İzleyiciler

1 Temmuz 2016 Cuma

Edeb Ya Hu!..

Geleneksel Osmanlı İslam Türk Sanatlarında levhacılığın, hattın ve tezhibin toplumun şuurlanmasında büyük bir işlevi vardır. Levhacılık İslami terbiyede beyinlere kazınacak, kalplerde yaşatılacak nice anlamlı sözler vardır. Kur’an ayetlerinden ve Hadislerden tutun da, kibar-ı Kelam kabul ettiğimiz nice kısa ve öz kelime, kavram,  cümleler vardır. Bunlardan birisi de “Edeb Ya Hu” cümlesidir. Bu cümle dua cümlesi olduğu kadar, bizim davranışlarımızı denetim altında tutan, haddimizi bildiren   bir nevi uyarı cümlesidir. “Edep Ya Hu!”  Ey Allah’ım bizi edeblendir demektir. Aynı zamanda haddini aşan, edeb dairesinden çıkan, sorumsuz kişilere karşı kullanılan bir serzeniş cümlesidir.

Her insanın yaratılıştan belli bir genetik ve karekter yapısı vardır. Bir takım davranışlara karşı iyi ya da kötü bir meyili vardır. Biz bütünüyle insanın davranışlarını ahlaki  çerçevede değerlendiririz. Şuurlu bir insan ahlaklı bir insandır. Terbiye ise insanın zaaflarına karşı nefsini eğitmesi ve nefsini kötülüklere karşı dizginlemesidir. Nefsini terbiye etmiş bir insan aynı zamanda  iradesini iyi yönde kullanabilen bir  insan demektir. Levhacılık bizim aldığımız eğitimin yanında bizi her ortamda bilincimizi taze tutan, bizi güncelliyen ve bizi diri tutan işlevselliğiyle büyük bir önemi vardır. Yeni nesil olarak geleneksel İslam sanatlarını öğrenmek, hayatımızda uygulayabileceğimiz bir takım değerleri de öğrenmemiz büyük önem arzediyor. 

Ahlak ve terbiye kelimesi birbirinden farklı olarak anlam ifade eder. Ahlak yaratılıştan genitik yoluyla nesilden nesile intikal eden huy, karekter, secere, meşrep ve fıtrattır. Terbiye ise sonradan kazanılan, duygu, düşünce ve kendiliğinden sudur eden ahlaki davranışlardır. Onun için, ahlakı güzel olan insana ahlaklı ya da güzel ahlaklı dediğimiz gibi, edeb sahibi insana da edepli ve terbiyeli insan diyoruz.  Yine bizim kültürümüzde levhalık edebe dair bir sözü de burada zikretmek isterim. Arapça “Edeb” kelimesini oluşturan “Elif”, “Dal”, ve “Ba” harflerinin baş harfleriyle, müslümanın Eline, Diline ve Beline sahip olması anlamında  kullanılan bir cümleyi Kibar-ı Kelam olarak da Kabul edebiliriz. Bu şekilde kullanılan sözlerin elbette özü itibariyle ayet ve hadislerin oluşturduğu manaya delalet eder. Başka bir levhada da yer alan  "Edep bir tac imiş Nur-u Hüda’dan Giy ol tacı, emin ol her beladan..." sözünü bilmeyenimiz yoktur. Çünkü edeb bizi her türlü beladan korur. Edepsizlik yapmak da bizi her türlü belaya sokar. O halde Hazreti Peygamberin ahlakıyla ahlaklanmak, alemlerin terbiyecisi oln Rabb-ül Alamin’in rızasını kazanmamız gerekir. Ancak terbiyeli bir insan olmak, güzel ahlaklı bir müslüman olmak, Allah’ın  emirlerini yerine getirmek ve nehyettiklerinden de  şiddetle kaçınmakla olur.

Edepli insan, inanan, inandığı gibi yaşayan, iyilik seven, adaletli ve ahlaklı davranan, toplum içinde adab-ı muaşeret kurallarını yaşayan, yaşatan müslüman demektir. Edepli insan, duyarlı, hassas ve şuurlu insan demektir.


..........
Not: Hukukçu Fazıl Sadıkoğlu'nun  Öncekigünkü Yeni Birlik gazetesindeki Ramazan Sayfasında neşredilen makalesini bloğumda paylaşıylorum.
..........

Profösör

2 yorum:

Mehmet Ali Yalçınkaya dedi ki...

Çok hoş bir yazı.. Eline diline beline hakim olmak edepli olmak her insanın amacı olmalı. Bu konuda kendimi de eleştiriyorum kimi zaman dilime hakim olamayan birisiyim. O yüzden Edep Ya Hu!

Profösör dedi ki...

Mehmet Ali Yalçınkaya@ Bazen kafamızın tası atabiliyor. Sükunet ve huzur arıyoruz oysa...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...