İzleyiciler

27 Mart 2010 Cumartesi

Blog Dostluğu

İnsan kendi itibarını düşünüyorsa ağzından çıkan cümlelere dikkat etmek zorundadır. Günlük yazmak gibi blogda da özel sayılabilecek duygu ve düşüncelerinizi yazmak konumunda kalabiliyoruz. Günlük yazmak daha somut oluyor. İsmin cismin ortaya dökülebiliyor. Fakat blog yazmak sanal bir eylemdir. Çünkü rumuzlarla kimlik kullanabiliyoruz. Belki de özel durumların irdelenmesi, farklı kimlik ve kişiliklerden yorum alınmsı, özgürce değerlerin tartışılması ve tartılmsına şahit olabiliyoruz. Adını ve sadını bilmediğimiz, ama yazılarından bir değer olduğu anlaşılan kimliklerin, kişilikleri de aynı zamanda ortaya dökülebiliyor. Bize düşen, iyiniyetli ve gerçekten kulağımıza altın bir küpe olarak takabileceğimiz öğütleri de alabilmiş olmamızdır.

Profösör rumuzuyla burda yazan blogdaş da bir nevi sanal dosttur. Fakat sanal da iyi bir dost olması, reelde kötü bir insan olduğu anlamına gelemez. Zaten buraya yazan blogdaşlar kendinden önce karşısındakini düşünebiliyorsa, karşı taraf bu samimiyeti hissedecektir. Belki de reeldeki arkadaşlardan görmediği iyi niyeti, samimiyeti, yardımlaşmayı, dayanışmayı ve paylşmayı blogdaşlarından görebilecektir. Blog yazarlığı ve blog dostluğu çok önemlidir. Blog yazarlığı ve paylaşımı da önemlidir. Bu bir lütuftur aslında.

Bazen kendini çıkmaz bir sokakta hissedebilirsin, bazen öyle sıkıntılar yaşarsın ki bütün duvarlar üzerine yıkılır. Blog dostluğu seviyeli olduğunda, kendine güven ve huzur gelir. Aşamayacağın ve çözemeyeceğin sorun yoktur aslında. Bütün tılsım buradadır.

17 Mart 2010 Çarşamba

Çanakkale Şehitlerine




































Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;
'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.
Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âğûşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif Ersoy

8 Şubat 2010 Pazartesi

"Mim" Benim için "Yedi önemli, ya da ilginç şey"

1. Zır zır ağlayan çocuğun kulağına bir şeyler fısıldayarak onun zırrrrrrlamasını anında kesebilirim. Yanaklarında gülücükler başlar.

2. Seversem sevilirim. Döversem dövülürüm. Bir arap atasözünde ifade edildiği gibi yaşarım. "Men dakka dukka" "Çalma kapıyı çalarlar kapını" atasözünü daima dikkate alırım.

3. Terazisi hassas olan dostlarla arkadaşlık kurarım. Onların terazileri patetes soğan tartmayacağına göre; altın ve mücevherat tartacaktır. Dengeli hayat duyarlı ve tutarlı yaşamaktan geçtiğine inanırım.

4. Dokuz karpuzu bir koltukta taşımayı severim. Yazarım, çizerim, canlandırırım.

5. Çocuklarla çocuk, yaşlılarla yaşlı olurum.

6. Mızıka çlmayı severim. Çantamda en az beş on tane mızıka taşırım. Nerede bir sümüklü çocuk görsem ona hediye ederim.

7. Pozitif yaşarım. Müsbet duygular yansıtırım. Organik yaşamayı severim. Pazarda kurtlu elma ararım. Elmanın sağlam yerinden ısırırım. Kurtlu tarafında yaşayan kurtçukların hayatiyetini devam ettirmesini isterim.

Not; Bu "mim" olayı ile bir şey demek isterim. Eski yazıyla yazılmış bazı evrakta önemli yerler için "mim" harfi kullanılmış. Çünkü arap "elif ba" sında "mim" harfi vardır. Acaba diyorum; mühim kelimesinin baş harfi de mim olduğuna göre, mühim'in mim'i mi esas alınmış. Önemli yedi şeyi aklıma gelenleri yazmış oldum. Sürçi lisan ettiysek affola..

26 Ocak 2010 Salı

"Bizim Grup" Tv -Radyo program, Reklam, Klip, Film, Belgesel, Fotoğraf, Dia ve Katolog çekimleri

Yayın İlkeleri
Madde 4 – (Değişik: 15/5/2002-4756/2 md.)
Radyo, televizyon ve veri yayınları, hukukun üstünlüğüne, Anayasanın genel ilkelerine, temel hak ve özgürlüklere, millî güvenliğe ve genel ahlâka uygun olarak kamu hizmeti anlayışı çerçevesinde yapılır. Yayınların Türkçe yapılması esastır. Ancak, evrensel kültür ve bilim eserlerinin oluşmasına katkısı olan yabancı dillerin öğretilmesi veya bu dillerde müzik veya haber iletilmesi amacıyla da yayın yapılabilir. (Değişik dördüncü cümle: 15/7/2003-4928/14 md.) Ayrıca, kamu ve özel radyo ve televizyon kuruluşlarınca Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerde de yayın yapılabilir. (Ek hükümler: 3/8/2002-4771/8 md.) Bu yayınlar, Cumhuriyetin Anayasada belirtilen temel niteliklerine, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı olamaz. Bu yayınların yapılmasına ve denetimine ilişkin usul ve esaslar, Üst Kurulca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Radyo, televizyon ve veri yayınlarında uyulması gereken yayın ilkeleri şunlardır:
a) Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı yayın yapılmaması.
b) Toplumu şiddete, teröre, etnik ayrımcılığa sevk eden veya halkı sınıf, ırk, dil, din, mezhep ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik eden veya toplumda nefret duyguları oluşturan yayınlara imkân verilmemesi.
c) Yayıncılığın, gerek yayın organı, gerekse hisse sahipleri ve üçüncü derece dahil olmak üzere üçüncü dereceye kadar kan ve sıhrî hısımları veya bir başka gerçek veya tüzel kişinin haksız çıkarları doğrultusunda kullanılmaması.
d) İnsanların dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri nedenlerle hiçbir şekilde kınanmaması ve aşağılanmaması.
e) Yayınların toplumun millî ve manevî değerlerine ve Türk aile yapısına aykırı olmaması.
f) (Değişik: 3/8/2002-4771/8 md.) Özel hayatın gizliliğine saygılı olunması.
g) Türk millî eğitiminin genel amaçlarının, temel ilkelerinin ve millî kültürün geliştirilmesi.
h) Türkçenin; özellikleri ve kuralları bozulmadan konuşma dili olarak kullanılması; millî birlik ve bütünlüğün temel unsurlarından biri olarak çağdaş kültür, eğitim ve bilim dili halinde gelişmesinin sağlanması.
ı) Kişilerin manevî şahsiyetlerine eleştiri sınırları ötesinde saldırıda bulunulmaması, cevap ve düzeltme haklarına saygılı olunması, soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberlerin soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlanmaması, saklı kalması kaydıyla verilen bilgilerin kamu yararı ciddî bir biçimde gerektirmedikçe yayınlanmaması.
j) Yayıncılığın haksız bir amaç ve çıkara alet edilmemesi ve haksız rekabete yol açılmaması, ilân ve reklam niteliğindeki yayınların bu niteliklerinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıklanması, bir basın organının özel çabalarla yarattığı ürünün kendi ürünüymüş gibi sunulmaması, ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesine özen gösterilmesi.
k) Suçlu olduğu yargı kararı ile kesinleşmedikçe hiç kimsenin suçlu ilân edilmemesi veya suçluymuş gibi gösterilmemesi; kişileri suç işlemeye yönlendirecek veya korku salacak yayın yapılmaması.
l) Haberlerin yayınlanmasında tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerine bağlı olunması; özgürce kanaat oluşumunun engellenmemesi; haber kaynaklarının kamuoyunun yanıltılmasının amaçlandığı haller dışında gizliliğinin korunması.
m) Halkı aldatacak, yanıltacak veya haksız rekabete yol açacak reklam yayınlarına yer verilmemesi.
n) Siyasî partiler ve demokratik gruplar arasında fırsat eşitliği sağlanması; tek yönlü, taraf tutan yayın yapılmaması; seçim dönemlerinde belirlenen seçim yasaklarıyla ilgili ilkelere aykırı davranılmaması.
o) (Değişik:3/3/2004 – 5101/5 md.) Yayınlarda, eser ve bağlantılı hak sahiplerine 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile tanınan hakların ihlâl edilmemesi.
p) Bilgi iletişim telefonları yoluyla yarışma ve benzeri yöntemlere başvurulmaması ve bunların sonucunda dinleyici ve seyircilere ikramiye verilmemesi veya ikramiye verilmesine aracılık edilmemesi, lotarya yapılmaması, bilgi iletişim telefonları yoluyla yapılacak anket ve kamuoyu yoklamalarının, hazırlık aşamasından sonuçlarının ilânına kadar noter nezaretinde gerçekleştirilmesi.
r) Televizyonda bölünür ekran yoluyla ana program ile ilgili veya ilgisiz bilgiler veren konuları işleyen yayınların yapılmaması, çerçeveler veya alt yazı tekniği kullanılarak sürekli yayın yapılmaması, haberde konu ile ilgili olmayan görüntülerin verilmemesi, haberle benzerlik arz eden görüntülerin arşiv niteliğinin belirtilmesi.[1]
s) Program hizmetlerinin bütün unsurlarının insan onuruna ve temel insan haklarına saygılı olması.
t) Yayınların müstehcen olmaması.
u) (Değişik: 1/7/2005-5378/37 md.) Kadınlara, güçsüzlere, özürlülere ve çocuklara karşı şiddetin ve ayrımcılığın teşvik edilmemesi.
v) (Değişik: 3/8/2002-4771/8 md.) Yayınların şiddet kullanımını özendirici veya ırkçı nefret duygularını kışkırtıcı nitelikte olmaması.
y) Suç örgütlerinin korkutucu ve yıldırıcı özelliklerinin yansıtılmaması.
z) Gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlakî gelişimini zedeleyecek türden programların, bunların seyredebileceği zaman ve saatlerde yayınlanmaması.


[1] Anayasa Mahkemesinin 21/9/2004 tarihli ve E.:2002/100, K.:2004/109 sayılı Kararı ile; bu bentte yer alan “... ana program ile ...” ibaresinden sonra gelen “ ... ilgili ...” ve bundan sonra gelen “…veya…” sözcükleri iptal edilmiş olup, iptal hükmünün Resmi Gazete’de yayım tarihi olan 4/8/2006 ‘dan başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesi hüküm altına alınmıştır.

"Blue Moon" amblem ve logo kombinezyonu

Ajans Ekonomi için sadece amblem çalışmaları

























Amblemler kare kare mantığı ve diğeri de kare daire mantığıyla tasarlanmıştır. Tek renk olup, karşıt imi çerçevelerin değrede üsulü eritme renk verilmiştir. Derinlik kazardırılmıştır.

Ajans Ekonomi için amblem ve logo çalışmaları


23 Ocak 2010 Cumartesi

Bir afiş grafik-tasarım denemesi

Yeni bir Tv program formatıyla "Kalplerin Keşfi"


Genel tanıtım:

Cemalnur Sargut'la "Kalplerin Keşfi " televizyon programı, yepyeni bir anlayış ve yepyeni bir anlatımla yeni yayın döneminde, televizyon ekranlarımızda izleyicilerimizle buluşacaktır.

İslam kültürü, inanca ve amentüye dayanır. Kamil insan, olgun insan ancak; itikad, ibadet ve ahlak ekseninde kendişini yetiştiren, yüce mertebelere erişmek için benliğini bencillikten kurtaran, ebedi saadete yüreğini açan kimsedir. Kul gönülden isterse, Allah ona gönlüne göre verir. Uzun sözün kısası "Kalplerin Keşfi"nde kalb kalbi bulur.

Cemalnur Sargut'la "Kalplerin Keşfi" insan, kainat ve ötesini irdeleyen, kavramları sevgi ve hoşgörü potasında eriterek, makro ve mikro açıdan izleyicilerle paylaşan bir televizyon proğramıdır.


Cemalnur Sargut'la "Kalplerin Keşfi" duygu ve düşünceleri davranışa dönüştüren, insan ve toplum üzerindeki bütün olumsuzlukları, karamsızlıkları, ve umutsuzlukları ortadan kaldıracak, birlik, beraberlik, kardeşlik, yardımlaşma, dayanışma ve kaynaşmyla dostlukların pekişmesini sağlıyacak bir televizyon programıdır.


Cemalnur Sargut'la "Kalplerin Keşfi" yaratılanı severiz yaratandan ötürü anlayışıyla, sadece insanı değil, tüm yaratılan varlıklara karşı sorumluluğumuzun bilinciyle, saadet ülkesi iklimini yaşatcak bir televizyon programıdır.


Cemalnur Sargut'la "Kalplerin Keşfi" muteber bir televizyon kanalında yayına başlarken, yayın formatıyla, konusu, amacı ve niteliğiyle, sıradan bir proje olmayıp, zihniyet değişiminde büyük bir etkisi olacak tebliğ niteliğinde empatik bir televizyon proğramıdır.


Cemalnur Sargut'la "Kalplerin Keşfi" yediden yetmişe insanı ilgilendiren, merak saikasını gideren, bilgilendirici ve geridönüşümü olan bir televizyon proğramıdır.


Programın ismi:
Cemalnur Sargut'la "Kalplerin Keşfi"

Programın sloganı:
"Kalb kalbi bulur"

Programın formatı:
Cemalnur Sargut ve konuklarıyla sohbet yapılırken, aralarda Türk tasavvuf musıkisi saz ekibi icrası, ya da kısa kısa, klasik musikisi devreye girecek. Sunucu da kendine verilen sufle formatla, hocayı, konuğunu, saz ekibini, gelen, post ve faksları, yönetecektir. Konu aralarında beyitler, güzel, fkısa ve özlü sözlerle proğramın akışı sunucu tarafından sağlanacaktır.

Programın konusu:
Cemalnur Sargut 'la İslam tefekkürü ve İslam tasavvuf kültürüdür. itikad, ibadet ve ahlak ekseninde insan, kainat ve ötesi, birlik, beraberlik, kardeşlik ruhu, dostluk ve hakiki saadet için kamil insan olma yolunda ahlak ve maneviyat zenginliği vurgulanacaktır.

Programın amacı:
Yapılan sohbetlerle toplum halinde yaşayan insanın yüce değerler kazanarak, hakiki saadete erişmesi amaçlanmıştır.

Programın niteliği:
Program canlı yayın, Cemalnur Sargut Hoca merkezli olup, her program farklı konular ve farklı konuklarla farklı mekanlarda yapılacaktır. Post ve , faksların değerlendirilmesi yapılarak, proğrama izleyicilerin katılımı sağlanacaktır. Sohbet, musıki ve anektodlarla program çekici hale getrilecektir. Bu proğram; İslam inancı, tasavvuf ve sevgi kültürünü tebliğ ve öğütlerle işleyen, bir sohbet proğramı niteliğindedir.

Programın periyodu:
Haftada bir gün-Canlı yayın (Ayda dört proğram)

Programın süresi:
60 Dakika

Yayın günü ve saati:
Perşembe - 21: 00

Programın türü:
Sohbet

Hedef kitle:
Genel



Yapım:
Bizimgrup

Program yönetmeni:
Mehmet Akyıl

Program koordinatörü:
Ümit Gülbüz Ceylan:

Program sunucusu:
Emel Özuğurlu

E-posta:
bizimgrup2001@yahoo.com

Ana sponsorluk bedeli:
00.000 Dolar + KDV

Yardımcı sponsorluk bedeli:
00.000 Dolar + KDV

22 Ocak 2010 Cuma

Bu ne turşu, bu ne perhiz !..

Plastik torba kullanmayalım. Dünyamızı öldürmeyelim!" diye afişler yaptırtılıp, münhal yerlere asılarak bizlerin bilinçlenmesi için uyarılarda bulunulmuş. Eskiden bez afişler yapılıp münhal yerlere asılırken doğayı en azından kirletilmiyordu. Ne yazık ki dün Özgürlük parkına asılan afişler bez afiş değillerdi. "Plastik torba kullanmayalım. Dünyamızı öldürmeyelim!" sloganlı asılan afişler pilastik branda üzerine plastik hurufatla yazılmış bir pilastik afişti. Ne yazık ki bu bilinçlendirmiyi Kadıköy Belediyesi yapmaktaydı. Demezler mi adama; "Bu ne turşu, bu ne perhiz !.."
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...