İzleyiciler

darbe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
darbe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2017 Çarşamba

Referandumda Evetçiler ve Hayırcılar


Bu zamana dek ülkeyi oligarşik düzen idare ederken, tamamen milletin iradesiyle devlet yönetimine ehil ve liyakat sahibi  milletin evlatlarının yönetime gelmesine sistem değişikliği demeye çekinenler, rejim değişikliği demelerinde bir sakınca olmaamlı. Oysa yapılan demokratik cumhuriyet yönetiminde köklü bir sistem restorasyonudur. Devlet ve hükümet metabolizmadaki sistem kaçaklarının giderilmesinde tahlil, teşhis ve tedavi yönteminin doğru ve bilimsel yöntemlerle daha işler hale getirilmesidir. 
.....
16 Nisan 2017 sonrası  referandum için; ülke dışındaki Batılı bütün sömürgeci devletlerin hayırcı tutumlarıyla, terörisst grupların ve ülke içindeki hayırcı tarafın birlikte bir blog oluşturarak,  cephe oluşturmasında ülkemiz  yararına mantıksal hiç bir izahı olamaz. 16 Nisan sonrası devlet içindeki bütün parazitler, piyonlar, vatan hainlerinin çanına ot tıkanacaktır. 
....
Bu arada sandıkta evet de, hayır da demokratik bir tercihtir. Sadece evet diyenler ile hayır diyenler dostluklarını bozmadan durdukları yeri yeniden konumlandırmalıdır. Kalp kırmadan tartışmak, istişare etmek demokrasi kültürü açısından önemi olduğu kadar, aynı zamanda devlet, millet ve memleket için yararlı olacaktır. Gerçek vatanseverler milletini, devletini ve memleketini   düşünür; bu anlamda her türlü fedakarlığa da hazır ve nazırdır.

Profösör

6 Ağustos 2016 Cumartesi

Gülenist Hareket



Başlangıçta malum cemaat zeki ve fakir öğrencileri "Işk Evleri" adı altında öğrenci evlerine  topladılar. Öğrenciler  bu evlerde sözüm ona ışıklanacak ve nurlanacaklardı. Böylece yeni bir nesil, yani  "Altın nesil"  yetişecekti. Tabiki öyle olmadı. Bilakis, ışığa, nura, milletin değerlerine kasteden bir nesil yetiştirdiler.  Bir kere  bu yapıya bulaşan, ne yazık ki  kolay kolay kendisini bunların kapanından kurtaramadı. Bir anafor gibi, bir bataklık gibi debelendikçe battılar ve esfeli safiline boyladılar. Bu yapıyla herhangi bir sebebten ilişki kuranlar,  bunların nasıl olduğunu çok  iyi bilirler. Parelel örgüt  İnsanı önce harama, kanunsuzluğa bulaştırırlar, sonra da bu kanunsuzluğu kaset haline getirerek tescil ederek şantaj malzemesi olarak insanın önüne koyarlar. Artık arkası kesilmez isteklerinin. Şunu yap, bunu yap şeklinde tuzağa düşürdükleri insanları gayrimeşru ilişkilere zorlarlar.  Artık o yapının bir militanı olursun. Onun için haktan, hakkaniyetten ayrılmayacaksın. Ahlaksız tekliflere kanmayacaksın. 

Vakti zamanında çok sevdiğim bir kardeşim bu yapıyla ilgili düşüncelerime karşılık hani iftira atmayalım günahtır der gibi bana serzenişte bulmuştu. Oysa biz sadece ayrıntıya girmeden  kardeşlerimizi  uyarıyorduk. Mesleğimiz icabı  gerek işimizle ilgili, gerek ahlaken doğru bulmadığımız hususları söylemekten çekinmedik.   Çünkü bu yapı baştan sona hem şirk içinde hem de yasadışı bir faaliyet içinde oldukları kanaatimizi bu son darbe girişimiyle söylediklerimizin haklılığı da ortaya çıkmış oldu. Keşke milletimizi üzecek böyle bir olayla karşılaşmış olmasaydık. 

Ne yazık ki içe kapılı bütün yapılar pareleldir. Devletin dışında devletle çelişkili bütün organizmalar birer ihanet içindedirler. Biz kıstas olarak  sadece millet nerede duruyor diye bakmayız, aynı zamanda ümmetin de  nerede durduğunu görmek bizim için bir kıstastır.  Siyonist ve sömürgeci güçlerin Türkiye'deki olan bitenlerle ilgili  düşünceleri, duyguları ve davranışlarına da bakarız. Bu da bizim olaylar karşısında nasıl bir pozisyon almamız gerektiğini bize öğretir.

Bir dini cemaat önce İslam akidesini özümsemesi gerekiyor. Eğer özümsemiyor ve davranış bozukluğu içindeyse  mutlaka o cemaat yapı olarak  ihanet içersindedirler. İslam bize ancak inananlar kardeştir diyor. Oysa sapkın bir itakat anlayışı ancak İslam'ın hilafına bataklık üretiyor. Kardeş kardeşe  de silah çektiriyor. Cinayet işleniyor, katliamlar yapılabiliyor. Lanet olsun!..

Öğrencilerin  Işık Evleri'nde ışıklanması, aydınlanması ve  ve nurlanması beklenirken, oralardan vatan hainleri yetişeceğini  kim beklerdi ki!..  Altın Nesil aldatmacası nice samimi insanları hayal kırıklığına uğratmıştır. Son tahlilde Gülen Cemaati sadece bir terör örgütü olarak kırmızı kitaba girmemiş, bilakis suç üstü kanlı bir darbe girişiminin de bilinen failidir. Son zamanlarda kendisini "Hizmet Hareketi" ismi veren Gülen Cemaati artık milletin ve ümmetin nefretini kazanmıştır. Bütünüyle bu yapı, yasaların ve vicdanların asla kabul görmeyeceği bir yapıdır. Bu darbe girişiminde yasalar bir bir   suçluları yakalayıp en ağır cezaya çarptırılacaklardır.

Kurşun aydınlığa, ışığa ve nura ve masum millete sıkılmaz, kurşun karanlığa ve cehalete sıkılmalıdır. Vatansever aziz milletimiz  artık bu menfur olaydan sonra daha da şuurludur.  Millet olarak kısasa kısas, bu meselenin peşi asla bırakılmayacaktır. 

Bilvesile Sehidlerimize Allah'tan rahmet diliyorum; ruhları şadolsun. Gazilerimize de Allah'tan şifalar diliyorum. Böyle bir kanlı darbe girişiminden sonra  geçe gündüz nöbette olan vatansever milletimize şukranlarımı sunuyorum.

Profösör


Not: Karikatürist Muhittin Köroğlu'nun 
güzel bir eserini bloğumda yer veriyorum.
Kendisine de sayfamdan teşekkürlerimi sunuyorum.

21 Temmuz 2016 Perşembe

Darbeye Direniş... Yeniden Diriliş!..


İyiki böyle sosyal sayfalarımız var da, içimizi dışımızı buralara dökebiliyoruz. Etraf karışık ama biz burada derlenip toparlanabiliyoruz. Nerede zulüm, nerede darlık, nerede sıkıntı varsa, hep birlikte oraya koşup tek yürek olabiliyoruz. .  Bazen bir cümle, eczanelerde bile bulunmayan hayat kurtarıcı bir iksir olup çıkıveriyor. Bazen bir kelime derinleşen yaramızı kurutabiliyor. Bazen bir harf işte bu sensin deyiveriyor. Bıktım artık bu latin harflerinden deyiveriyorum. Bana Kuran'dan bir sure ver ki  başına hurufu mukattaa olayım. Varsın manası Allah'a kalsın. Bir eliflam, bir yasin olayım!..  Bir vav olayım mesela ana karnında cenin gibi kıvrılan!.. Yeniden doğuş olayım mesela, yeniden diriliş!..

Profösör


Not: Bu "Vav" istifi ünlü grafik sanatçısı sevgili dostum ve kardeşim Sabahattin Kayış'ın nadir meşklerinden birisidir. Nefesine, yüreğine ve kalemine sağlık. 





18 Temmuz 2016 Pazartesi

Zırcahiller


Zırcahiller 
olağanüstü durumlarda 
minarelerden tencere tava 
çalınmayacağını bilmeliler. 

Minarelerden 
ezan ve sala okunur. 
Ezan kurtuluşa davettir. 
Sala ise duadır.



Profösör

17 Temmuz 2016 Pazar

Darbe ve Milli İrade




Bugünkü gazetelerin manşetlerine bir bakıverin; ergenekoncu sözcü dahil, parelelci ve Fetöcü Taraf, Yeni Bakış, Meydan gazeteleri bile Demokrasi ve Millet iradesi yapmışlar. Tiyatro filan demiyorlar. Her zaman bunun gibi gazetelerden alıntı yaparak paylaşım yapanlar paylaşıqmlarınız çelişkili, ön yargılı ve malesef inandırıcı değil. İnsan sucu bucu olabilir; sucu bucu olmayanın siyaseten tek sahip çıkması gereken milli irardesidir. Toplum olarak birlikte erdemlice yaşama azmidir. Bütün dünya bu onurlu direnişin ve milli iradenin önünde eğilmektedir. Vesselam.


Profösör

16 Temmuz 2016 Cumartesi

Darbeler


Albayrağımız  göklerde özgürce dalgalanıyorsa eğer;  camilerin bütün mihrapları kıbleye doğru baktığındandır. 

Beş vakit ezan sesi susmuyorsa eğer, minarelerin ihtişamı  arşa göz kırptığındandır. 

Profösör

10 Eylül 2014 Çarşamba

Siyasette Sağ ve Sol Kavramı


Bir zamanlar, klasik bir anlatımla tarif etmek gerekirse siyasi kulvar iki ana damar üzerinden ifade ediliyordu. Bu durumda  işverenden yana, sömürüden yana olursanız sağcı, işçiden yana, emekten yana  olursanız  solcu kavramlarının içinde kendinizi buluyordunuz. Daha doğrusu işçi kesimi çok çalıştırılan, sosyal hakları olmayan, alın teri gasp edilen, hakları çiğnenen bir kesim olarak meydanlarda sesini yükseltiyordu. Bütün solcular kapitalizm ve liberalizme karşıydılar. Her fırsatta da işçiler mitingler, yürüyüşler, grevler yapıyor, hak arayışı içinde bulunuyorlardı. Öte yandan işverenler anlaşma sağlamak için işci temsilcileri ve işçi sendikalarıyla masaya oturuyorlardı. Bazı patronlar gerekirse lokavt yapıyor, hatta fabrikasını işletmeye kapatanlar bile oluyordu. İşçilerin meydanlardaki sloganları "Kahrolsun kapitalizim, kahrolsun sömürü düzeni, kahrolsun patronlar, yaşasın işçi sınıfı" temasını işlese de bir kısır döngü içinde oldukları apaçık belliydi. Oysa işci işverene, işveren de işçisine gereksinim duyuyordu. Ancak üretimin ve ekmek kavgasının bu şekilde bir düzen içinde olması işin doğası gereğiydi. 

Aslına bakarsanız işçi ve işveren birbirine muhtaçtır. Sağ ve solun birbiri üzerinde hakları vardır. Sağ ve sol birbirine girmiştir. İkisi de birbiri için olmassa olmazlarıdır. Bu açıdan da, siyaseti sadece sağ ve sol üzerinden okumanın yanlışlığını hala farkedemeyen siyasilerin, aydınların, yazarların olduğunu söylememiz gerekir. Önemli olan üretim, hakça paylaşma, adalet ve kalkınma olmalıdır. İnsan haklarının her anlamda korunması volmalıdır. Özgürlük ve demokrasi kültürünün yeyermesi ve kendi doğal mecrasına evrilmesi olmalıdır. Ne yazık ki değişimci ve devrimci olduğunu söyleyen bugünkü sol statükoyu, ulusalcılığı ve eski Türkiye'yi savunuyor. Bugünkü sağ da statükoyu zorlayan bir zihniyet devrimi yapma yerine,  insan hak ve özgürlüklerinden yana tavır alma yerine, millete rağmen kendisini sol jargonuyla işbirliği yapmaya zorluyor. Şuurlu bir toplum olma mefkuresine sahip olanlar, başta ahlak ve maneviyatın hüküm sürdüğü, israfın, ayrımcılığın, yoksulluğun, yolsuzluğun, işsizliğin, kimsesizliğin olmadığı gayrimeşruluğu ortadan kaldıracak, toplumu birbirine kaynaştıracak bir anayasayla ehliyet ve liyakat sahibi idarecilerin işbaşında olduğu bir ülke hayal ederler. Bu mefkurenin gerçekleşmesi  ütopya değildir. Artık dünyada da sağ  ve sol yoktur ve değerini kaybetmiştir. Sağ ve sol kavramlarının ve eksenlerinin dışında başka kavramlar ve eksenlerin varlığını keşfetmemiz gerekir. Bu yol hak hukuk üzerine kurulu, sürü mantığının olmadığı, bir kişinin ve hatta bir varlığın hakkını bile koruyan adil bir düzen olmalıdır.

Türkiye'de 28 Şubat vesayet rejiminin yaptığı zulümlere karşı, verilen mücadele sağ ve sol mücadelesi değildir. Oligarşik yapının millete ve onun değerlerine tepeden bakışının bir  yıkılışıdır. Tabuların yerle bir oluşudur. Vesayet rejimi aynen rusların folklorik ve otantik  bebeği matruşka gibi iç içedir. Her taşın altından bir vesayet, bir lobi ve  parelel yapılar, örgütler çıkmaktadır. Onun için vesayeti sadece askerle ilişkilendirilmemelidir. Darbeci vesayet siyasetin, yargının, emniyetin, eğitim gibi devletin bütün kurumlarında olabileceği gibi, sivil insiyatifin içinde, iş adamlarının, derneklerin,  platform ve oluşumların da olduğunu göz ardı edemeyiz. Yaptığımız bu projeksiyon  bize sağ ve sol kavramılarının anlamını yitirdiğini  göstermektedir.  Bunun yerine kavram olarak bundan sonra "Hak ve Batıl" dan söz etmemiz gerekecektir.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...