İzleyiciler

islam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
islam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2020 Pazartesi

Vakıf Kurumsal Tasarımları


Turkuaz rengin yüzde yirmi.eş açık tonuyla kare vektörel çalışmalar.  Karelerin sekizgen oluşumu ve hilal ile bütünleşmesi. Tek renk matbaa baskısı yapılabilir. Dijitalde sorun yor. Fakat ikinci açık renk ikinci bir kalıpla direk özel baskı yapılırsa daha kaliteli olacaktır.

Profösör

24 Ekim 2015 Cumartesi

Osmanlıda Anne ve Bebeği


Medeniyetimiz  Kutsal İslam  inancına dayanır. Vücuda getirilen her şey sanat ve estetikle hayat bulur. Osmanlı İslam Medeniyeti'nde her şey inanca yorulur; çünkü İslam kalbe dokunur. Hamile bir kadın anne olamamıştır. Anne olamadığı gibi de bebeğini doğuramamıştır. İnsanın içini titretecek, sevgi, şefkat, merhametin   sanatsal bir yansıması olarak da gördüğümüz bu zerafeti, asil duygularla buluşturan, anne ve bebeğini simgeleyen bu mezar taşının bize verdiği medeniyet dersi karşısında adeta nutkumu yutuyorum. 

Ne yazık ki; günümüzdeki   harf devriminin toplumu yozlaştıran yönüyle mezar taşlarına baktığımızda  latin harflerini doğru düzgün yazılıp okunamadığına  da şahit oluyoruz. Derme çatma mezarlıklarda kültürümüzle taban tabana zıt,  latin hurufatın zihnimizde bıraktığı kirlilikten temizlemenin vakti gelmiştir artık. Öze dönüş yeniden doğmak yeniden dirilmektir.   İlkokullarda Kuran'ı Kerim ve Siyer dersinin yanısıra Arapça dersinin de okutulması beni fazlasıyla umutlandırıyor doğrusu.

Medeniyet kendi inancıyla kendi kültürüyle varlığını korur. Milletin değerlerine hitab etmiyen ve milleti yozlaşmaya götüren bir zihniyet, sevgi, şefkat, merhametten habersiz olduğu kadar,  sanattan, estetikten, zerafet ve asaletten de bihaberdir. Son sözüm;  medeniyet ve kültür inanca dayanmalı ve kalbe dokunmalıdır.

Profösör

17 Ocak 2011 Pazartesi

İslam ve İmparatorluk kavramlarının bir arada bulunması mümkün değildir

Kelimeler ve kavramların yüklendikleri anlamlar çok önemlidir. Üzülerek belirtmeliyiz ki; toplum olarak bunun farkında olmadığımızı düşünüyorum. Kelimeleri ezbere kullanıyoruz. Düşünmeden ve tartmadan sunulanı alıyoruz. Özellikle yabancı kelimelerde bunu çok yapıyoruz. Ne yazık ki en göze çarpan hatalar da Medya tarafından yapılıyor. Geçenlerde televizyondan izlediğim bir yabancı belgesel’in adı “İslam İnanç İmparatorluğu” idi. İslam düşüncesinin İmparatorluk mantığıyla yakından uzaktan alakası olmayan bir kavramla bağdaştırılması beni şaşırtmadı. Artık şaşırtmıyor böyle şeyler. Çünkü bilinçli yapılıyor. Yani bunu çeviren bilinçli çevirmiyor olabilir belki ama kelime batıdan öyle bir yerleşip geliyor ve diğer kavramları sömürüyor ki, işte batının ruhuna uygun davranış biçimi, burada kendini gösteriyor. Batı yüzyıllardır davranış biçimi olarak sömürme bilinciyle hareket etmiş ve imparatorluk fikrine de böyle ulaşmıştır. Batının imparatorluk kelimesine bakış açısı budur. Tüm bunların dışında İmparatorluk bir yönetim biçimidir. Haklıların değil de güçlülerin bir yönetim biçimidir. İslam İnancı ile nasıl bir bağlantı kurulmak istediğini düşünemiyorum. İslam inancının temelinde “senin dinin sana, benim dinim bana” prensibi vardır. İnancın kimseye zorla, sinsice kabul ettirme çabası yoktur. Bu mantık her alanda da böyledir. Sorumluluk bilinciyle hareket edildiği zaman ister istemez çarpıklıklar gözden kaçmıyor.

Bu itibarla kelime ve kavramları yerli yerince kullanmak ancak, kendi medeniyetimizin temel felsefesini iyi öğrenmekten geçiyor. İslam inancı, evrenselliğin başına madde olarak adaleti, hak ve hukukun yerine gelmesini şart koşuyor. İslam inancı sömürüyü, emperyalizmi ve imparatorluğu inancı gereği reddediyor. Zulmün yerine adaleti kaim etmeyi bir mefkure olarak inanan insanlara bir mükellefiyet yüklüyor.

Yazan - Çizen : Profösör

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...