İzleyiciler

12 Nisan 2014 Cumartesi

Aşk Varoluş Halidir


Aşk ve Hüzün'den

Aşk; sadece bencilce sevişmekten ibaret değildir. Bu zaten  insanın doğası gereğidir. Fakat insanın aşkla kendi varlığını hissetmesi  ve bütün varlıklara karşı sorumluluk hissini duyması demektir.  

Aşk; bir kadının ve bir erkeğin bir nevi karşılıklı tapınma duygusu mudur...  Aşk; sadece maddeyle sınırlı mıdır... "Sana tapıyorum demek" hangi inancın, hangi  sevginin, hangi sevdanın gereğidir!.. 

Aşk belki de, evrendeki bütün varlıkları üstüste koyup, bütün değerlerin bir yekün içinde toplanması ve bu yekün içinde insanın kendini bulma duygusudur.

Aşk; ne hilebazlık, ne hokkabazlık, ne de sihirbazlık ve asla göz boyaması değildir. Aşk; sadece aklın baştan gitmesi, insanın sarhoş olma hali de değildir.

Aşk; aşk bir varolma bilincidir. Varlığını bütün varlıklara adama halidir. İyilik yapma duygusunun bütün evrene yayma halidir. Seven mutlu ve huzurlu bir insan, sevilen mutlu ve huzurlu salih bir kul olma halidir. 

Profösör

4 Nisan 2014 Cuma

Anlamak ve Anlaşılmak


Birbirimizi sadece algılayabiliyoruz ama birbirimizi asla anlayamıyoruz. Eğer kendimiz dışındaki bütün yaratılmışlara, onları da Allah yarattı deyip; onlara karşı duyarlı olabiliyor ve  onlara karşı adil davranabiliyorsak, işte o zaman birbirimizi anlamaya başlamışız demektir. Birbirimizi anlamak demek, aynı zamanda  anlaşılmak anlamına gelir. Birbirimizi anlamak, varlıklar aleminde birbirimiz için varololuş bilincine ulaşmak demektir. Varlıklara iyi gözle bakmak, sıkıntılı, ıstıraplı her kim varsa yanında olmak, yarası olanın yarasına merhem olmak, kendini iyilik yapmaya adamak, içten sevmek, şefkat duymak ve merhamet etmek demektir. Hiçbir kimseden bir çıkar beklemeden dost olmak, gönül kazanmak demektir. Anlamak ve anlaşılmak, gönül sahibi olmak demektir.  (Profösör)


2 Nisan 2014 Çarşamba

Bir Hüzünlü Name


Kınalı kayalıklardan ve etrafına keskin bir kekik kokusu yayan bitkilerle  kaplı tepelerden,  bembeyaz papatyaların hakim olduğu  uçsuz bucaksız düz ovaya kuş bakışı baktığımda, uzaktan titreyerek ve titreşerek gelen,  kavalın çıkarttığı otantik namelerin hüznüyle huzur buluyordum. Hazreti Adem'den, Hazreti İbrahim'e, İsmail'e, Hazreti İsa'dan  Musa'ya ve son peygamber Hazreti Muhammed'e kadar gelmiş geçmiş  bütün nebilerin ve resullerin çobanlık yaptığını düşündüğümde, bu kavalın hüzünlü namesi, belki de yasak meyvenin bir ısırıklık cezası bütün insanlığın mirası olarak yüreğime işliyordu. 

İnsanlığın kaderinde sadece dünya hayatında yaşadığı  aşk değildi herhalde. Aşkın özünde mayalanan aynı zamanda bir de hüzün vardı. Aşk ve hüzün adeta bir ısırıklık yasak elmanın özünde saklıydı. Sevenler bu düyada kavuşsa da kavuşmamış sayılırdı. Sevmek belki de sevdiğinle birlikte sonsuzluğa kadar gönül açmaktı. 

Profösör


16 Mart 2014 Pazar

Yürekten Sevmek



Evrendeki bütün varlıkların kaderi birbirine bağlıdır. Bir gezegen yörüngesinden çıkmış olsa kıyamet kopar. Kıyamet sadece dünyanın hallaç pamuğu gibi atıldığı gün değil, evrendeki bütün gezegenlerle birlikte bir çöküş günüdür. Dünyanın bir ucunda bir kelebek yürekten kanat çırpsa, diğer ucundaki bir yüreği hoplatmaya değerdir. Bir yürek  gerçekten seviyorsa eğer, hayat devam eder, sevmeye ve yaşamaya değer.

Profösör

10 Mart 2014 Pazartesi

Dostlukla yadigar


Bu dünyadan
göçüp gitsen de 
geriye kalır 
dostlukla
yadigar
bu fotoğraf... 

Çok lafa 
gerek yok; 
anlatır her şeyi 
bu fotoğraf. 




Fotoğraf ve
photoshopla 
maniplasyon
çalışması: 

Profösör

8 Mart 2014 Cumartesi

Dünya kadınlar günü kutlanıyor.

Dünya kadınlar günü kutlanıyor. Nerede zulüm gören, nerede şiddet ve taciz gören bir kadın varsa hep bu tür, üçünscü sayfa  haberlerine konu olacak hadiseler vitrinleniyor. Bağırıp çağırılıyor. Ağlaşıp sızlanıyor. Bunun adı tutmlama oluyor. Kötü bir şeyi anmak kutlamak değildir. İyi bir şeyi anmak tebrik etmek kutlamaktır.

İster insan olsun, isterse cinsiyette kadın olsun. Çocuk olsun, yaşlı olsun, hasta olsun. Ya da hayvan olsun, bitki olsun veya kullandığımız  bir klavye olsun. Onlarla ilişkimiz, dostluk ilişkisi içinde olmalıdır. Bir eşyayı doğru kullanmalıyız. Bir objeye hor davranamayız. Triplere girip telefonumuzu  öfkeyle fırlatamayız. Haksızlık kime ve neye yapılırsa yapılsın haksızlıktır, zulümdür, vicdansızlıktır.

Burada önemli olan, dikkat edeceğimiz husus adaletli bir ruha, güzel ahlaka, ve ömrümüzü şuur içinde geçirecek bir mefkureye sahib olabilmemizdir. Önce iyi olan değerleri öne çıkartmak, övüç duyabileceğimiz örnek kadınlarımızı anmak, onların hayat felsefesinin menşeini şiar edinmektir. Sonra da kadınlarımızın zulüm görmemesi için de   hep birlikte üzerimize düşen görevleri yerine getirmektir. Dünya kadınlar gününü ezik bir kavrama hapsederek, umutsuzluk aşılamamaktır.

Yazı ve Foto manüplasyon: Profösör


24 Şubat 2014 Pazartesi

Bu sabah rahmet var


Bu sabah inceden inceye rahmet yağıyor.  Nedense ruhumun derinliklerinde ince bir sızı var. Çocukluğumun, yokluğumun, yoksulluğumun ve her şeye rağmen bugüne kadar gelmenin ve  insan olmanın şuuru var. Şükredilecek o kadar dertler var ki; bizi iyiden iyiye terbiye edecek Allah’ın nice ayetleri var. Nice ibretler var. Bizi lütfuyla gönlümüzü hoşnut edecek nice rahmet, nice merhamet, nice bereketler var...

Bir de hayata umutla adımlarını atmış, yüzü gülesi çocuklarımız var.. Suriye’den, Somali’den, Filistin’den, Irak’tan Arakam’dan... Kentlerin çöplüklerinde dolaşan yarı aç, yarı tok, saçı başı dağılmış, sümüklüri akmış, gözleri yaşlı, bir sokak kedisi gibi ürkek bakışları olan, nice bizim çocuklarımız var...

Allah bağışlasın bir de Mehmet Akif ile Ayşe torunlarım var.  Onların geleceği, güzelliği, talihi kadar, benim muhabbetim ve ünsiyetim var...

Profösör

Not: 
Paylaşımdaki 
fotoğraf 
torunum / 
Mehmet Akif
Fotoğraflayan / 
Hurşit Akyıl




19 Şubat 2014 Çarşamba

Nasıl Marka Olunur; Nasıl Korunur.





Marka demek; tek kelimeyle itibar demektir. İtibar bir ürünün kalite standartlarıyla üretilmesi, bir hizmetin insanlık idealinde hakkıyla  yerine getirilmesidir. Günümüzde marka olgusu oluşturmak;  kişi, kurum ve kuruluşların yanısıra, ürün ve hizmet satınalan müşterilerin nezdinde her anlamda sarsılmaz bir güven oluşturmaktır. O halde ne iş yaparsak yapalım, nasıl bir hizmet içinde bulunursak bulunalım, önce o işi yapmada ehliyet ve liyakat sahibi olmalıyız. Hem işi iyi bilmeli hem de, doğru dürüst ve insanlığın hizmetinde kendimizi adamalıyız.

Marka olmak için yaygın olmak gerekmiyor

Atadan ve babadan miras olarak geçen, nice hizmetler yapılırken titizlik gössteriliyorsa
toplum tarafından da itibar gösteriliyor demektir. Kurukahveci Mehmed Efendi ve Mahdumlarının verdiği hizmet yıllarca takdir görmektedir. Bir ürünün ve bir hizmetin marka olması için  yaygın bayi ağının  olması gerekmiyor. Bayilerinin çokluğu onun gerçek bir marka olduğunu göstermiyor. Gerçek bir marka ürünleri ve hizmetinde kalite standartlarını aşan, bunun ötesinde de kendine özgü nitelikleri bulunan, diğer ürün ve hizmetlerden farklılıkları olan, ayrıca müşterilerin gönüllerinde taht kuran markadır. Marka sadece kalitesiyle müşterilerinin gönlünde yer etmiyor, aynı zamanda bilinirliği ile hafızamarda da yerini buluyor. Ürünün kendisine ulaşılamasa bile, ürünün en iyisi filanca markadır deniyor. Bazı ürünler üretim kapasitesi nedeniyle sadece yettiği yere kadar dağıtımı yapılmakla yetiniliyor. Bir anlamda buna halk ağzıyla tadımlık da diyebiliriz.

Marka yapılmaz, marka olunur

Bir ürün, bir hizmet marka yapılmaz. Marka kendilğinden oluşur. Çünkü ürünün en iyisini imal etmek, hizmetin hakkıyla yerine getirilmesi bir insanlımk mefkuresi gibi düşünülürse, o zaman her işin hakkı veriliyor demektir. Daha da ötesi, bir ürünü imal ederken, bir hizmeti yürütürken, bütün çalışanların hakkının verilmesi, onlara adil davranılması, çalışanların çalıştığı yerde mutlu olması esası da vardır. Bir firma asla hak yememeli ve hak yedirtmemelidir. Bir firma bütün çalışanları, tedarikçileri, bayileri ve müşterileriyle büyük bir aileyi temsil etmiş olmalıdır. İşte o zaman marka marka olur. İşte o zaman marka sevilir baştacı edilir. İşte o zaman böyle markaya sadakat duyulur. Böyle bir arka gelişir, büyür, güçlenir ve doğal olarak diğer markalar arasındaki hak ettiği yerini alır.

Marka marka bilinciyle korunur

Asıl mesele marka olmak olsa  da, markayı korumak, marka olmakdan da daha önemlidir.  Hele üretilen ürünün ve verilen hizmetlerin hedef kitlesi kadın dünyasıyla birebir ilgiliyse eğer, hem marka olmada, hem de markayı korumada ayrıca bir uzmanlık gerektirir. Ürünlerin ve verilen hizmetin efsunlayıcı bir cabzibesi olması gerekir. Ürünlerin sağlam, sağlıklı, kaliteli oluşunun yanısıra, özgün olması, orjinal olması, teklid edilememesi, reklamlarının abartıdan uzak olarak, doğal seyrinde verilmesi, satış ve satış sonrası hizmetlerin kurumsal bilinçle yerine getirilmesi şarttır. Ancak böyle marka olunur ve ancak böyle marka korunmuş olur.

Profösör

17 Şubat 2014 Pazartesi

16 Şubat 2014 Pazar

Hepimiz birbirimize ayna tutuyoruz


Bir insanın kötü tarafları olabilir ama, önce insanın iyi tarafına bakmalıyız. Aynaya baktığımızda kendimizi görürüz. Aynanın karşısına geçtiğimizde karşımızdaki kişinin sağ gözü bizim sol gözümüzdür. Karşımızdakinin sol gözü de bizim sağ gözümüzdür. Yansıma budur işte. Karşımızdaki kendimiz olarak gördüğümüz yansıma görsel değerler açısından ters bir yansıma olsa da, işte yine de oyuz biz. Bu şunun içindir; Sadece biz aynaya bakmıyoruz. Ayna da  aynı zaman biriminde  ve aynı mekan içinde bize bakıyor demektir. O halde biz aynada kendimizle bakınıyoruz, ya da aynayla bakışıyoruz demektir. Biz aynaya, ayna da bize bakıyor…Sosyal medyada boy göstermemiz budur aslında. Hepimiz birbirimize ayna tutuyoruz.

Profösör

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...