İzleyiciler

köpek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
köpek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Kasım 2012 Cumartesi

Hayat Kurtaranın, Hayatı Kurtulur

Yaşlı adam sokak kedilerini pek severdi. Kedi sevgisi ta çocukluğuna kadar gidiyordu. Çocukluğundaki Alaca kediyi hiç unutamıyordu.. Bu öyle bir kedi ki; zaman zaman evden ve evin bahçesinden kaybolur, köy içinde yerine göre serserilik yapar ve avare avare dolaştıktan bir müddet sonra da, tekrar evlerine dönerdi. Bu kedi diğer komşu kedilerden daha akıllı, daha zeki ve daha çevik bir kediydi. Yaşlı adam çocukluğunda bu kedisiyle arasında garip bir bağ oluşturmuştu. Çocukluğundaki kedisi siyah beyaz tüyleri olduğundan ona "Alaca" diye isim takmıştı. Alaca kedi fare yakalar, kuş yakalar, börtü böcüyle uğraşır, kelebeklere, sineklere patisiyle ani ve sert vuruşlar yaparak çevikliğini gösterirdi. Alaca kedi yılan da yakalardı. Yılan yakaladığı zaman mutlaka ona getirir, önüne atar, patileriyle ve ağzıyla yılanı dümdüz hale getirerek "İşte ben buyum" der gibi kahramanlık da gösterirdi. Velhasıl bundan olacak ki, yaşlı adam kedi sevgisini bu yaşına kadar sürmüştü. Ne zaman ki; köy hayatından kent hayatına geçtiğinde semtin bütün sokak kedileriyle arkadaş olmasını bildi. İnancı gereği bütün hayvanları sevmesine rağmen, nedense köpekleri kediler kadar sevmiyordu. Köpeklerle ilgilenmiyordu hiç. Dikkatini bile çekmiyordu. Oysa köpekler de can taşıyor, susuyor, acıkıyordu. Köpeklerin de ilgiye, şefkat ve merhamete ihtiyaçları vardı. Kedilere olan bu aşırı düşkünlüğü, köpekleri ikinci plana, hatta üçüncü plana itiyordu. Bu doğru değildi. İnanç ve vicdan bunu kabul etmiyordu. Zaman zaman bu düşünceler içinde kendisini eleştiriyor, kendi adalet duygusunu da sorgulamaktan kendini alamıyordu. Çünkü mahallenin bütün kedileri onun geliş saatini bekliyor, daha gelmeden yalanıyorlardı bile. Yaşlı adam torbasıyla gelir gelmez boş arsa sanki bayram yerine dönüyordu. Miyavlamalar, kuyruk sallamalar, birbiri üzerine atlamalar, sevinç gösterileri aslında görülmeye değerdi.

Yaşlı adamın torbasıyla getirdiği ciğerler, ya da balıkçıdan aldığı yiyecekler kediler arasında, adilane bir hak olarak, pay ediliyordu. Yine günlerden bir gün aynı arsada bir köpek inliyordu. Yaşlı adam merakla hayvanın yanına yaklaştı. Köpekceğiz yolda bir otomobil tarafından ezilmiş boş arsaya atılmıştı. Hemen bir taksi çevirdi, hayvancağızı bir baytara götürerek ezilen ayaklarını ameliyat ettirdikten sonra, tedavinin geri kalanı için köpeği evine getirdi. Hayvan bir müddet sonra iyileşince yine sokak özgürlüğüne kavuşmuştu. Yaşlı adamın merhameti belki de kedilere olan aşırı ilgisinden kaynaklanıyordu.

Bir gün akşam vakti elinde torbasıyla, boş arsada yığılıp kalmıştı. Bir kalp krizi yaşıyordu. Bütün mahalle kedileri garip garip miyavlayarak yerde yatan adamın etrafında endişeyle dolanıyorlardı. Bu öyle bir duyguydu ki; yaşlı adamın günler önce kendisini tedavi ettirdiği köpek koşa koşa yerde yatan yaşlı adamın yanına geliverdi. Onu kokladıktan sonra ağzıyla adamın ceketinden sürüklemek istedi ama yaşlı adam, tombul bir insandı. İyice de ağırlaşmıştı. Köpek tekrar geldiği yere koşarak kaybolur gibi oldu. Hemen akabinden beş altı kadar köpekle birlikte arsaya geldiler. Yaşlı adamı birlikte vasıtaların geçtiği yolun kenarına kadar sürükleyerek yerde yatan yaşlı adamın başında beklediler. Bir otomobil bu durumu görünce yolun kenarına yaklaşarak durdu. İçinden orta yaşlarda bir kadın, oradan geçmekte olan bir gençten yardım isteyerek, yaşlı adamı, koltuklarından tutup otomobilin arka koltuğuna uzatıverdiler. Yaşlı adam hastaneye götürülmüştü anlaşılan.. Adamcağız bir iyilik yapmıştı. Yaralı, belki de ölecek olan ve acısından inleyen bir hayvanı kurtarmış ve tedavisini üstlenmişti. Yaşlı adam hayatı boyunca yaptığı iyilikleri zaten hiç hesap etmezdi. Çünkü inancı gereği, hiçbir beklentisi yoktu. Yaşlı adamın ne beklentisi olabilirdi ki!.. Onun vicdanı müsterihti. Yapılan iyiliğin bir karşılığı beklenmemeliydi. Bilsek de bilmesek de yapılan iyiliğin bu dünyada mutlaka bir karşılığı değil, binlerce değerde bir karşılığı vardı.

Profösör

10 Ağustos 2012 Cuma

Huzur


Hayvanlar da Allah'ın yarattığı birer canlı varlıklardır. Onlar da doğarlar, yerler, içerler, yaşlanırlar ve ölürler. Onların da birer yaşam düzeni vardır. Onlar da hayatın anlamı içinde kendine düşen görevleri yaparak ömür tüketirler. Ne var ki hayvanların, bazı insanlar tarafından zerre kadar hayat hakkı ve değeri yoktur. Yırtıcı hayvanlar da evcil hayvanlar da yeri geldiğinde zaman insanlar tarafından zulüm görmektedirler. Hayvanları öldürmek  ve telef etmek yerine onlara yaşam alanları açmak bir uygarlıktır. Uygarlığın özü; sevgi, şefkat ve merhamete dayanır. Özünde bu değerleri barındırmayan bir yaşam felsefesi günümüzde çökmüştür. Çünkü "Merhamet etmeyene merhamet olunmaz"  sözüyle gerçekler ortadadır.

Bir çiçeğe, bir böceğe, kullandığımız cansız bir varlığa bile sevgi, şefkat ve merhamet duyarız. Kullandığımız bir cep telefonunu başkasına kızıp, öfkemizi ondan alamayız. Öfkemizin yatışması için, tutup telefonumuzu fırlatamayız. Bize hizmet eden araçlar her ne olursa olsun ona duyulan sevgi ve şefkatle korunur. Bize hizmet veren eşyalarla bir duygu paylaşımı içinde olduğumuzu unutmamalıyız. Bu bağlamda, bir telefonun, bir çantanın, bir gözlüğün, bir kalemin bizim gözümüzde  maddi bir değeri olmasa bile,  mutlaka manevi bir değeri vardır. Dedelerimizden bize intikal eden köstekli, burmalı, kurmalı bir gümüş saati fırlatıp atabilir miyiz? Gerek hayvan, gerek bitki, gerek eşyalarımıza karşı hakkaniyetle yaklaşmalıyız.

Mahallemizde aklı başında sandığım, bir kişinin bir sokak köpeğine yaptığı eziyeti gördüğümde şiddetle kendisini uyarmış, hatta güvenlik görevlilerine de ihbar etmiştim. Bize hergün kuyruğunu sallayarak sevgi gösterisi içinde bulunan, sokağımızın sahiplerinden olan bir köpeğin  kuyruğuna teneke bağlanmıştı. Hayvancağız bu durumdan kurtulmak için  kuyruğuna bağlanan tenekenin sesinden ürkerek,  koştura koştura kan ter içinde kalmış, yorgunluk ve korkudan bir yerde bayılıp kalmıştı. Nihayet görevliler gelip hayvancağızı bu zulümden kurtardılar. Bu zulmü yapanı da alıp götürdüler. O gece zulme uğrayan siyah sokak köpeğini rüyamda dehşet saçarken gördüm. Kendisini taciz eden adamın peşinden olanca gücüyle ve hiddetiyle koşturuyordu.

Bu dünyada huzurlu yaşamak istiyorsak hiçbir insana, hiçbir hayvana, hiçbir bitkiye, hatta canlı, cansız hiçbir varlığa kötülük yapmamalıyız. Zulüm etmemeliyiz. Onları hor kullanmamalıyız. Çünkü huzur iyilik yapmak kötülüklerden kaçınmaktır.

Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...