İzleyiciler

8 Haziran 2016 Çarşamba

Merhamet Etmeyene Merhamet Olunmaz

Allah insanlarda yarattığı bütün varlıklara karşı, fırtraten merhamet duygusunu da vermiştir. Bu duygu kaynağını Allah’ın sonsuz olan Rahman ve Rahim sıfatlarında bulur. Aynı zamanda Allah “Benim rahmetim herşeyi kuşatmıştır diyor. Kainatta yaratılmış her ne varsa hepsine  Allah’ın rahmeti ihata eder. Başta insanlar olmak üzere canlı ve cansız varlıkların hepsi Allah’ın rahmetiyle  bereketlenirler. Biz insanlar olarak diğer varlıklardan farkımız merhamet duygumuzun fıtrattan var oluşudur. Bütün kainat ve varlıklar alemi biz insanların  emrine verildiği için de, onlara karşı adalet duygusuyla merhamet ederiz. Onları yerli yerince kullanmak ve adaletle muamele etmek aynı zamanda onlara merhamet etmek anlamına da gelir.
Ramazan ayı rahmet ve bereket ayıdır. Çünkü Kuran-ı Azimüşşan bu ayda indirilmiştir. Bu ay yardımlaşma ve dayanışma ayıdır. Bu ay muhabbet ayıdır. Bu ay zenginin fakirle, sağlıklının hastayla, geçlerin yaşlılarla, küslerin birbiriyle barıştığı ve kaynaştığı aydır. Çünkü ramazan ayı müslümanların bütün insanlarla sevgi ve saygı içinde kucaklaştığı bir hoş görü ayıdır. Eğer biz birlik içinde aynı inancı, aynı heyecanı ve aynı gayeye baş  koyabiliyorsak hidayet bulur ve kurtuluruz. Ettiğimiz dualar, duyduğumuz pişmanlıklar ve döktüğümüz gözyaşları Huzur-u İlahi’de kabül görür.  Ancak bu suretle Rahman ve Rahim olan Allah’ın af ve mağfiretine mazhar oluruz.
......
Allah’ın rahmeti herşeyi kapladığına göre, acıma duygusu da bir sonsuzluğun ifadesidir. Bizlere düşen görev zor durumda olan, darda kalan, yolunu şaşırmış, aç ve bi ilaç, bütün canlılara karşı sorumlu olduğumuzu bilmeliyiz. İçtiğimiz bir yudum suda, yediğimiz bir kuru lokmada, milyonlarca açın ve çaresizin hakkı olduğunu bilmeliyiz. Özellikle lüks ve israftan kaçınmalı ve  kazanımlarımızdan ihtiyaç fazlasını infak etmeliyiz. Ancak bu vebalden böyle kurtulabilir ve böyle huzura kavuşabiliriz.

Bizim kültürümüzde kurda kuşa bile merhamet vardır. Merhamet bir kültür haline gelmiştir. Hatta bizde merhamet duygusu kurumsallaşmıştır. Göçmen kuşlar için vakıflar kurulmuş ve kartallarla savaşta yaralanan leylekler için tedavi  merkezleri oluşturulmuştur. Tabiatın dengesi bozulmaması için karda kışta, aç kalma ihtimali bulunan kurtlara parça etler dağıtılmıştır. Bahçelerdeki ağaçlardan meyveler bütünüyle toplanmaz, günümüzde de ağaçların dalında bir miktar  kurdun kuşun hakkı  bırakılmaktadır. Osmanlı toplumunda merhamet duygusu öyle bir hat safhaya gelmişti ki; merkepler ancak haftanın beş günü çalıştırılabilir, iki günü için de merkeplerin dinlenme hakkı   bir kanunnameyle zorunlu hale getirilmiştir. Bu kanuna uymayan merkep sahipleri, belirli miktarda değneği hak eder, ayrıca belirli bir miktarda da akçeyle cezalandırılırdı. İşte ecdadımızın merhamet duygusu böyle bir şeydi.

Merhemet duygusu hakkındaki ecdadımızın yaptıklarını bütün  insanlık takdir ediyor.  Ecdadımız İspanyol yahudi mültecilerin sığınmalarına nasıl yardım ettiyse,  Bosna’dan, Bulgaristan’dan, Irak’tan sığınan müslüman mültecilere de insanlık adına sığınma hakkı vermiştir. Günümüzde de din, dil ve ırk ayrımı yapmadan, gayri müslim Ezidileri nasıl sığınma hakkı verdiyse, elbette zulümden ve katliamdan kaçan Müslüman Suriyeli mülteci kardeşlerimize de  sevgi, şefkat ve merhamet gösterilecektir.  Unutmayalım ki; “Merhamet etmeyene merhamet olnmaz” hadisi bize büyük bir uyarıdır. Hepimiz Allah’ın yarattıklarıyız ve hepimiz merhamete muhtacız.
.....
Not: İlahiyatçı Yazar / Niyazi Özdemir hocanın Bugünkü Yeni Birlik gazetesindeki Ramazan Sayfasında neşredilen makalesini bloğumda paylaşıylorum.

4 yorum:

Natasha Hill dedi ki...

Thank you for the kind comments on my last post! - Tash

Emine Bektaşi dedi ki...

Ah Osmanlı ruhu... Keşke yeniden dirilse!

Profösör dedi ki...

Natasha Hill @ I'm glad...

Profösör dedi ki...

Emine Bektaşi @ Bir uyanış var ve bir diriliş mutlaka olacaktır İslam aleminde.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...