunca tefekkür edilecek bir hikaye..Allah razı olsun Hocam..

Hemsponpi dedi ki...

Bir şeyler yaşandıktan sonra ilişkiler eskisi gibi olmuyor maalesef,teşekkürler. Düşündürücüydü

esved dedi ki...

aaa! prof amca :)

öz'üm dedi ki...

aç gözlülüğün sonu, azla yetinmeyenin çoğu bulamayacağı, kırılan bi kalbin onarılamayacağı gibi sonuçlar çıkarabiliriz...ama bir sonuç daha varki, siz harbiden değerli bir insansınız...

deniz saatçioğlu dedi ki...

Harika bir hikaye. Kuyruk acısı lafı burdan mı geliyor acaba? Hiç bilmiyordum :) Teşekkürler paylaşım için.

denizsaatcioglu.blogspot.com

Medanşeri dedi ki...

insanoğlu işte, öyle güzel bir noktadan yakalamışsınız ki, çok hoş bi yazı olmuş gerçekten...
bu arada bir miminiz var kabul ederseniz. (:

Profösör dedi ki...

nini@ Teşekkür ederim. Siz de öylesiniz.

otuzundansonra@ Ben teşekkür ederim.

Đëjάώυ@ Bu bir darbı mesldir. kıssadan hisse almalıyız.

Milena @ İbretlik bir hikaye..

Kelimeler Dunyasi@ Aç gözlülük ve ihtiras insanı maddi ve manevi olarak bitiriyor.

iρεκβöcεĝι~ @ Hepimiz huzurlu ve mutlu yaşayalım.

SÜPER İNCE PARLAK ÇORAP@ Teşekkür edirm dostum. paylaşmak esastır.

funda@ Her hikayenin özünde mutlaka ders alınacak ibretler vardır.

Pabuç @ Allah sizden de razı olsun.

Hemsponpi @ Ben teşekkür eederim. Her zaman bekleriz sayfamıza.

esved @ Her zaman sayfama bekliyorum..

öz'üm @ Sen de harbiden iyi bir insansın. teşekkür ederim.

deniz saatçioğlu @ Kuyruk acısı sanıram bu hikayeden miras kalmıştır bize..

Medanşeri@ Misafirliğin için de mim için de teşekkür ederim. her zaman beklerim sayfamıza..

Aѕαннαяα dedi ki...

İyilikler unutulmamalı. Kötülükler suya anlatılıp orada bırakılmalı..

yolcu dedi ki...

http://islamnimeti.blogspot.com.tr/2015/03/eski-dusman.html

Kelile Ve Dimne kitabında bu konuya ait çeşitli hikayeler vardı. Güzel, ibretli bir kitaptı.

Adsız dedi ki...

benim aradığım yok

Adsız dedi ki...

benimki yok

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...