İzleyiciler

zulum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zulum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2012 Perşembe

Bir Damla Gözyaşı


Bir damla gözyaşı binlerce masum canın karşılığıdır. Binlerce masum canın akan kanı, bir masum kızın gözyaşıdır. İnsanlık sınav verecekse eğer, topuyla tüfeğiyle, tankıyla, uçağıyla değil, vicdanıyla olacaktır. İnsanlık kurtuluşa erecekse eğer, savaş füzeleri, atom bombalarıyla değil, yüreğinde atan sevgi, şefkat merhametle olacaktır. Eğer Filistin’de, Gazze'de bir kız çocuğu ağlıyorsa eğer; hiç kuşkunuz olmasın; o bir Leyla Halid'dir.

Profösör

10 Ağustos 2012 Cuma

Huzur


Hayvanlar da Allah'ın yarattığı birer canlı varlıklardır. Onlar da doğarlar, yerler, içerler, yaşlanırlar ve ölürler. Onların da birer yaşam düzeni vardır. Onlar da hayatın anlamı içinde kendine düşen görevleri yaparak ömür tüketirler. Ne var ki hayvanların, bazı insanlar tarafından zerre kadar hayat hakkı ve değeri yoktur. Yırtıcı hayvanlar da evcil hayvanlar da yeri geldiğinde zaman insanlar tarafından zulüm görmektedirler. Hayvanları öldürmek  ve telef etmek yerine onlara yaşam alanları açmak bir uygarlıktır. Uygarlığın özü; sevgi, şefkat ve merhamete dayanır. Özünde bu değerleri barındırmayan bir yaşam felsefesi günümüzde çökmüştür. Çünkü "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz"  sözüyle gerçekler ortadadır.

Bir çiçeğe, bir böceğe, kullandığımız cansız bir varlığa bile sevgi, şefkat ve merhamet duyarız. Kullandığımız bir cep telefonunu başkasına kızıp, öfkemizi ondan alamayız. Öfkemizin yatışması için, tutup telefonumuzu fırlatamayız. Bize hizmet eden araçlar her ne olursa olsun ona duyulan sevgi ve şefkatle korunur. Bize hizmet veren eşyalarla bir duygu paylaşımı içinde olduğumuzu unutmamalıyız. Bu bağlamda, bir telefonun, bir çantanın, bir gözlüğün, bir kalemin bizim gözümüzde  maddi bir değeri olmasa bile,  mutlaka manevi bir değeri vardır. Dedelerimizden bize intikal eden köstekli, burmalı, kurmalı bir gümüş saati fırlatıp atabilir miyiz? Gerek hayvan, gerek bitki, gerek eşyalarımıza karşı hakkaniyetle yaklaşmalıyız.

Mahallemizde aklı başında sandığım, bir kişinin bir sokak köpeğine yaptığı eziyeti gördüğümde şiddetle kendisini uyarmış, hatta güvenlik görevlilerine de ihbar etmiştim. Bize hergün kuyruğunu sallayarak sevgi gösterisi içinde bulunan, sokağımızın sahiplerinden olan bir köpeğin  kuyruğuna teneke bağlanmıştı. Hayvancağız bu durumdan kurtulmak için  kuyruğuna bağlanan tenekenin sesinden ürkerek,  koştura koştura kan ter içinde kalmış, yorgunluk ve korkudan bir yerde bayılıp kalmıştı. Nihayet görevliler gelip hayvancağızı bu zulümden kurtardılar. Bu zulmü yapanı da alıp götürdüler. O gece zulme uğrayan siyah sokak köpeğini rüyamda dehşet saçarken gördüm. Kendisini taciz eden adamın peşinden olanca gücüyle ve hiddetiyle koşturuyordu.

Bu dünyada huzurlu yaşamak istiyorsak hiçbir insana, hiçbir hayvana, hiçbir bitkiye, hatta canlı, cansız hiçbir varlığa kötülük yapmamalıyız. Zulüm etmemeliyiz. Onları hor kullanmamalıyız. Çünkü huzur iyilik yapmak kötülüklerden kaçınmaktır.

Profösör

16 Mart 2012 Cuma

Bir Cuma Yazısı

İnsan anlı ak, başı dik, onurlu bir hayatı yaşayabilmesi, bununla birlikte yürüdüğü yol ne kadar kaygan olursa olsun, düşmemek, Hakka ve hakikate olan soylu yürüyüşünü tamamlayabilmesi için, iradesini doğrulukta, iyilikte ve güzellikte kullanması gerekmektedir. Doğruluk, iyilik ve güzellik kavramlarının ne olduğunu, neler olması gerektiğini, inancımızın kaynağı olan, bütün insanlığı kıyamete kadar sevgiyle, şefkatle, merhametle kucaklayan Kuran'ı Kerim'den başka hiç bir rehber bize öncü olamaz. Hiç bir kitap bizi marazalardan kurtaramaz. Mutluluk ve huzur veremez.

Yaşadığımız bu kirli dünyada birbiriyle çarpışan ve birbirine zıd iki yol vardır. Birisi ahlaki, hukuki ve soylu bir yol, diğeri ise, insanı insanlık değerlerinden çıkartan, nefsini azdıran, nefsi karşısında diz çöküp, iradesizliğiyle insanı zulme götüren bir yoldur ki, hem bu dünya, hem de diğer alem için bir çöküş, bir bitim noktasıdır. İnsani varlığımız içinde var olan iyi olma veya kötü olma fikri ve duygusunu ömrümüz boyunca taşırız. Masumiyetimizle doğarız, sonra da aldığımız terbiye ve tecrübelerle, kendimize bir gelecek yol çizeriz. İyi insan olmak da, kötü insan olmak da artık bizim irademizde ve elimizdedir.

Bir tarafta iyilikler vardır, diğer tarafta kötülükler.. Bir tarafta inanç değerleri, diğer tarafta ise inkar.. Bir tarafta mutluluk ve huzur vardır, diğer tarafta mutsuzluk ve huzursuzluk.. Bir tarafta zenginlik, bolluk ve bereket vardır, diğer tarafta ise fakirlik, açlık, sefalet ve muhtaçlık.. Bütün bunları apayrı bir sınıflama içine sokacak olursak, maddi ve maneviyat, soyut ve somut olan bütün değerleri kapsamaktadır. Maneviyatı bırakıp sadece maddeye değer verenler, sadece kendini düşünen bencil, paracı, çıkarcı, dünya heves, zevk ve sefası için gözünü hırs bürümüş, kendisine bile yabancılaşmış kişilerdir. Bu kimliği taşıyan kişiler asla sevilmezler. Bunun yanında maneviyata değer verenlerin içinde bir sevinç, bir coşku, bir heyecan vardır. Bu kimlikteki kişiler maneviyat için maddeyi kullanırlar. Hayatlarını insanlık idealine adamışlardır. Böyle bir mefkuresi olan kişiler hem severler, hem de sevilirler. Asla paranın esiri olmazlar. Tam aksine para onların esiridir.

Herşey, bilen, gören, işiten, düşünen ve akleden için, ayan beyandır. Ya nefsimizi önümüzde diz çöktürüp ona kök söktüreceğiz, ya da nefsimizin oyuncağı ve kuklası olup Allah'a isyan edip cehenneme boylayacağız. Bununla da kalmayıp, dünyada da başımıza gelmeyen bin bir musibette kalmayacaktır.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...