İzleyiciler

13 Ekim 2015 Salı

Barış Gönülden Yapılmalı


Ah kelimeler!.. Sen de iki yüzlülüğe bulaştın. Ey kelimeler ve kavramlar yerli yerince, doğru dürüst kullanılmadın. Evet bizim kültürümüzde kötü bir şey yapıldığında bunu sürdüren için "İnadına yapıyor!" denir.  İnadına kelimesi olumsuzlukların devamı için kullanılan bir kelimedir. "İnadına barış istiyoruz"   cümlesi ne kadar da kendi içinde çelişkili. İnadına yapılan bir şey hoyratlıktır. Oysa barış insanlık için iyi birşeydir ve barış inadına değil; gönülden yapılmalıdır. 

Proösör 

12 Ekim 2015 Pazartesi

Eğitim Gönül İşidir.


Eğitim gözgöze ve gönül gönüle yapılan bir  iş, eylemdir. Kesinlikle sıradan bir iş, sıradan bir eylem değil; insanlık idealinde yapılan kutsal bir hizmettir. 
Eğitim hak ile batılı birbirinden ayırdedebilmek için cehaleti yenmektir. 
Eğitim, zulmetten nura doğru yolda yürümek, adaleti temin etmek, ahlaklı ve seciyeli nesiller yetiştirmektir. Onun için eğitim gönül işidir.

Profösör

11 Ekim 2015 Pazar

Hayat Koçu


Kim ne derse desin; "Düyada rahatlık yoktur" Fakat insan maneviyatla huzur bulur. Zengin  ve para babası bir insan maneviyatsız moralsiz mutsuz ve huzursuzdur. Evsiz barksız, parasız pulsuz, hatta kimsesiz bir insan gariban olduğu kadar, Allah'tan başka hiçbir kimsesi yoktur. Buna karşılık güçlü bir inancı ve güçlü bir umudu vardır. Makam mevki, şan şöhret sahibi maneviyatsız ve moralsiz zengin kimseden onun gibi  bolluk içinde rahat ve konforlu yaşamasa bile  ondan kat kat huzurlu ve mutludur. Bir insan için en büyük dayanak inancı ve umududur.

Hayat boyunca atacağımız önemli her adımımızı kendi aklımız ve mukeme yeteneğimize güvenerek hareket edemeyiz. Mutlaka tecrübe sahibi büyüklerimizin görüşlerini alır, alanında hocalarımızın rehberlikleriyle problemlerimize doğru çözümler bulur, korkularımızı ve endişelerimizi yenerek, kendimiz için dengeli ve düzenli bir hayat tasavvur ederiz. Bulunduğumuz noktadan hedef noktaya giden mesafeyi doğru bir çizgiyle belirleriz. Böylece özümüzde taşıdığımız inanç ve umutla huzur ve mutluluğu başarıyla elde etmek, ancak çok çalışmanın yanında, iyi hasletleri benimsemeli, kötüleri üzerimizden atmalıyız. Sürekli kendimizi güncellemeli aynı zamanda böylece  yüce bir mefkureye sahip olmalıyız. Madem ki bu dünyaya gelmişiz, bir işe yaramalı ve üzerimize düşen sorumlulukla insanlık idealinde bir hizmete talip olmalıyız.

Başta çocuklar, gençler, yaşlılar, öğrenciler, iş adamları, evli kadın ve erkekler, engelli hastalar, yatalaklar, para, mal mülk, makam mevki, şan şöhret sahibi sanatçılar, sporcular ve daha niceleri bir takım nedenlerle kendilerini ağır bir baskı altında hissederler. Sadece ekonomik açıdan değil, aynı zamanda sosyal ve psikolojik açıdan da stratejik bir yol haritasına gereksinim duyarlar. Bunların arkalarında teknik danışmanları olduğu kadar; kendileriyle gönül bağı kuracak, maneviyat ve moral değerleri aşılayacak, kendilerini iyi hissettirecek yaşam koçlarına ihtiyaç duyarlar. Kimilerine göre yaşam koçu kendilerini takib eden ve kendilerini asla yalnız bırakmayan gölgeleri gibidir. Buna kendi kültürümüzde "koç" yerine  "hoca" da denir.

Profösör

6 Ekim 2015 Salı

Kelimelerin Sırrı, Dilin Sırrıdır.


Kelimeler sırlıdır; dilin sırrını ancak kelimeler dünyasında yaşayanlar çözebilir. Dil eninde sonunda akla, fikre hitap ettiği kadar gönüle hitap eder ve gönüle işaret eder. Akıl ve fikir olarak birbirimizden farklı düşünebiliriz. Esas olan da gönül birliği olşturabilmektir. Çünkü gönül birliği insanlık ülküsüdür. Herhangi bir konuda aklen ve fikren ne kadar ikna olursak olalım yine de, bir olguyu içselleştirmemiz ve gerçek olarak kabül etmemiz mümkün değildir. İhtilaflı bir konuda ne kadar tartışırsak tartışalım; en son müracaat edeceğimiz merci kalbimizdir. Kalp onaylamadıkca ve doğrulamadıkça  bir olgu gerçek olmaz. Ancak bir olguyu kalbimiz onaylayacak ki hakikat kalbimizde taht kurabilsin, içimiz hakikate ısınabilsin ve insan gönül rızasıyla hakikate teslim olabilsin.

Profösör

5 Ekim 2015 Pazartesi

Evsiz ve Yurtsuza Yardım


En büyük vatan insanın kendi evidir. Kendi evi kadar kalblerdeki yeridir. Ne acıdır evsiz barksız kalmak. Ne zordur yurdundan sürülmek, vatanından ayrı kalmak!.. Sokakta aç ve bi ilaç yaşamak; parklarda, köprü altlarında,  mezarlıklarda barınak aramak. Kimsesiz, yapayalnız güçsüz ve takatsız kalmak.


Biz ki; sıcak yataklarımızda sükun içinde yatıyoruz. Ne yazık ki soframıza konan nimetleri yeriyoruz. Biz ki hayata pembe gözlüklerle bakıyor, bencilliğimizle başbaşa kalıyoruz. Sokakta kalmak nedir, yurdundan apar topar ayrılmanın ne demek olduğunu bilmiyoruz. Arkadaş; bu dünya imtihan dünyası; biz de onlar gibi olabiliriz. Dünya insanlık savaşı veriyorsa eğer; biz bu savaşın neresindeyiz!..

O halde biraz vicdan muhasebesi ve biraz da  insaf muhakemesi yapalım.  Biraz kendimizi sorgulayalım. Nerede insanlık; nerede adalet, nerede hakkaniyet!.. Ey adalet sabırla seni bekliyoruz!.. Ey kimsesizlerin Kimsesi evsizlere ev, yurtsuzlara yurt ver!.. Ne olur onlara bir gülümseyiver!..

Profösör

4 Ekim 2015 Pazar

Hatırlatma



Gençlik; bir siyah beyaz bir fotoğraftı o zaman... Bakışlara bak; ne kadar yürekten ne kadar içten inan!.. İnanç vardı, umut vardı o zaman. Bir de gelecek olan;  beklenen an. Şimdi her nefes; ömür demektir... Şimdi son nefes ölüm demektir. Şükür; nefes alıp vermek, zikir; kullun bilincine ermektir. 

Profösör

3 Ekim 2015 Cumartesi

Tusunami!..


Bir tarafta açlık, kıtlık, susuzluk, salgın hastalık...  Bir tarafta varil ve misket bombaları, katliamlar, yıkımlar, toplu ölümler... Yerinden yurdundan edilenler. Bütün insanlık sınavda;  kalbi sökülen bu çağdaş dünyada. Çılgın gibi gökten yağmur yağsa, deniz derya olsa bu toprak. Uçsuz bucaksız çöller tusunamide. Susuzluk yüreğimizi bir kere yaktı ya!.. Dev dalgalara bürünmüş bu kızgın  toprak üzerimize gelip bizi bir hamlede yutsa. İnsanlık yalana teslim bizi unutsa da; biz hakikatte varız ya!..

Bu dilek olmaz, böyle dua kabul olunmaz. Zulme uğrayanların zulmü hiç bir zaman yerde kalmaz. Hak ve adalet adına ey insanlık inin artık fildişi kulenizden!.. Bir tarafta şaşalı sosyetik hayat... Gökdelenler, yazlıklar, villalar ve malikaneler... Bi tarafta sefalet teneke barakalarda barınanlar, varoşlarda  yaşayanlar, karton kutularda uyuyanlar. 

Böyle hak ve hukuk, böyle adalet ve insaf vicdan ölçülerinde  tartılmaz. İnsan sorumluluk duygusuyla ancak  insani ve vicdani olarak huzurludur. İnsan iyilik yaptıkça ve iyilik buldukça mutludur. Bir insanın gülümseyişi demek, bütün insanlığın gülümsemesi demektir.

Profösör

17 Eylül 2015 Perşembe

Sonbaharda Sığırcıklar


Mavi gök mavi deniz. İki muhteşem platform sanki ikiz. Denizde kulaç atan balıklar, gökte rakseden kuşlar. Her zaman etkilemiştir  beni; gök kubbenin yüksekliği, denizin derinliği. Sanki amak-ı hayal içimdeki fırtınalar. Sanki eser  kutsal bir rüzgar. Evren mi dedin; raksediyor bak işte. Yer, gök, deniz; kaplıyor bütün her şeyi maneviyat. Fikir budur... Zikir budur... Şükür budur... Mevcudattaki her varlık gibi, evren içinde evren, raksediyor sonbaharda sığırcıklar.

Profösör

https://www.youtube.com/watch?v=0TIa3VBaH0U

Pembe Küçük Boncuk


Küçücük bir pembe boncuk kalpti kaybolmuş olan. Onun küçüklüğüne aldanmayalım; içinde bir evren kadar sevgisi olan. Kaybolan bu pembe boncuğu yerde buldu  Keloğlan.  Sanki kalbi duracakmış gibi oldu heyecandan. Yere eğildi ve onu yerden aldı. Avucunda gizlenmiş,  sarmaş dolaş bir inanç, bir umut vardı. Uçsuz bucaksız hayal derinliği, sanki paha biçilemeyen değerler üstü bir değer vardı. 

Profösör

9 Eylül 2015 Çarşamba

Bu Savaş Bitecek


Hangimiz türk, hangimiz kürt ki!.. Hangimiz saf kan bir ırki değere sahibiz ki!.. ne tüküz, ne kürdüz, ne arabız, ne de çerkesiz!.. Öyle olsak bile nedir bizim kazancımız!.. En büyük kazancımız insan olmamız. İnsan gibi yaşamamız. İnsanlık değerlerini korumamız. Dünyanın neresinde olursa olsun bir insana yapılan zulüm, bütün insanlığa yapılan zülümdür. Bir insana yapılan bir haksızlık, bütün insanlığa yapılan haksızlıktır. İnsanın yaşam hakkını elinden alamaz,  ve insanlığı yok edecek  silahlarla susturamassınız. Ülkemizde yaşanan, anarşi, terör ve anominin yeğane sebebi birlik ve beraberlik ruhunun tarib edilmesindendir. Ne yazık ki; kültür emperyalizmi mazlum milletler üzerinde en etkili ve en tahripkar silahtır. Yasaların etkisizliği ve uygulanmayışı, algı operasyonları, beyin yıkanması ve akıl tutulması bundandır. Kardeş kardeşe düşman olur mu!. Kardeş kardeşe silah doğrultur mu!.. Akıllı olan, yürekli olan dış güçlerin oyununa gelmez, onların senaryolarında piyon olmaz. Akıllı insan şuur sahibidir; inancını ve umudunu kaybetmez.

Her insan, insani ve vicdani değerler bakımından insanlık, milli değerler bakımından  vatandaşlık, inanç ve ahlak değerleri bakımından inanmışlık değerlerine sahip olmalıdır. En başta birbirimize karşı hak ve hukuk içinde olmalıyız. Her insan ve her vatandaş kendi kapı önünü temiz tutmalıdır. Her insan insanlık mefkuresi içinde yaşamalıdır. Her insan kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi başkasına yapmamalıdır. Eğer bir insan, insanlık değerlerinin üzerinde iyilik yapıyor, inancıyla ve ahlakıyla hareket ediyor, kazanımlarını insanlığa adayarak fedakarlık yapıyorsa, inancını ve müslümanlığını da taçlandırıyor demektir.

Elbette  bu savaş insanlık savaşıdır. Bu savaş milli birlik savaşıdır. Bu savaş inanç ve kültür sömürgeciliğine karşı duruşun savaşıdır. Elbette bu savaş Hak ile batılın savaşıdır. Bebekler ve yiğitler ölmesin diye, her gün bir ölüyor bin diriliyoruz. Kalbimiz sızlasa da, içimiz ağlasa da katiller, caniler, hainler tepelenecek. Yerin dibine girseler de silahlarıyla inlerinde gömülecek... Er geç hak yerini bulacak. Bu savaş bitecek. Bu vesileyle savaşta kaybettiğimiz şehitlerimizi de dualarla ebediyete uğurluyoruz.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...