Herkes tatil için hazırlanıyor. Birçok kişi tatilini yaptı bile. Kimisi yurt içi, kimisi yurtdışı seyahatlerle de deniz, kum ve güneşin ötesinde kültür seyahatini yeğliyor. Bir arkadaşım bana soruyor, Roma'ya mı gideyim yoksa Paris'e mi? Fransız kültürünü daha iyi bilirim. Sanat ve estetik anlayışının batıdaki temsilinin bir lokomotifi durumundadır. Yazarlar, çizerler, modacılar, şarkıcılar, diğer Avrupa ülkelerinden daha farklı bir yanı olduğunu söyleyebiliriz. Bence önce bir Paris görülmeli dedim arkadaşıma... Kimisi arkadaşım gibi bir seyahat düşünüp de nereye gideceğini karar veremiyor. Biz ise hesap kitap işiyle ilgileniyoruz. Paramız yeteri kadar olsa da annemiz, babamız bize ne der düşüncesiyle yazlarımızı onların yanında ve köylerde geçiriyoruz. Bu seyahat kültürü olmayıp sadece sılayı rahimden ibaret kalabiliyor. Oysa seyahat başka yerler görüp, başka yerlerin yaşam kültürlerini tanımak için yapılan gezilerden ibarettir.
Bizim ülkede her şey aşırı olduğundan, hakkaniyet de çiğnenebiliyor. Hiç hafta izni olmadan bile çalışanlarımız var. Bu ne insanlığa, ne de insanlık onuruna hiç yakışmıyor. İfrat ve tefrit insanımızı bedenen ve ruhen çökertiyor. Osmanlıda bile merkeplerin haftalık iki gün izninin olduğunu, kanunlarından öğreniyoruz. Sevgi, şefkat ve merhametin olmadığı bir dünyada, çalışma düzeni de insan sağlığını tehdit ediyor. Koskoca yılın getirdiği yılgınlık ve yorgunluk için tatil kültürünün yaşanması kaçınılmaz oluyor. Oysa mesai saatleri ve izin günlerinin hakkaniyetle uygulanmasında insanın yorulması mümkün olmaz. Zaten gün içinde çalışmak ve dinlenmek birbirini tatmin edecek bir durumdur. . Aksi takdirde insan seyahat yapmayı maddeten ve manen bile düşünemez oluyor. Seyahat bir yorgunluk giderme operasyonu değildir. O her şeydir. Bilgi, görgü, sanat, estetik ve dünyayı yeniden keşfetme ve kendini yeniden güncelleme ameliyesidir.
Çalışma hayatımız insanlık onuruna yakışır biçimde olmalı.. Tatil yerine seyahat kültürü gibi kapsamı geniş bir değerle, insanı gerçek mutluluğu tattıracak bir anlayışa sahip olabilmeliyiz. Batı düşüncesinde seyahat; "tour" kelimesiyle ifade edilmesinin bir gerekçesi de budur. Yoksa seyahat, bir nevi "deniz, kum, güneş" ten ibaret değildir.
Profösör








