İzleyiciler

19 Ağustos 2011 Cuma

Gecenin mehtabı ve Yalnızlık duygusu..

Yazı ve Grafik: Profösör / Müzik: Percy Faith - Somewhere (Tıklayınız)

Bu gece ayın tam ondördü.. Gökyüzündeki dolunay benim yalnızlığımı izliyordu.. Yatak odasındayım. Penceremin üst camından  bana bakan, parlayan, bir tepsi görünümündeki dolunay sanki bana tebessüm eder gibiydi.. Saat, gecenin yirmi dördünü göstermesine rağmen, yatıp, uyuyarak kendimden geçmek istesem de, zerre kadar gözüme uyku girmiyordu.  Zihnim nedenini bilemediğim bir aydınlık içindeydi. Kendimi bu manzara içinde hüzünle karışık duygusal bir transın eşiğinde buldum. Adeta gecenin esintisiyle iradesiz sürüklenen kuru bir yaprak gibiydim.  Sanki her an,  merdiveni olmayan bir yalnızlık kuyusuna düşebilirim endişeyle kendimi toparlamaya çalışıyordum. Aslında bu gayretimin de boşuna olduğunun bilincindeydim.  Gökyüzünde mehtap bana tebessüm ederken, ben ise onu bütün hüznümle seyre dalmıştım. Aramızda bir tür efsunlu bir yakınlık oluşmuştu.. Büyük bir sessizlik senfonisi ve mehtabın tebessümü hüznümü kat kat arttırıyordu.

Böyle bir ruh haliyle gayri ihtiyari bir şekilde elimdeki kitabı yatağımın üzerine bırakarak pencereye yöneldim. Sonra pencerenin perdesini iyice araladım. Pencerenin kanatlarını ardına kadar açtıktan sonra dolunaya daha geniş bir çerçeveden dikkatle baktım.  Pencere camımdan gülümseyen dolunay, pencere ardına kadar açılınca, sanki birbirimize bakış mesafemiz aralanmış gibiydi. Benden uzaklaşma anlamına gelen bu durumda, birden içimden gelen bir titremeyle sessiz sesiz ağlamaya başladım.  Uykusuzluğa yenik düşmüş ruh halimle, gözüme zerre kadar uyku gelmediği gibi, sessiz ağlayışlarımla gözlerimden bir damla dahi gözyaşım dökülmüyordu. Sanki göz pınarlarım kurumuş gibiydi. Bunun arkasından gelen ağır bir ağlama dalgasıyla, ağlama  şeklim hıçkırığa dönüşünce, sanki içimden bir baraj boşanırcasına iki gözümden gözyaşlarım akmaya başladı. Onlar aktıkça, yanaklarımdan, burnumdan, dudaklarımdan ve çenemden, ılık ılık süzüldükçe hıçkırıklarım kat kat arttı. Artık kendimi tutamayarak bağıra bağıra ağlama transına girmiştim.  Ağladıkça içim burkuluyor, içim burkuldukça da ağlıyordum.

Bu hıçkırıklar gecenin senfonik sessizliğini bozuyordu. Bu senfonik sessizliğin yerini sürekli yükselen hıçkırıklara bırakıyordu. Apartmanımızın giriş katında oturmamızdan, dairemiz sanki müstakil bir ev gibi, bahçemiz dört bir tarafından gözetlenebiliyordu. Gecenin sessizliği, penceremden bana bakan mütebessim bir dolunay, yalnızlığımla yaşadığım bu garip durum karşısında, penceremin tam karşısında duran, üzeri brandayla kaplı bir otomobilin üzerinde uyuklayan siyah bir kedinin dikkatini çekti.

Benim hıçkırık seslerimi ve ağlayışımdan etkilenen bu kedicik, aslında zaman zaman kendisine yiyecekler verdiğim sadece gecelerini bizim avluda geçiren bir sokak kedisiydi. O da en az benim kadar yalnızdı. O da en az benim kadar duyguluydu. O da en az benim kadar cefakâr, fedakar, vefakar bir kediydi. Pencerede bu halimi görerek yerinden kalktı. Küçük bir gerinmeden sonra usul usul penceremin tam altına gelerek başını yukarıya kaldırdı. Siyah kedinin gözleri ışıl ışıl parıldıyordu.. Gözlerinin ışıltısı sevgi, şefkat ve merhamet hisleriyle yüklüydü. Göz göze geldiğimizde beni bir dost olarak tanıdığını ima edercesine benimle dertleşir gibi miyavlamaya başladı. Bu siyah kedinin dostane davranışı beni teselli etmeye yetmişti. İnanılması güç gelebilir ama; bu dost sokak kedisi mehtabın altında, penceremin önünde serenat yapar gibi miyavlamasını "onaltı" kez yineleyip ortadan kaybolup gitti.

Artık yatıp uyumalıydım. Yaşadığım bu hüzünden sonra başımı yastığa koyduğumda, yalnız olmadığımı hatırlatan "Seni çok seviyorum" cümlesini tekrarlayan bir değerin varlığıyla uykuya teslim oldum. Asla yalnız değildim.  Uyandığımda mutlu ve umutlu bir sabah beni tebessüm ederek karşılıyordu.

14 yorum:

öz'üm dedi ki...

dolunayın böyle sizi ağlatması beni üzdü ama sonucu öyle bir bağladınızki sevinmeliyim dedim..
bizim dertlerimizle dertlenen her zaman destek olan güzel ağabeyimiz, her zaman yüzünüz gülsün inşallah..

lacrymosa dedi ki...

"Gökyüzünde mehtap bana tebessüm ederken, ben ise onu bütün hüznümle seyre dalmıştım. Aramızda bir tür efsunlu bir yakınlık oluşmuştu.. Büyük bir sessizlik senfonisi ve mehtabın tebessümü hüznümü kat kat arttırıyordu..."

ne kadar güzel sözcüklerle tarif etmişsiniz hislerinizi. ellerinize sağlık, ama bir daha bu hüznü yaşamamanızı diliyorum...

Kelimeler Dunyasi dedi ki...

Yalnız değiliz, arada bir hzüzünlenebiliriz hepsi bu...

İyi-Kötü dedi ki...

Gece gibi siyah bu kedinin size ışık olması ne kadar güzel.
Yüzünüzün daima gülmesini diliyorum sevgili Profösör.

öykü dedi ki...

bır duygu selı..
ve masum mınıcık bı canlının varlıgıyla kazanılan huzur..


sevgılerımle

Azura dedi ki...

Ne kadar güzel yazmışsınız, okurken kayboldum sözcüklerinizde. Gözlerim doldu istemsiz.

▬|α.к.α.т.я.ι.є.ℓ|▬ dedi ki...

Hüzünlü bi yazı olmuş. Ama çok güzel ifde etmişsiniz duyguyu. Yalnız ben duygusuz bi pislik olduğumdan ağlayamadım yaa :/

Sıradan bir balık dedi ki...

ruhunuzu dinginleştirecek sihirli sözcükleri duymak istediniz belki de..
dolunay hüznü yansıtır, sonra da yazdırır.

Deborah dedi ki...

Allah yüzünüzü hep güldürsün. Seni Seviyorum'larınızı eksik etmesin.

hazan dedi ki...

Her ne icin olursa olsun, aglamak guzeldir,o sevimli yaratiklar, dunyayi umursamazlar ama gercek duygularida paylasirlar.

içimizdeki karnaval dedi ki...

Hüzünle karışık güven duygusu birleşince süper olmuş.Sonundakis evgi ve güven huzur verdi ...

Profösör dedi ki...

öz'üm@ Amin.. Hepimizin yüzü gülsün.. Teşekkür ederim.

lacrymosa@ Çok teşekkür ediyorum. Ben sizler gibi eğitimci dostlarımın olmasından gurur duyuyorum. Mutlu oluyorum.

Kelimeler Dunyasi @ Kesinlikle yalnız değiliz. Teşekkür ederim..

İyi-Kötü @ İyi dileklerin için teşekkür ederim. Sizlerin de yüzü gülsün daime inşallah..

öykü@ Onların sayesinde yiyecek ekmek buluyoruz. anlayabilene..

Azura@ Her zaman beklerim. Bir duygu seli yaşadım diyebilirim. paylaşmak istedim bunu sizlerle..

▬|α.к.α.т.я.ι.є.ℓ|▬@ Sen kimbilir ne hüzünler yaşadın. Hayat seni daha bu yaşta pişirmiş olabilir..

Sıradan bir balık@ Küçücük ve sıradan bir balık neyi ifade ediyorsa evrende de biz aynıyız. Bazen iç dünyamıza inebiliriz hüzünlenerek..

Deborah@ Aminnn.. Hepimizin yüzü gülsün.

hazan@ İyi ki dostlarımız var etrafımızda. Paylayşabiliyoruz..

içimizdeki karnaval @ Hepimiz için huzur önemli.. Umutlu olmak mutluluğun baş şartıdır.

D. dedi ki...

Sevgili Profösör, bu yazıda duygularını o kadar doğrudan aktarmışsın ki insan okurken her anını gözünün önüne getirebiliyor. Bu hüzün, en yoğun yaşandığı vakitlerde bizi üzse de uzun vadede çok şey katıyor. O kedicik nasıl da hissediyor, bir çok insanın hissedemediğini bir bakışla çözüyor... Benim de bir kumrum var şu sıralar, gelip penceremden beni izliyor, bana moral veriyor, yüzü melek gibi, gözleri bir çok insandan daha manalı... Hiç konuşmadan ve belki hiç dokunmadan sadece uzaktan bakarak ama öylesine güzel bakarak iyi ediyorlar bizleri.

Sevgilerimle,

Profösör dedi ki...

D.@ Sayfamda bulunmanızdan bahtiyar oldum. Teşekkür ederim..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...