Her şey bir tarafa, kızımla bir bahar yürüyüşü yapalım istedik. Kıra gidemeyiz.. Tepelere bayırlara tırmanamayız.. Büyük şehirlerde arada, kuytuda, mahalle arasında bir küçük park olsa da bir nebze bu isteğimizi tatmin yoluna gidebiliriz. Nede olsa park demek, bizi fiziken ve ruhen dinlendiren bir atmosfer demektir. Ben de kızım da spor diyebileceğimiz yürüyüş kıyafetlerimizi giydik. Çantamıza gerekli malzemeleri koymayı da ihmal etmedik. Ben fotoğraf makinemi alırken, kızım da patenlerini giyerek yola koyulduk.. Tek amacımız yürüyüş yapmak, anne kız doğal bir ortamda konuşmak ve yakınlaşmaktı.
Bir taraftan yürüyüş yapıyor, bir taraftan da fotoğraf ve video çekiyordum. Taşların arasındaki küçücük bir çiçek bile bana anlam yüklüyor, bunun hayatiyetini ben ve kızımla paylaşarak, yaşama azmi ile umuta aşılandık diyebiliriz. Kızım patenleriyle kayarak önden gidiyor, uzaklaşınca tekrar bana dönerek beni karşılar gibi yapıyordu. Hem o, hem de ben birlikte mutluyduk. Kırmızı tuğla döşeli park yoluna girer girmez ağaçtan yapılmış bir kamelyaya yöneldik. Önce bir nefes alalım sonra da güç geliştirici spor aletlerinde çalışmayı yeğliyorduk. Kamelyaya oturduk.
Karşımızda oturan yaşlı teyze ve amcaya bakar bakmaz, onlar da bize gülümsediler. Arkasından selam verip hal hatır sorduk.. Yaşlı amca neredeyse yetmişinde vardı. Gençler kefelerde, parka gelen yok sizin gibi deyince, biz de doğal ve sağlıklı ortamları seviyoruz dedik. O zaman yaşlı amca sevindi. Benim de kahvehane alışkanlığım yok dedi. Teyze de bu sözü doğrulayan nitelikte kafasını sallayarak herkes kefelere ve çay bahçelerine gidemez dedi. Oralara paramı dayanır; bizim için bu parklar çok bile deyiverdi.
Oysa parklar eskiye göre nitelikliydi. Bu esnada parkta yemek için ayırdığı çikolatalı gofretlerden birini çantasından çıkararak kızıma verdi. Diğerini de ikiye bölerek yarısını teyzeye eliyle yedirirken bir diğer yarısını da kendisine pay ayırdı. Bize gülerek bu teyzeniz olmazsa bu parkın da anlamı olmaz dedi. Sözüne devam ederek hayatın anlamı bu teyzenizdir dedi. Sonra da bizim için vakit geç oldu, namazımızı kaçırmayalım deyip bizden izin isteyerek parktan ayrıldılar. Bir de ne görelim; evlerine yönelen bu yaşlı karıkoca, amca ve teyze el ele tutuşmuşlardı.
Profösör
Profösör

