İzleyiciler

kul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2016 Pazar

Lafzatullah


Her nefeste Allah diyebilmek; Allah diye son nefesi verebilmek. Bir hamlede Allah yazabilmek; Allah deyip boyun bükebilmek...

Profösör

Not: Sabahattin Kayış kardeşimizin bir çalışması; Lafzatullah meşki...

12 Ocak 2016 Salı

Hayat Dersleri


Bir işi bilgiyle, birikimle, titizlikle, inanarak, sorarak, soruşturarak, istişare ederek, dürüstçe, heyecan ve coşku duyarak yaparım. Bir de üstüne üstlük, bütün kalbimi samimiyetimle masaya koyarım. Eğer o iş bir insanın hayatına doğru bir yön çizecekse, gecemi gündüzümü ve bütün dikkatimi ona veririm. Bu arada yaptığım işi sahibinden daha şuurlu bir şekilde sahiplenirim. Bu durumu kul bilmesse de Allah biliyor. Ne yazık ki bu halimi kul sonradan öğreniyor. İş işten geçiyor ama, kalp kırılıyor. Herkes değerin ne olduğunu önce kendisi öğrensin; sonra da  kendisine doğal olarak değer verileceğini bilsin.
Profösör

Not: Orangutanlar bile birbiriyle tam olarak iletişim kurarlar ve birbirini anlarlar. Bu fotoğrafı kullanmakla  bir anlamda orangutanlara sempati gözüyle bakılmasını sağlamak içindir. Biz insanlar birbirimizle iletişim kuramıyoruz o halde ironi yaparak birbirimizle iletişim kurabiliriz.

23 Nisan 2015 Perşembe

Hilal İslam'ın Sembolüdür


Kur'an  kulun iyi insan ve iyi bir müslüman olmasını istiyor. İyi bir insan ve iyi bir müslüman olmanın ölçüsü ve timsali Allah'ın gönderdiği peygamberleridir. İslam'ın peygamberi de fahri alem Hazreti Muhammed'dir. Onun gibi olmak, Onun gibi yaşamak insanlık ve müslümanlık şuurudur. Peygambersiz din olmadığı gibi, peygmbersiz kitap da olmaz. Peygambersiz kitabı anlamak da mümkün değildir. Peygamberimizin keavilleri, fiilleri ve takrirleri Kuran'ın kendisidir. Kuran'ı hakkıyla anlamak, feyiz almak ancak, Peygamberimizin hayatını bütünüyle öğrenmek, o devrin bütün değerlerini özümseyerek bilmek ve Peygamberimizin ahlakıyla ahlaklanmakla mümkündür. Asr-ı Saadetle birlikte geçmişi ve geleceği bir bütün içinde algılamak gerekir. Bir ayete sadece kendi manasıyla değil, Kuran'ın bütün ayetlerini hesaba katarak okumak, anlamak ve feyiz alarak öğrenmek gerekir.

İslam dini alem-i nizamın mukaddes bir manzumesidir. İslam kültürü bu manzumenin bir ahenk içinde yaşanmasını tesis eder. Mübarek saydığımız geceler miladi takvime göre değil, ay takvimine göre idrak edilir ve bu gecelerde müminler, dualarla, niyazlarla vaktini ibedetlerle geçirirler. İslam şuuru günahlardan arınma, bilgili ve bilinçli olma halidir. Regaip Gecesi de müslümanların önem verdiği, müminlerin isteklerinin kabül gördüğü bir gecedir. Bu gecede Allah kullarıra ikram ve ihsanda bulunur.

Bir insanın salih kul olması, Allah'ın rızasını kazanmasıyla mümkündür. Allah'ın rızasını kazanmak ancak, Arif, abid ve salih amellerle  mümkündür. Dikkat etmemiz gereken en önemli husus cehalettir. cehalet müesses nizamı yıktığı gibi, kulu da, insanı da perişan eder, Allah ve insan karşısında mahçup duruma düşürür. Üzülerek söylemeliyiz ki; Regaip Gecesiyle ilgili İslami referansları olan, yazar ve çizerlerin,  internette, sosyal medya sitelerinde kullandıkları dolunaylı cami fotoğrafları cehaletimizi belgeliyor. Oysa bir ayın bitişi ve yeni bir ayın başlangıcı ayın ondördü olan dolunayla ifade edilmez. Bu ancak hilal ile ifade edilir. Hilal aynı zamanda İslam'ın vazgeçilmez bir sembolüdür. Bilvesile Leyle-i Regaib'iniz mürarek olsun.

Profösör

1 Nisan 2015 Çarşamba

Bir İç Sorgulaması


Ömer bey "Ben Ömer bey, nasılsın?" diyerek  kendi kendini bir iç sorgulama gereğini duymuş. Ömer bey bir edebiyatçı, bir edebi mevkutenin sahibi ve bu arada da yayın editlüğünü yapmakta. Sonra "Ben nenedeyim"?" diyor Ömer bey. İnsan kendi kendini sorgulamalı elbette. Aynı zamanda, zaman  zaman kendini konumlandırmalı. Bence aynanın karşısına her geçtiğimizde "Ben kimim, neyin nesiyim?" sorusuyla başlamakla, belki de önce insan olmanın bilincini kuşanmalı. Zaten gerisi çorap söküğü gibi gelecektir soruların birbiri arkası kesilmeden. İşte o zaman "Ben neredeyim?" sorusunun cevabı; ya hakikatler dünyasında Allah'a kul olan bir kul, ya da yalan dünyanın ve nefsin zaafları içinde, kurban olduğunun farkına vacaktır insan. 

İster zirvede ol; Bozdağın tepesinde özgür mü özgür, ister bir uçurumun kenarında tutun kuru bir yaprak gibi.  Seni alsın götürsün bir üfürük rüzgar.  Belki Beydağ barajında boğulmak, Menderes nehrinde sürüklenmek var! Belki dip buçak bir kör kuyudur akibetimizin sonu. Elimizde midir kurtulup yaşamak?.. Asıl mesele bir nefesin diğer nefesi takip edip etmesine bak!.. Duvara da toslarsın, çıkmaz sokaklara da saparsın. Bazen bir labirentte çaresiz, yorgun,  umudunu biteviye kaybedersin. Yoksa kelimeler ve işe yaramayan bilgiler içinde boğulur kalır insan. Yine de bir kurtuluş umudu olmalı insanın. Yaşamaya ve insan onurunu korumaya dair. Evet umut olmalı ve umudu taşıyan insanın içinde inancı olmalı. Ambarda saklanan bir habbe gibi ekilmeyi beklemeli. Ekilmeyi bekleyen bir sevgi tohumu. Başak başak sevgi, şefkat merhameti içinde barındıran bereket olmalı insan. Başak başak barış, kardeşlik ve dostluk kelimelerine sarılmalı insan. Sevmeli ve sevilmeli... "Ben kimim?" ile başlamalı iç sorgulamaya "Ben neyin nesiyim?'le devam etmeli. Sonra da "Neredeyim?" ve "Nerede olmalıyım?" sorularının cevabını vermeli insan...

Şairler bizi şuurlandıran birer insanlık rehberidir oysa. Zindana da düşse insan, inancı varsa, umudu da vardır; o asla orada mahpus da  değildir. Hele haksız yere orada çile çekmek mukadderatında varsa insanın; zindan onun için güllük gülüstanlıktır. Çünkü zindanın küçücük penceresi olsa da, dünyaya kapalı, Allah'a açıktır.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...