Asahhara'nın "Anılarımız ve anılarımızın eşyalarımıza yüklediği anlamlar" Başlığıyla ilgili yazısını dikkatle okudum. Hem hüzünlendim hem de sevindim doğrusu. Bu arada beni bu konuda "mim" lediği için de ayrıca kendisine teşekkür ediyorum. Çocukluğumu tekrar yaşadığım için ayrıca keyiflendim.
Çocuklarımız; aynı zamanda geleceğimizi süsleyen değerlerimizdir. Onlar bizin en büyük hülyamızdır aslında. Geleceğimizi çocuklarımızın üzerinden tasavvur ederiz. Hepimizin en büyük dileği, çocuklarımızın, sağlıklı, mutlu, huzurlu ve birer hayırlı evlat olmalarıdır. Bunun yanında çocuklarımızın maddi ve manevi bütün zenginliklere kavuşmasını isteriz. Onların bilgiyle donanmasını, bilinçli yaşamasını ve insanlık idealinde bir birey ve insan olmasını arzularız. Bu konuda üzerimize düşen her ne varsa onlar için hiçbir fedakârlığı esirgemeyiz. Bizim sağladığımız imkânlarla birlikte, kaderinin de iyi olmasını, bahtının güzel olmasını dileriz. Bizim de üzerimize düşen en büyük sorumluluk da kendimizin de iyi bir insan olma yolunda gösterdiğimiz çabadır. Bu çabayla çocuklarımızın da onurlu ve soylu bir şekilde hayat anlayışlarına bir katkı gösterebilmeliyiz. Bazı değerler genetik olsa da, hayata bakışındaki, duygu, düşünce ve davranış olarak da alabilecekleri değerlerdir. Buradan yola çıkarak, bir çocuk kitabının tanıtımını ele almaya çalışalım.
Çocuklarımızın hayal dünyasına büyükler erişebilir mi diye sorarsanız hemen "Hayır" cevabını verebilirim. Çocuklar kendini Pokemoon yerine koyabilirler. Çocuklar kendini Heeman yerine koyabilirler. Çocuklar kendini bir kedi, bir köpek, bir böcek ve bir çiçek yerine de koyabilirler. Hatta çizgi filmdeki kahramanlara özenerek Arımaya gibi çiçekten çiçeğe konabilirler. Arı gibi sokabilir, kelebek gibi uçabilirler. İsterlerse hiç düşünmeden kendilerini bir boşluğa bırakıp kendilerini bir Süpermen kahramanı gibi görebilirler. Onlar inandıkları ve aklına getirdikleri her şeyi gözlerini kırpmadan yapabilecek bir potansiyele sahiptirler.
La Fonten masallarındaki gibi kendilerini kırmızı başlıklı bir kız, Ormandan dönen bir avcı, ya da bir kurt, bir tilki yerine de koyabilirler. Hele resimli bir masal kitabı onları çıldırtabilir de. Fareli köyün kavalcısının arkasından bile gidebilirler. Keloğlan gibi padişahın kızına aşık olabilirler. Kitaplarda geçen masalımsı öykülerin mantık ve fizikötesi ütopyasında biner gece masallarının içinde şişeden çıkan cin gibi kendilerini düşleyebilirler.
Yukarıdaki videoda bir öykü kitabının tanıtımı yapılmaktadır. Bu öykü kitabının tanıtım serüvenindeki üç boyutlu hareketli animasyonla çocukların ve bizim gibi ebeveynlerin beğenisine sunulmuştur. Öyküden alınan ilhamla kitabın sayfaları arasında dolaşan bir masal kahramanı gibi, kendimizi bir an rüzgârın önünde etekleri savrulan kırmızı başlıklı kız yerine koyabiliriz. Ya da bize biçilen kaderimizin bir kuru yaprak gibi rüzgârın önünde, bilinmeyen bir yolculuğa imzamızı atan bir maceraperest gibi, bir buçuk dakikalık bu kitap animesinin çarpıcı ve cazibeli bir büyünün tutsağı olmaktan kurtulamayız.
İşte iletişim budur. İşte iletişim mecrası budur. İşte tanıtım ve iletişimin sırrı bu büyüde gizlidir. Çocuklarımız neden istemez ki bu masalımsı büyülü fragmanda yerini alsın. Birer rol kapmasınlar. Biz bile...
Bu videoyu ve altyazıyı Sevgili Nehir İda ve madalya kazanan kuzusuna armağan ediyorum.