İzleyiciler

hristiyanlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hristiyanlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2020 Perşembe

Nabibyalılara göre Tanrı

Nabibyalılara göre Tanrı Nabibya'yı tam da gadaplı ve kızgın anında yaratmış. Yaratmış yaratmasına da bütün ülke olduğu gibi kızgın bir çöl ve cehennemi bir hayat.  Fakat Nabibyalılar Tanrıya konduracak değil ya!. Yine onlara göre Tanrı Nabibyalılardan özür dileme mahiyetinde Nabibya'nın bütün altını olduğu gibi kıymetli taşlar, mücevherler, yakutlar, elmaslar ve daha nice kıymetli madenler döşemiş. Ne döşemesi bezemiş te bezemiş. Fakat Nabibyalılar bunun nimet olduğunu farkedebilmiş mi?..  Gelmiş elin gavur Batı'sı Afrikada misyonerleriyle aldatmaca hristiyanlığı yaymış, ellerinden madenleri almış, onları da kendi madenlerinde k bir topan ekmeğe köle gibi çalıştırmış. Kurtuluş reçetesi ne mi diyeceksiniz elbette şuur. Şuur devamlı iyilik içinde nefes almak. Kazandığını paylaşmak. İyiliği insanlık idealine yaymak. Ümmet olmak. İnsan olmak ve kaynaşmak. Hak'tan daha büyük bir güç ve irade olabilir mi, asla olamaz.  Hakikat erleri bunun  şuurundadır. En büyük dua, mazlumların, mağdurların, masumların gönlüne dokunabilmektir vesselam.

Profössör

19 Aralık 2014 Cuma

Yılbaşı Hediyesi


Sabah sabah karga kahvaltı yapmadan evimizin telefonu çalıyor. Ahizeyi kaldırdığımda sanki şehirlerarası otobüs terminallerindeki anons yapan spikerlerin sesine benzer bir üslupla "Beyefendi iyi günler; Karedeniz tekneler turundan arıyorm sizi" diyor. Ben de kalın ve tok bir sesle, bir o kadar artistik bir eda ile "Mersi bokuuu!.." diye karşılık veriyorum karşımdakine. Karşımdaki hanımefendiye gülme krizi tutuyor. Bir müddet sonra gülme krizi geçince, ahizenin ucundaki ses, ciddiyetini takınarak  gayet kibar bir şekilde; "Beyefendi size dört sorum olacak, bilirseniz, Boğaz'da eşinizle birlikte tekne gezisi kazanacaksınız. Buna ilaveten de bir haftalık beş yıldızlı otelde tatil yapma fırsatı kazanacaksınız" deyince, ben de gayet nazik bir şekilde " Bizim tatil kültürümüz yok." diyerek teşekkür ettim hanımefendiye. O da "Çok hoş!.. Ben teşekkür ederim" deyip telefonu kapatıyor.

Pazarlamanın bir başka çeşidi de, sahibinden izinsiz, bir yerlerden  data halinde  satınaldıkları telofoları bir bir arayarak sözüm ona "yılbaşı"nı pazarlayacaklar bize. Tanımadığım ve bilmediğim bir telefona nasıl güvenebilirim. Millet bu kadar aptal mıdır ki; üstelik, evi ve mahremi aranıyor, bunu da  anlamak mümkün değil. Diğer taraftan tatil kelimesi o kadar cezbedici hale getirilmiş ki; inandığımız değerlere taban tabana zıt bir kültür. Oysa bizde seyahat kültürü var. Sılayı rahim var. Ziyaret var. Dostlarla buluşmak, dertleşmek, hemhal olmak varken tatil de neyin nesi!.. Öyle değil mi!..

Harf devrimi yapıldı ama, bu bir anlamda bana göre bir dil devrimiydi. Bir zihniyet değişimiydi. Kelimeler mecraından saptırıldı. Hem az kelimeyle çok şey ifade etme imkanını kaybettik, hem de çok kelimeyle polemik yapmaktan öteye gidemedik. Toplum olmaktan ve ortak değerleri paylaşmaktan çok, bireyleştik. bencilleşmeyi de özgürlük sandık. Birbirimizden koptuk ve yanlızlaştık. O halde şimdi bu kaostan kurtulmanın ve milli değerlere sarılmanın, öze dönmenin vakti. Onun için ne tatil yaparım, ne de yılbaşı kutlarım. Ne yılbaşı hediyesi veririm, ne de yılbaşı hediyesi alırım!.. Bundan sonra bütün değerlerin insanı insan yapan, insanı bencillikten kurtaran, insanı şuurlandıran, inanca ve zihniyete göre şekillenmesini isterim.

Profösör

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...