İzleyiciler

cumhuriyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cumhuriyet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2017 Pazartesi

Subniminal Ayrımcılık


Malum bir televizyon kanalında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’nın istifasıyla ilgili yapılan bir haberde, başkanın anne ve babasıyla çekilmiş nostaljik bir çocukluk fotoğrafı veriliyor. Takım elbiseli, kravatlı ve  grand tuvalet bir baba, başında örtüsü olmayan saçı taralı şık giyimli bir anne. Arkasından da fokoğrafa bakarak; işte bir Cumhuriyet ailesi cümlesi spikerin ağzından dökülüyor. Cumhuriyet ailesi bir köylü aile de olabilirdi. Şalvarlı, puşili bir baba, başörtülü, yazmalı, kara lastikli köylü bir anne de olabilirdi.  Cumhuriyet Türkiyesinde inancı, mezhebi ve meşrebi ne olursa olsun Cumhuriyetin nimetlerinden bütün vatandaşlarımız faydalanır. “Cumhuriyet fazilettir” derken en başta inanç, özgürlük ve hep birlikte yaşama bilincidir. 

profösör

7 Ocak 2017 Cumartesi

Demokrasi ve Milli Mücadele


Devlet bireyi dolayısıyla milleti değiştirme gücüne sahip değildir. Fakat birey yani millet, devleti değiştirebilme gücüne sahiptir.  Bunun aksi düşünülürse, bu cumhuriyet ve demokrasi değil istibdat rejimi demektir. Onun için devleti idare edenler, milletin seçtikleridir; dolayıyle seçilenler de milletin vekilleridir. Asıl olan devlet değil; millettir. Millet kendi inancını, kültürünü sahiplenecek ve elindeki gücün  alınmasına asla müsaade etmeyecektir. 
.....
Devlet mekanizması seçilenlerin emrinde çalışır, fakat milletin hizmetindedir.  Adil bir devlet yapısı herkese eşit mesafede olan ve hakka riayet eden, bir devlet yapısı olduğu kadar, millete de hesap verir. Millet yönetimden memnunsa eğer seçilmişleri tekrar göreve getirir. Millet yönetimden memnun değilse eğer, seçimlerde mevcut iktidarı sandığa gömer. 
.....
Bu demokratik düzeni bilmeyen varsa eğer; kendine kültür edinmelidir. Dış güçlerin algı operasyonunda piyon olmamalıdır. Kim ki; devlete, millete Cumhur başkanlığına hakaret eder, küfrederse, yasalara karşı geliyor demektir. Kim ki terörü ve terörizmi överse, milletimizi kutuplaştırarak bölücü faaliyetlerde bulunursa bilsin ki yasalar yakasına yapışarak böylelerinden hesap soracaktır. Artık can iliğe tak etmiştir. Milli birlik dirlik demektir. Milli birliğimizi bozmak isteyen vatan hainlerine asla hayat hakkı verilmeyecektir. Milli mücadelemiz ancak milli birliğimizle kazanılacaktır. Allah milletimize ve devletimize zeval vermesin. Askerimizin ve güvenlik güçlerimizi korusun. Masum insanların kanı dökülmesin ve analar ağlamasın.

Profösör

24 Mayıs 2014 Cumartesi

Hak Varken Batıla Yer Olmamalı


Öğretmen sınıfa girer girmez bir soruyla derse başlıyor; "Çocuklar biliyorsunuz evlerimizi ampul aydınlatıyor. Gecemizi ve gündüzümüzü  aydınlatan nedir" sorusuna ilkokul öğrencileri hep bir ağızdan "Allaaaaaah"  diyerek sınıfı çınlatıyorlar.

Öğretmen gülümseyerek "Elbette Allah aydınlatıyor; Allah gecemizi ve gündümüzü hangi araçlarla aydınlatıyor" sorusuna da "Güneş ve ay" cevabını veriyorlar.

Elbette güneşi parlatan, ayı ışıtan yüce Rabbimizdir. Şükürler olsun Allah'ın bize verdiği bütün nimetlere. Ne mutlu Allah'a ve O'nun verdiği nimetlere şükredip, O'na nankörlük etmeyenlere.

Bir zamanlar bir nesli nasıl mahvettiler; asla unutmuyoruz, kabus gibiydi o devirler.  O devirde Köyenstitüsü mezunu ilkokul öğretmenleri sınıftaki öğrencilerine  "Allah'ım bize şeker ver" cümlesini peşpeşe üç kez tekrarlatıyordu. Öğrenciler de "Allah'ım bize şeker ver!.. Allah'ım bize şeker ver!.. Allah'ım bize şeker ver!.." diye üç kez peşpeşe hepbir ağızdan bu cümleyi tekrarlıyorlardı. Sonra da sınıfta sessizlik içinde bir müddet bekleniyordu. Allah şeker meker vermiyordu. Arkasından öğretmen sinsice,  ikinci cümleyi küçücük masum öğrencilerinin hep bir ağızdan üç kez  tekrarlamalarını istiyordu. "Öğretmenim bize şeker ver!.. Öğretmenim bize şeker ver!.. Öğretmenim bize şeker ver!.. " Öğrenciler hep bir ağızdan bu ikinci cümleyi de üç kez tekrarlayarak, öğretmenin isteğini yerine getirmiş oluyorlardı. Bunun üzerine  öğretmen sırıtarak gülüyor ve çantasından çıkardığı şekerlerden teker teker öğrencilerine bir taraftan dağıtırken, bir taraftan da "Eğer Allah olsaydı sizin isteğinizi geri çevirmeyip, size şeker verirdi. İyi ki öğretmeniniz var; Bakın size şeker dağıtıyor!" diyerek adeta içindekini kusuyortu; tertemiz kücücük beyinlere ve küçücük masum yüreklere.

İyi, güzel, doğru varken; kötü, çirkin, yanlışa bel bağlanmamalı. Huzur, sükunet, mutluluk varken, teröre, anarşiye geçit vermemeli; anafora, anomiye kapılmamalı. Hak varken batıla yer olmamalı

Profösör

29 Ekim 2011 Cumartesi

Cumhurun istediği Cumhuriyet ve Zihniyet değişimi

Cumhuriyetimizin seksen sekizinci yıldönümü münasebetiyle ilk kez kutlama etkinliklerinin yapılmayacağını öğrendim.  Yaşanan terör olayları ve arkasından gelen deprem felaketi nedeniyle törenler yapılmıyordu. Cumhuriyet özü itibarıyla devlet ve millet kaynaşmasıdır. Cumhuriyet cumhurun kendi iradesiyle ortaya koyduğu bir yönetim ve yönetişim biçimidir. Bu açıdan baktığımızda halkın kendi kendini idare etmesi anlamını taşımaktadır. Bunu da demokratik seçimlerle hayata geçirildiğini görüyoruz.

Cumhuriyet arapça bir kelime olup, cumhur kökeninden türetilmiş bir kelimedir. Arapça gramerde ismi mensub olarak adlandırılır. Mananın özünde mensubiyet vardır. Cumhuriyet, cumhura ait demektir. Cumhuriyet, halka, topluma ve millete ait demektir. Bir nevi cumhurun oluşturduğu bir değerdir Cumhuriyet. Bu düzen ve intizam içersinde millet kendi iradesiyle kendisini yönetmelidir. Bazı yabancı dillerde olduğu gibi; Cumhuriyet kelimesi, arapçada müennes, feminen yani dişil bir kelimedir. Arapçada her müennes kelime çoğul hükmünde olup, her çoğul kelime de müennes hükmündedir. Bu kelime tek başına bir ibare içinde okunduğunda  "Cumhuriyye" olarak okunmaktadır. Cumhuriyye'nin çoğulu "Cemahiriyye" olarak kullanılmaktadır.

Cumhuriyetimizin kuruluşu, emperyalist güçlere karşı kazanılan "İstiklal harbi" sonrasında ilk meclisin dualarla açılmasıyla gerçekleşiyordu. Millet iradesi aynıyla ilk mecliste kendini ifade ederken, ne yazık ki; daha sonraları bağımsızlığımızın özünü teşkil eden değerlerin aksine kültürel bağımsızlığımız, batı medeniyetinin sömürgesine teslim edildi. Batı; topla, tüfekle yenemediği bir milleti, cumhuriyet sonrası, batı tipi ve batı kültürünün kölesi olabilecek insan modelini, kültür sömürüsüyle insanımızın anlayışına hükmedecek, yasal düzenlemeleri etkileyecek şekilde baskılar oluşturmuştur. Cumhuriyet değerleri, milletin öz değerleriyle değil de batı değerlerini topluma dayatacak şekilde bir nevi batı güdümünde kurum ve kuruluşlar şekillendiriliyordu. Sonuçta Cumhuriyetimizin seksensekizinci kuruluş yıldönümüne kadar geçen zaman içinde bir çok yasal düzenlemelerle devlet ile millet arasında derin uçurumlar da oluşturulmuş oldu. Yeni Cumhuriyet'in nimetlerinden faydalanan insiyatifli bir azınlık oluşturulurken, bir yandan da millet kendi yağıyla kavrulan, öz yurdunda parya gibi çalışan büyük bir toplum oluşturulmaktaydı. Harf inkılâbı, kıyafet kanunu dâhil, ard arda gelen yasalarla, önce milletin tarihiyle göbek bağı kopartılmış oldu.  Sonuçta geldiğimiz noktaya bakınca, insiyatifli, çatık kaşlı devlet bürokrasisi, bu insiyatifli sınıfa karşı sempati duyarak ona bağlı olanlar, bir de milli iradesinin yansımasını isteyen, sosyal adalet ve milli bağımsızlığı bir mefkure haline getiren kesimler olarak, bu millet kavramı içinde yerini alır oldu. Emperyalizmin en büyük amacı, bir bütünü bölüp, parçalara ayırıp, lokma haline getirerek kolayca yutmaktır.

Cumhuriyet milletlerin bir arada adalet ve ahlak düzeni içinde yaşamalarını sağlayan bir yönetişim biçimi olmalıdır. Her milletin kendi anlayışı ve değerlerine göre bir cumhuriyeti vardır. Türkiye Cumhuriyet'i bizim birlik ve beraberliğimizin bir sembolü olmalıdır. Cumhuriyet değerleri evrensel insanlık değerleri içinde barındırmalıdır. Cumhuriyet varsa, birlik ve beraberlik ruhu olmalıdır. Cumhuriyet hakiki değerleri taşımıyorsa toplumda çapulculuk vardır. Kaos vardır. Ayrımcılık ve bölücülük vardır. Cumhuriyet madem ki fazilettir. O halde bölünmeye, parçalanmaya değil, insanlığı yüce değerlerde birleştirecek bir amil olmalıdır. Cumhuriyet rejimi fazilettir derken; fazilet karşılıklı yöneten ve yönetilenin birbirinden hoşnut olduğu, varlıklarıyla övündüğü bir rejimdir. Cumhuriyet varsa, hak ve adalet olmalıdır.. Kardeşlik ve dostluk olmalıdır. Sevgi ve kaynaşma olmalıdır. Cumhuriyet varsa, huzur ve mutluluk olmalıdır. Anarşi, terör ve anomi olmamalıdır. Bu açıdan bu bayram, belki farklı bir formatta kutlanmalıydı. Afetzedelere yapılan bütün yardımların özünde Türk bayrağı sembolize edilmeliydi. Yeni bir anayasa yapımı aşamasında, milli birlik ve beraberliği pekiştiren toplantılar, konferanslar, seminerler, paneller gibi aktiviteler yapılmalıydı. Bunun gibi başka değerlere de bu günün anlamına yakışır çalışmalar yapılabilirdi. Yoksa görevini hakkıyla yerine getirmeyen hantal devlet anlayışının yaptığı, tanklı, tüfekli, füzeli gösterilerle, yapmış oldukları hamaset nutuklarıyla Cumhuriyet kutlanamaz. Cumhuriyet kavramına yeniden hakettiği yeni değerler atfedilmelidir. Cumhuriyet varlığıyla, birey ve toplumumuza maddi ve manevi açıdan yüceltecek bütün değerleri kazandırabilmelidir. Bu da ancak; birey ve toplumumuzu bilinçlendirecek zihniyet değişimi yapacak ve gerekli eğitimlerin yapılmasıyla gerçekleşebilecektir.  Cumhurun, halkın ve milletin istediği de budur. Yeni anayasa çalışmalarında dikkat edilecek en önemli husus,  millet iradesinin kendisinde cevap bulduğu bir anayasadır.

Yazı ve grafik : Profösör
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...