İzleyiciler

tecrübe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tecrübe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Kasım 2016 Pazartesi

Tecrübeyle Sabittir


Günlük, haftalık, aylık ve hatat yıllık plana göre insan kendini konumlandırmalı. Çünkü ufkun ötesinde başka başka birbirini tamamlayan ufuklar var. Bundan bi haber olanlar, sevmediği ve hoşlanmadığı konumlarla kendini konumlandırmış olurlar.



Profösör

8 Ocak 2016 Cuma

Bir Rehberin Olsun


Kötü bir zamanda kötü bir yerden ve kötü bir şekilde başlangıç yapan; dönüp dolaşıp, bir kısır döngü gibi kötünün kucağına düştüğünde gerçekleri daha iyi anlar. Hocam beni baştan uyarmıştı der ama iş işten geçer... 
Bu sefer düştüğün yerden tekrar kalkacaksın. Verilen öğütleri kulağına küpe olarak takacaksın. Rehberinle ve öğütlerle yoluna devam edeceksin. 
Kimseyi üzmeyeceksin ve üzülmene izin vermeyeceksin.

Profösör

1 Ocak 2015 Perşembe

Berbat Süleyman!..


"Hayatta sendelemek, tökezlemek ve düşmek de vardır" Bu cümleyi  ak saçlı  bir ihtiyar  söylüyorsa eğer bu sözü  dikkate almak gerektiğini söylemek isterim. Her an her şey olabilir. Beklemediğimiz süprizlerle karşılaşabiliriz. Herşey yolunda giderken sendelemek ve düşmek aslında ilahi bir uyarıdır bize. Bunun için sağlığımızı, işimizi, derslerimizi çeketmemiz gerekir. Her şey iyiyken ve iyiye giderken bile otokontrol içinde olmalı, sağlamasını yapmalı ve  kendimizi bu konuda güncellemeliyiz. Önümüze çıkabilecek, bizi tökezletip düşürebilecek bütün olumsuzluklara  karşı önceden maddi ve manevi tedbirleri alabilmeliyiz. Ak saçlı ihtiyarlarla istişare içinde olmalı,  onların sözlerine önem vermeli ve tecrübelerine güvenmeliyiz.

Her şey  hayatımızda iyi başladığı gibi iyi sürmeyebilir de. Açıkçası bunun bir çok örneklerine de şahit oluruz. Hatta bu örneklerin bir çoğu, darbı mesel gibi anlatılır da, nedense bir türlü bundan ibret almayız. Nasihat dinlemeye bile tahammülümüz yoktur. İlla başımıza bir musibet gelecek ki, acı tecrübeyi bizzat biz de yaşamış olacağız.  "Bir musibet bin nasihattan evladır" sözü boşuna söylenmemiş olsa gerek. Nedense aklımız doğru olanı kabul eder de, doğru olanı yapmayız.Sonuç olarak  inatla nefsimize uyar, irademizi ipotek altına alırız. Sendeleriz, tökezleriz, düşeriz. Hatta üstübaşımızı temizleyip, bir yere dayanarak kalkmayı, tekrar yolumuza devam etmeli  bilemeyiz.

Bazen ne yaparsak, ne tür tedbir alırsak alalım, beklentilerimiz bizim istediğimiz gibi olmaz ve gerçekleşmeyebilir. Bizim tedbirimiz,  gücümüz ve birikimimiz kadardır. Başa gelecek her ne olursa olsun "Bunda da bir hayır vardır" deyip geçeriz belki ama, içine düştüğümüz bu duruma da çok üzülürüz ve derinden sarsılırız. Böyle durumlarda en büyük dayanağımız, bizi anlayan ve her zaman bizim yanımızda olan ailemiz, eşimiz, dostumuz, arkadaşlarımız, hocalarımız ve ak saçlı ihtiyarlarımızdır.

Lise talebesi iken, bir matematik hocamız vardı bizim. Amiyane bir tabirle  "Tecrübe hayatta yenen kazıkların bileşkesi" diyerek cebirin püf noktalarını anlatırdı bize. Israrla cebirdeki eksi işaretin berbatlığından söz ederdi bize. Eksi işareti bir parantezin önüne geldiği zaman, bütün işaretleri değiştirme gibi önemli bir özelliği vardı. Parantez içindeki ne kadar işlem varsa, bu işlemlerin  bütün artılarını eksi, eksilerini de artı yapıyordu. Bu eksi işareti bir nevi kabadayı gibiydi. Eksi işareti cebirde cebren işlevini sürdürüyordu. Kulağımızda küpe olsun diye, cebirdeki eksi işaretinin adını "Berbat süleyman" koymuştu hocamız. Biz de hayatımız boyunca kazık yememek için, ak saçlı hocalarımıza inanır ve güveniriz hayatımız boyunca. Onların tecrübelerinden doğal olarak yararlanırız da. Onun için her an karşımıza bir "Berbat Süleyman" çıkabilir ihtimaline karşı da, tedbirimizi almalı ve "Berbat Süleyman"larla karşılaştığımızda onlara pabuç bırakmamalıyız aslında.

Profösör

17 Ekim 2012 Çarşamba

Geçmişten Geleceğe


Geçmiş zamana geçmiş gitmiştir diyemeyiz. çünkü bir anlamda göbeğimiz geçmişle de bağlıdır. Hem insanlık ailesi Hazreti Adem ile başladığına göre, bugüne dek insanlık tarihi içinde yaşayıp gidenlerimiz, bizden önceki atalarımız olduğunu unutmamalıyız. Onların her birinin yaşam değerleri, onlar ölüp gitseler bile bizim için ileriye ve geleceğe atfettiğimiz birer tecrübevi değerlerdir. Tecrübeyi oluşturan ve olgunlaştıran değerler aslında geçmişte sadece bizim yaşadığımız değil, aynı zamanda da bütün insanlığın tek tek yaşadığı iyi ve kötü değerlerinin bir bütünü olarak bizlere yansıyan değerlerdir. Bu değerler  olgunlaşmamıza dair ve ileriye bakışımızla ilgili, bizlerde büyük bir tecrübe oluşturur. Çünkü insanlık ezelden ebede birbirini takip eden, aynı zamanda da birbirine bakan, birbirinin aynası konumundadır. Onun için insanlığın bir bütün olarak kazandığı tecrübeler hayatımızda şaşmaz bir pusula konumundadır. Onun için insanlık olarak, yaşamış olduğumuz her olay bizim için, birer ibretlik ders niteliğini taşımaktadır.

Aslında hiçbir olay unutulmaz. Mutlaka hafızamızın gizli bölümlerinde zaman zaman kendini gösteren yaşanmışlıkların izdüşümüdür. İyi olaylar bizi mutlu etse de, kötü olaylar; acılar, ıstıraplar, sıkıntılar, boğulmalar ve darlık zamanlar sadece hatırlanmak istenmeyen konumda olan olaylardır. Kötü olayların yaşanmışlığı ancak çile çekmek olarak adlandırılabilinir. İnsan olup, inancını yaşamak isteyip de yaşayamayan, işkence gören, çile çeken müslümanların ruh halini çile çekenler olarak anlayabiliyoruz. Çünkü çile çekmek insanı pişirir, olgunlaştırır; sevgi, şefkat ve merhamet duygularının ne olduğunu insana öğretir. Çile aynı zamanda da insan için büyük bir kazanımdır. Çile çeken insan empati kurmayı becerebilendir. Çünkü çile çekmeyen kişinin kendisinin dışındakilerle empati kurabilmesi güçtür. Karşısındaki kişiyi derinlemesine anlaması ve aynı zamanda da başkası tarafından sağlıklı anlaşılması da mümkün değildir. Bunun yanında çile çeken sorumluluk nedir bilir. Çile çeken hayatını ben merkezli düşünse de, yaşam biçimini herşeyiyle bir bütünlük içinde paylaşmasını ve paylaşmaktan büyük bir haz almasını bilir. Paylaşmanın feyiz ve bereketine inanır ve hayatını hizmet etmeye adar, paylaşma üzerine oturtur. Çile çeken gözyaşlarını tutamaz, ağlar, karşısındakini de ağlatır ve vicdanları sızlatabilir. Çile çekenin sözü etkindir. Çünkü sözleri ve davranışları yürektendir. Yakıcıdır çünkü eğitkendir. İnsanı pişirir çünkü onun işi olgunluktur. Olgunluk bir insanın şuur halindeki yaşama biçimidir.

İleriye bakmak için geriye bakmak, nereden ve nasıl geldiğimizi iyi bilmek gerekir. Çünkü tecrübe geçmişte yaşananlardan alınan derslerdir. Çünkü herşeyin çıkış noktası, orantılı olarak geleceğe taşıdığı değerlerden ibarettir. Hazreti Adem'den bu yana genlerimizde yaşattığımız en büyük dünyevi değer; aşk ve hüzündür. Herkes aşkı yaşar ve aynı zamanda hüznü de tadar. İnsan hem vuslata ermek için sevdiğine kavuşmak isteyecek, hem de bunun yanında kaybetme korkusu yaşayacaktır. Çileyi sadece bedenen çeken, işkence gören, hançer yiyen, kanı akan, bir insan olarak yaşayabilirsin.. Bunun diğer boyutu olarak da tarifi mümkün olmayan bir ıstırapla manevi acıları yüreğinde sızım sızım hissedebilirsin. Daha çok insanı bedenen çektiği acılar değil de, kalben çektiği ıstıraplar insanı yıpratacak oluşudur. Eğer şu an nefes alıp verebiliyorsak, eğer tövbe ve pişmanlık duyabiliyorsak, eğer avucumuzda pırlanta kadar değerli bir umut ışığı saklayabiliyor, onunla şükredebiliyorsak, eğer yalnız olmadığımızı Allah'ın bizimle beraber olduğumuzu inanabiliyorsak, bizi bizden de iyi tanıyan dostlarımızın bizim yanımızda oluşunu hissedebiliyorsak, onların hayatımızda özel bir yeri varsa, onlara değer verip, karşılığını bulabiliyorsak, bizim için huzur var demektir.. Mutluluk var demektir.. Gelecek var demektir.. Bize takdir edilen herşeyin kadir kıymetini bilmektir.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...