İzleyiciler

12 Ağustos 2011 Cuma

Dua Hayattır

Beni bir ben bilirim, bir de Rabbim bilir. Kimselere ne kendimi anlatabilirim, ne de derdim şu diyebilirim.. Anlatıp anlaşılamamaktır bizi gam ve kedere götüren. Hayatın bize sunduğu tüm düzen içerisinde neler yaşamadık ki.. Küçücüktük, büyüyüp hayata hazırlanmak için yol aldık. Çocuk olduk, anlaşılamadık.. Bazen ne istediğimiz oyuncağa kavuşabildik, ne de istediğimiz yere götürüldük. Genç olduk, kendi içimizdeki fırtınaları dile getirip, bir Allah’ın kulu bizi de anlasın desek de anlaşılamamanın ve geri itilmenin sıkıntısını yaşadık. Kendi yaşıtlarımıza imrendik, hep bir arzu ve isteğin içinde bulduk kendimizi.. Hep istedik, tekrar tekrar istedik.. Gençlik bitip yuva kurmanın heyecanı içinde, gözümüz daha da iyiyi ve güzeli arzuladı. Bir yuva kurup, hayatımızın devamında bize eşlik edecek kişinin bizim gibi düşünüp, bizim gibi yaşamasını istedik.. Bir evlat sahibi olmayı, bir ev sahibi olmayı, güzel bir hayatın içinde rahat bir şekilde yaşamayı arzu ettik.. Yaşlılık gelip bizi bulduğunda bile, sanki hayatın en başındaymışız gibi beklentilerimiz ve isteklerimizin ardı arkası hiç kesilmedi.. Biz her ne istesek de hayatımız mukadderatla ilintiliydi. Anladık ki biz ne istiyorsak hakkımızda en hayırlısını veren yine O yüce Rabbimiz idi. Bize düşen görev, Rabbimizin emirlerine uyup, hulusi bir kalp ile ellerimizi açıp, dua edip, O'na yakarıştan ibaret olmasıydı.

İnsanoğlu hep bir İstemenin ve kendinde olmayan durumun peşindedir. Hayatının tamamında, tek bir günü bile, bir şey istemeden geçirmemiştir. Yaratılışta olan bu kavram kâinattaki tüm canlılar içerisinde, insana verilmiş en güzel mucizevî bir özelliktir. Dua Rabbi ile kendi arasındaki en önemli iletişim kaynağıdır. Her sıkıntısını, her arzusunu, her yakarışını sadece ve sadece ellerini semaya açıp Rabbin’den ister. Allah’ın Resülün’dan bizlere ulaşan bir hadiste "Sizden herkes, ihtiyaçlarının tamamını Rabbinden istesin, hatta kopan ayakkabı bağına varıncaya kadar istesin" Bir iğneden bir ipliğe, bir evden bir evlada, güzel bir huydan güzel bir harekete kadar tek istenilecek yer Rabbimin huzurudur. Tevhidin öz konusu ve açılımı da budur. Dua bir ibadet şeklidir. Biz O'nun kulları olarak ancak O'na kulluk eder ve ancak O'ndan yardım isteriz.

Kim bilebilir ki kişinin içinde yaşadığı çıkmazlarını, acizliklerini hayal kırıklıklarını ve hayattan tüm beklediklerini… En yakınına, hatta annesine bile tüm hissettiklerini anlatamayan bir insanın tek dostu, tek sırdaşı ve tek sığındığı Rabbi’dir. Sadece O'na kendisini anlatır. Sadece O'na tüm zayıflıklarını, karmaşalarını, kırgınlıklarını, beklentilerini anlatabilir ve isteyebilir. Sadece O'nun karşısında rahatça ağlayabilir. İnsanın her şeyini, herkesten sakladıklarını, günahlarını ve sevaplarını sadece O bilir. Sadece O'na söyler ve sadece O’ndan medet umar. Kendi iç sesini, kendi aklından geçen türlü düşünceyi, hayallerini bilen sadece Rabbi’dir. Kişi kendisini sadece ve sadece Rabbi’ne teslim eder ve sadece onun huzurunda kendisi olabilir. Yalansız, riyasız, anlaşılamama derdi olmadan, tek kendini ifade ettiği yer, Rabbine duasıdır. Çünkü dua, kişinin kendisi ile Rabbi arasındaki en büyük iletişim ve yakınlaşmasıdır.

Dua etmek sadece Rabbimizden bir şeyler istemek anlamına gelmemelidir. Dua bir katrenin bir ummanla buluşma vaktidir. Dua kulun Rabbiyle bütünleşme halidir. Mikro bir değirin, makro bir değer içinde yerini bulmasıdır. Dua yaşamdır.. Dua İslam'ı özümsemektir. Dua sözde inananlardan sıyrılmaktır. Dua teslimiyettir. Dua her türlü hal ve hareketimizle Rabbim’e teslim olduğumuzu tüm cihana göstermektir. Dua tevhidin anlamını bilmek ve yaşamımıza uygulamaktır. Dua kişinin hiç beklentisi olmadan, sevdiklerine ve tüm İslam âlemine, güzellikleri ve iki dünya saadetini istemektir. Günahsız bir dil ile başkasının iyi bir hayatı olması adına Rabbimize el açmasıdır. Dua sevinçtir.. Dua gözyaşıdır.. Dua hüzündür.. Dua boyun büküştür.. Dua cezbedir, coşkudur. Dua kulluk bilincidir.


12 yorum:

Pabuç dedi ki...

''Kim bilebilir ki kişinin içinde yaşadığı çıkmazlarını, acizliklerini hayal kırıklıklarını ve hayattan tüm beklediklerini'' bunları anlatıp paylaşsanız bile hiç kimse gerçekten anlamaz/anlayamaz Hocam. Sizi bir tek Yaratanınız anlar ..Onun için dua ile insan içini döker ve rahatlar..hiç bir önyargıya maruz kalmadan dinleniyor olmaktan huzur duyar..SEvildiğinin karşısında kendi gibi olur ve kendini paylaşır..Dua huzurdur dua en kıymetli anlarımızdır..

Bu güzel yazı için teşekkürler..Yüreğiniz dert görmesin Hocam..

Sevgi ve saygılar...

hazan dedi ki...

Benim mutlulugum dua'm beni rabbimle samimice bulusduran tek sey.

öz'üm dedi ki...

dua etmek böyle güzel anlatılınca içimden dua etmek geldi ''Allahım Mehmet abimize sağlıklı güzel uzun bir ömür ver yarabbim''

YAŞAMSAL GANİMETLER dedi ki...

sevgili asahhara ve profösör hocam yüreğinize sağlık olsun..

didem dedi ki...

Allah herkesin dualarini kabul etsin. Ne guzel yazmissiniz.

Buket dedi ki...

arsız kediden buraya geldim ve bu güzel yazını okudum. çok güzeldi, sevgiler...

Profösör dedi ki...

Pabuç@ Çok teşekkür ederi. Allah razı olsun sizden..

hazan@ Tek sığındığımız müessese dua müessesesi.

öz'üm@ Allah razı olsun. Senin de bütün muradını versin. Sağlık, mutluluk huzur versin..

YAŞAMSAL GANİMETLERÜ@Teşekküre ederiz. Her zaman sayfalarımıza bkleriz..

didem@ Amiiin diyelim..

Buket @ Her zaman bekleriz sayfamıza.. Mutlu oluruz..

Nora dedi ki...

gerçekten dua olmasa ne yapardım acaba

Aѕαннαяα dedi ki...

Dua özümüz, dua kulluğumuz.

Deborah dedi ki...

Bu ara böyle bir yazıya ihtiyacım vardı... Tam tamına... Dua umuttur...

Profösör dedi ki...

Nora@ duasız yaşamayalım..

Aѕαннαяα @ Dua = 16

Deborah ü umutların yeşersin inşallah..

nini dedi ki...

Profösör benim blog dünyasına dahil olmamdan önceki yazılarınızı okurken bu yazınıza denk geldim. çok ama çok etkilendim. buradan söylemek doğrumudur, yanlış anlaşılır mıyım tasası taşımadan size bir şey söylemek istiyorum.

ben kendimi bildim bileli dua ederdim. sonra o kadar üst üste şeyler yaşadım ki "yalnız kaldığıma" ya da "yalnız olduğumuza" inanmaya başladım. sonra sonra hayal kırıklıklarım arttıkça inancımda çalkantılar oldu. kendi adıma dua etmeyi bıraktım. fakat fark ettimki bir tek kendim için dua edemiyorum. bir ambulans geçtiğinde, bir kaza gördüğümde, biri vefat ettiğinde, arkadaşımın sınavı varken vs. hep kendimi dua ederken buluyorum. ama kendim için edemiyorum. çok aşmaya çalıştım ama hala beceremiyorum. içimden gelmiyor. hep sanki hiç sesim duyulmuyormuş hissi yaşadığımdan olsa gerek kendi adıma dualarımın kabulü yokmuş gibi geliyor. inancım öyle sarsıldıki kendi adıma edebildiğim tek duam "lütfen bana o inancı geri verecek şeyler yaşat, yanımda olduğunu hissettir" oluyor..

niye yazdım, neden buraya döküldüm bilemiyorum. sanırım yazınızdan etkilendim. bunları yeniden sorgulamama sebep oldunuz. teşekkürler, iyi varsınız...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...