İzleyiciler

25 Ocak 2018 Perşembe

Kurtuluşa Giden Yol




Bir kişi dokuz kişinin hakkını gaspedebiliyor; dokuz kişi de bir kişilik hakka boyun eğebiliyor; buna da bu dünyada  adalet deniyor. Ne yazık ki günümüzde mutlu bir  azınlık var;  milyonları eziyor. Sömürüyor; onları kendine köle haline getiriyor. Afrikadan yeni dünyaya, Amerika'ya götürülen zenciler, Kunta Kinteler  boğaz tokluğuna köle gibi çaşlıştırıldılar.  Zincirlerle prargalara vuruldular. Bu vahşi  durumun günümüzden ne farkı var!..  Onların lügatlarında merhametin sadece adı var; aldatmacası var. Bütün kelimelerin yalancı ve aldatıcı bir rolü var!.. Artık kanıksıyorsunuz. Bir kölenin efendisine kölelik etmesinden daha doğal ne var!.. Ne devrimcinin, ne gelenekçinin insanlığı kurtarıcı bir tarafı var (!..) Ey insanlık Kuran'la muhatap ol!.. Adil ol; hakkaniyetli ol!..  Kimsenin hakkını çiğneme ve kimseye de hakkını çiğnetme. Yoktur başka kurtuluşa giden yol!..
Profösör


İslam'da Ruhbanlık Yoktur


Ruhbanlık. Batıyı yönetiyor. Batı da din anlayışını ruhbanlık  üzerinden okuyor. Ruhban da bütün Batı toplumunu siyaset dahil, askeri ve sosyal olarak da etki alanına alıyor. Günümüzde de haçlı seferleri bir başka kılıkla devam ediyor.  Ruhbanlık da dünya silah ve ilaç sektörünün işleyişinde imtiyazlı ailelerin emrinde çalışıyor. Zaten incilin tahrifi  bu imtiyazlı ailelerin emriyle kiliseler ve papazlar vasıtasıyla yaptırtılmıştır. İmtiyazlı aileler devasa varlıklarını  daha da büyütecekler, geri kalan toplumlar da inancı ne olursa olsun kademe kademe çizilen şemada birer kukla  olarak olarak efendilerinin kölesi  olacaklardır.  Son zamanlarda İslam Hilalinin parlayışı karşısında  haçlı  kafa kesen fundamentelist bir İslam zihniyetini resmederek; alın işte müslümanlık demiştir. Batı  İslam'ı insanlık dışı bir din olarak gösteriliyor. Batı bu algıyı pekişleştirecek Daeş figürünün de menşei oluyor. Çünkü İslam hiç bir zorluk olmadan kalbe hükmeder.  Gönül rızasını esas alır. Bütün insanlığa adalet, ahlak ve insanlık onurunu bahşeder. Batı bunu önlemesi lazım.

Ruhbanlık kısaca  din üzerinde bir ipotektir. Çarpıklık, çelişki ve paradokstur.  İslam ve Kur'an bütün insanlığı Allah'a davet eder.  Alimler, arifler, abidler, salihler birer vasıtadır. Onların ilminden, irfanından, birikiminden, maddi manevi hayat anlayışından feyzalmak ve sıratı müstakimde sabit kalmak bir müslümanın şiarıdır. Hristiyanlıkta olduğu gibi ruhbanlık düşüncesi ve duygusu taşıyan her tür kimlikten, zihniyetten  uzak durmak şuur sahiplerinin işidir. Ruhbanlık uyutucu ve uyuşturucudur. Önce bununla mücadele etmek gerekir. Çünkü ruhbanlık din adı ve algısı üzerinden menfaat temin eden bir şebekedir. Bu şebekeler zaman zaman dış mihrakların değirmenine de su taşırlar. Bu bir tarikat, bu bir cemaat, bu bir siyaset ya da sosyal bir oluşum ve platform olabilir. Onun için öllçü Kuran; uygulama örneği olarak da  Hazreti Peygamberdir. 

Bu çağda Allah dostu, evliyaullahtan olmak çok zordur. Sadece nefsi terbiye ederek ahlaki davranışlar sergilemek yetmez. İnsan kendi alanında bilgili, görgülü ve mesleğinde de uzman olması gerekir. Bilgiyi papağan gibi okumak bilgiçlik ve ukalalık yapmak gibidir. Oysa bilgiyi özümsemek ve hayatında uygulamak ise bilgeliktir. Böyle insanların yanında insan emin olduğu kadar mutluluğu ve huzuru bulur. Bu ancak yaşayarak ve yaşatarak idrak edilebilir. Kur'an tahrif edilen kutsal kitaplar gibi değildir ki!.. Tehlikeli olan; Kuran insanın kendi kafasına ve nefsine göre yorumlamasıdır. O zaman Kutsal kitabımızın tahrif edilen kitaplardan ne farkı kalır ki!.. 

Profösör

23 Ocak 2018 Salı

Zeytin Dalı Harekatı

İki Mezar Arası


Rahmet yağdığında toprağa, nasıl da kokar toprak toprak insanın burnuna. Sanki ruhun buluşmuştur toprakla. Mayan ve hamurun da topraktır, çamurdur, rahmet yağdığında kara toprağa. Tam ilkbahardır; nisan yağmurları yağmaktadır. Uzaktan serinliği gelir yağmurun ve toprak kokulu bir esinti bütün hücrelerini uyandırır, kokladıkça sanki yeniden dirilirsin.  Kuru toprak, çöl çorak olduğunda beklersin Allah'ın rahmetini ve açılsın istersin bereket kapılarını.  Bir çocuk düşünün daha memede annesini kaybetmiş, süt kuzusu yetim olmuş. Babasını kaybetmiş öksüz olmuş. Çocuk büyür; fakat büyüdükçe daha da küçülür, onun bütün istekleri bebekliğinde kalır. Anne sevgisi ve şefkati, baba sevgisi ve merhameti ne büyük lütuftur!.. Zavallıcık her gece bir rüya görür; iki mezar arasında kıvranan bir çocuk gibidir.  Sağa döner annesi, sola döner babası. O bebekliğinden kalan bir ukdedir. O sevgi ve şefkati, sevgi ve merhameti iki mezar arasında ümitle beklemektedir.  Kader bu, ne yapsak boş!.. Ey Allah'ım bize yardıma koş!.. Bize merhamet et, çocuklarımızı yetim ve öksüz bırakma!.. Kalplerimizi yumuşat,  Anne, babalarımızın ve bütün büyüklerimizin değerini bilelim, onları üzmeyelim... Anne kokusu, süt kokusu... Toprak kokusu ölüm kokusu... Sevaplarımız bir yana, günahlarımız ömür tortusu!..

Profösör

21 Ocak 2018 Pazar

Merhamet Bu olmalı


Yardım ihtiyacı olana acilen yardım yapılmalıdır. Gönlü kırık bir  insan varsa onun gönlünü yapmalısın. Aç kalan bir hayvan; annesiz bir civcivle karşılaşırsan, ona kursağına gidecek bir şeyler vermelisin. Dalı kırılmış saksıda bir çiçek görürsen; onu maddi manevi sarmalısın. Muhakkak ki yardımın her şekli merhamete dayanır. Kimin yardım yaptığı önemli değil!.. İsmi cismi lazım değil!.. Yardımın kimin yaptığını bilmesen de, onu bir bilen vardır. Merhamet edenin kalbine o merhamet duygusunu bir yerleştiren vardır. Rızık Allah'tandır. Allah'a hamdolsun.

Profösör

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...